YILBAŞINDA NEDEN HİNDİ YENİR

0
108

Hindiyle ilgili tek hatırladığım şey: çocukluğumuzda bahçede ya da sokakta gezinen hindileri gördüğümüzde “kabarama kabarama kel Fatma! Annen güzel sen çirkin” diyerek onları kızdırmaya çalıştığımızdı. Ayrıca kazları da gördüğümüzde hem korkar hem de “tısssss” diyerek onları kovalamaya çalışırdık. Tabii onlardan biri herhangi bir nedenle kesilirse boğazımız şenlense de üzülürdük. Geçen günlerde bir arkadaşım: “Yılbaşında neden hindi yeniliyor? Hindi’nin mitolojik bir özelliği var mı?” dedi. Doğrusu bu ya ben de merak ettim.  Evdeki kitapları karıştırdım, bir şeyler bulamadım. Birkaç arkadaşıma maille ve telefonda durumu sordum. Doğrusunu söylemek gerekirse bunun inanç ya da düşünceye dayalı bir temeli olmadığını tahmin etsem de sonuca şaşırmadım da diyemem.

Birçok gelenek, önemli günlük olaylardan sonra tekrar etmiş sonrasında ise diğer toplumları da etkilemiştir. Hurafelerden popüler alışkanlıklara kadar bir sürü yaygın geleneklerin benzer hikâyeleri vardır. 13 ve Salı gününün uğursuzluğu, nalın uğuruna inanmak, sarımsağın üzerliğin hikayesi, önünden siyah kedi geçmesi, merdiven altından geçmek v.s. özellikle düğün ve bayram gelenekleri de bazen bir milletten diğerine atlat. Düğünde gelinin yatağına pirinç serpmek, şeker dağıtmak. Doğum geleneklerindeki hediyeler, kırk çıkarma törenleri vb.

Hindinin neden yılbaşında yendiği ise tamamen Amerika kökenli. Gerek arkadaşlarımdan gerekse de kaynaklarda aynı bilgiye rastladım. Ana Brittanicca ansiklopedisinde durum şöyle aktarılmış. “ABD de her yıl bir önceki yılın hasadının ve öteki nimetlerin kutlandığı ulusal bayram. İlk kez 1621 sonbaharında William Bradford’ın hasat mevsiminin bereketli, geçmesi nedeniyle düzenlenen üç günlük eğlence ve şölene yöredeki yerlileri çağırmasıyla kutlanmaya başlandı. 19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde bütün New England’da kurumlaşan Şükran Günü, Başkan Abraham Lincoln tarafından 1863’te resmen ulusal tatil ilan edildi. Bu günde hindi ve kabak turtası yeme geleneği ulusal kültürün özgün bir ögesi durumuna geldi. Geleneksel olarak kasımın son Çarşamba günü kutlanan 1942 de kasımın dördüncü çarşambasına alındı. Sonra 1879 da benimsendikten sonra da ekimin ikinci pazartesi günü kutlanmaya devam edildi.”

Tarih boyunca hasat, tüm milletler için bir sevinç kaynağı olmuş, genellikle hasattan sonra şenlikler düzenlenmiştir. Şükran günü gördüğümüz gibi bir hasat bayramı. Amerika’da da uzun bir kıtlık döneminden sonra iyi bir hasat olunca şenlik düzenlenmiş,  hindi ve kabak yenilmiş.  Daha sonra bu Avrupa ve diğer ülkelerde de birbirine karıştırılarak Noel yada yılbaşı ile özdeşleştirilmiştir.   Amerikalılar bu kıtlık dönemini hala hatırlıyorlar mı; kabak turtası ne halde bilemiyorum. Ancak anlaşılan o ki: hindi çağdaş zamanımızda Coca-Colanın peşine takılarak dünya turuna çıkmıştır.

Benim de hatırldığım geçmişi yakın hasadlarımız vardı.. Çekirdekli domatesler, pancarlar, fındıklar. Türküler yaktığımız ürünler. “Domatesin çekirdeği kırmızı kırmızI; Bir fındığın içini yar senden ayrı yemem; Arpa buğday çec olur” vd.  “Mısırı kurutup bunları unutanlara”  söylenecek türkü bellidir.

“Pancar pezik değil mi? ciğer ezik, ciğer ezik değil mi?”

 

 

 
zehra çam

4 Ocak 2006 Çarşamba Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here