Ana Sayfa YAZILARIM Sanat Yazıları YAZINSAL YARATICILIK VE DENEYSEL DÜŞÜNCE

YAZINSAL YARATICILIK VE DENEYSEL DÜŞÜNCE

0
103

Sanatın öğrenilebilir olup olmaması tüm sanat dalları gibi edebiyatta da konuşulan bir konu. Son yıllarda artan “Yaratıcı Yazarlık Seminerleri”  bu tartışmaların odak noktasında duruyor. Bunun gerekliliğinin yanı sıra burada emek veren kişiler “genelde boş zamanlarını doldurmak isteyen aylaklar” olarak değerlendirilerek, bu yargı güçlendirilmeye çalışılmaktadır. Bir yandan da Edebiyat Fakültelerinden edebiyatçı çıkmıyor diye yakınılıyor. Yazarlık bir sevgi işi olduğundan, yazarlar hayatın içinden gelmeye devam ediyor. Zaman zaman da içeriğe yönelik tartışmalar oluyor. Yazarlık atölyelerinde özellikle kuramsal derslerin olması sanatı sınırlandırmak olarak değerlendiriliyor. Bunun bireylerin yaratısına müdahale olduğunu söyleyenler bile var. Atölye çalışmalarının sonucunda da tek tip sipariş eserler yazmanın kolaylaştırıldığı da iddialar arasında.

Aydın Şimşek’in  “Yaratıcı Yazarlık Atölyesi Ders Notları” sayılabilecek “Yazınsal Yaratıcılık ve Deneysel Düşünce “ adlı kitabı Kum yayınları tarafından yayımlandı. Eser, bu alanda önemli bir açığı dolduracak.

Şüphesiz ki Yazarlık Atölyeleri birer beceri edindirme kursu değildir. Aslında tüm sanat kursları böyledir. Resim kursuna giden herkesin ressam olamayacağı gibi atölye sonrasında da yazar olunmayabilir. Ancak en azından edebiyat türleri, mitoloji, sosyoloji gibi yazmanın olanaklarıyla bağıntılı konularda bilgi almak kişide en azından düşünmenin ve iyi okuyucu olmanın yolunu açacaktır. Bir sanatı öğrenirken o sanatın disiplinlerini kavramak çok önemlidir. Bu bir ressam için sürekli desen çizmek, ışık gölge ve renk değerlerini kavramaktan geçiyorsa, yazıda da özellikle yapılması ve yapılmaması gereken kurallar vardır. J.P Sartre: “Yazı,  bir seçim ve eksiltme işidir” der. Ancak genç yazar bir şeyler anlatma kaygısına düştüğünden her şeyi ard arda sıralamak ister. Kitapta  “Yazı Disiplinleri” bölümünde: “boşluk bırakarak yazmak, şifreleyerek yazmak, tekrarlardan arınarak yazmak” gibi ikincil başlıklarda bunun nasıl yapılabileceğine ilişkin ipuçları verilmiş. Yazar, kitabın genellinde yazarken nelerden kaçınılması gerekliliğine değinirken, yazıyla ilgili hazır reçeteler sunmak yerine düşünmeye sevk ediyor. İnsanın tarih içindeki psikolojik ve sosyolojik gelişmeleri ve günümüzle ilgili saptamalarda bulunuyor. Bir yazarın mutlaka bir dünya görüşünün olması gerektiğine de dikkat çekiyor.

Yazarlık içsel bir yaratı olmasına rağmen bu türden donanıma ihtiyacı vardır? Çünkü olayları ve olguları, tarihsel süreci içinde kavrayamazsak günümüzü anlamada ve anlamlandırmada başarılı olamayız. Hiçbir içsel yaratı, nesnel gözlem ve edinimden yoksun değildir. Bu bazen olayları bazen de kavramların ne olup olmadığını anlamamıza bağlıdır. Aydın Şimşek bu eserinde özellikle “anlam ve anlaşılır olmak” ile “gerçek ve gerçeklik” kavramı üzerinde uzunca durmuş. Bunların kavranması yazarın eserini oluştururken içeriğini belirlemesinde, estetik olanı yakalamasına ve yansıtmasına katkı sağlayacaktır. Ya değilse eser, kitapta da sözü edilen “dikey söyleme” dönüşür.

Yazınsal yaratıcılık ve Deneysel Düşünce kitabı genç yazarlar, okurlar ve bu konuda öğretici çalışmalar yapan akademisyenler için bir başvuru niteliğinde. Kitabı okuduktan sonra yazın yaşamında bireysel olarak işin neresinde durduğunuzu, bir edebiyat metni oluştururken neleri yapıp yapamadığınız fark edilir hale geliyor.

Bundan sonrası mı?

Yazmak konusunda denemeye devam.

 

 

 

22 Şubat 2006 Çarşamba Anadolu gazetesi

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here