“YAŞAMIN İÇİNDEN” VE MUHARREM KUBAT

0
89

Muharrem Kubat kentimizin şairleri arasında önemli bir isim. Şiir adına yalnızca kendi için değil, başkaları içinde çaba gösterir.  Şehrimizde şiir yazan insanlar yazdıklarını ya Rahmi Emeç’e ya da Muharrem Kubat’a götürürlerdi. Muharrem Kubat, kendisine okunan şiirleri dikkatle dinler, teşvik edici sözler söyleyerek insanlara cesaret verir.  Ona, Muharrem Hoca denmesinin nedeni, yalnızca öğretmen olmasından kaynaklanmaz. O kendisine ulaşan şairler için de bir öğretmendir. Özellikle Şairler Derneği’nde pek şaire katkı vererek onların şiirlerinde yol almalarına katkıda bulunmuştur.

Geçtiğimiz günlerde “Yaşamın İçinden”  adlı bir şiir kitabı yayımlandı. Kitapta, şair ve şiir hakkındaki görüşlerini sunuş yazısında dile getirmiş.“Değerli Dostlar, şair olacağım demekle şair olunmaz. Şiir yazacağım demekle de şiir yazılmaz. Bu durum Tanrı’nın insanlara verdiği bir yetenektir. …Çalışır, gönül verirseniz, bu sıralama içersinde şiir dünyasındaki yeriniz almış olursunuz der. Şiir, bir algılama işidir. Bu algılama ve duyma olumlu ya da olumsuz yönde olabilir. Yaşamın olumlu yönlerini görürseniz şiir; sevgidir, saygıdır, aktır, sevdadır, mutluluktur, huzurdur, güzelliktir… Olumsuz yönlerini görürseniz şiir; ağrıdır, acıdır, ızdıraptır, kederdir, derttir, çiledir, hicivdir.” demektedir.

Şüphesiz ki ilhamın yaratıda büyük payı vardır. Ancak yaptığımız her şey bir düzeltme gerektirir. Bu da şiirde “şiir işçiliği” olarak adlandırılır. Bir yandan yaşamdaki deneyimlerimiz birikir, bir yandan da dile gelir. Sözün ham halden olgun hale gelmesine bu çalışma katkıda bulunur. Şairlerin de böyle dönemleri vardır. Çıraklık, olgunluk gibi. Bir de Hikmet burcundan olan şairler vardır ki onların gönlümüzdeki yeri ayrıdır.

Muharrem Kubat’ın şiirlerine baktığımızda “duygu” ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Duygu merkezli şairlerde “yüceltme” eylemi birinci sıradadır. Toprağımın Uluları; Memleketimden Görüntüler; Duygularımdan Esintiler; Marşlar bölümlerinde şairimizin gönlüne yer eden konu ve kişiler hakkındaki duygularını lirik bir anlatımla dile getirdiği görülüyor. Hece vezniyle yazdığı şiirlerin çoğunda bir “güzelleme” tadı var. Bu nedenle Muharrem Hocamıza bir gönül şairi diyebiliriz

Geleneklerden yararlanma şiirimizde başlı başına bir konudur. Şiir geleneğimizde güzelleme ve taşlamanın ayrı bir yeri vardır. Bu türden şiirlerde özne, dışsaldır. Bir kişi, eşya, bir durum ya da olaylar olabilir. Bu nedenler şiirimizde karlı dağlar, gökteki bulutlar, büyük saydığımız insan, güzel kızlar ve sevgiliden çokça söz edilir. Karacaoğlan’ın şiirlerinin bu açıdan yeri tartışılmaz.  Muharrem Kubat Karacaoğlan’a, “Karacaoğlan’ım Ben” şiirinde : “Dumanlı dağlarda, serin yaylada,/ Kekiğim, yavşanım, çamım, dalım ben. / Pamuk tarlasında, Çukurova’da, Denizim, ırmağım, çayım, selim ben.” … “Bir Türküdür Karacaoğlan” adlı şiirinde ise Âşık olmuş, selam vermiş doğaya, / Sohbettir, sevgidir Karacaoğlan. / Vurmuş saza, inmiş Çukurova’ya, / Türküdür, ezgidir Karacaoğlan.” Diyerek yer vermiş.

Hoca’nın kitabı kendi yayını olarak çıkmış. Bunu kentimizde bir yayınevi eksikliği ve şairin yalnız bırakıldığının bir göstergesi olarak algılamak gerek. Sanat her ne kadar tekil bir koşu ise de koskoca bir dünyanın ve ülkenin içinde, kişisel çabalarla nereye kadar gidilebilir.

Kentimizde altı yüze yakın şair ve yazarımız var. Çoğumuz için yazmak hobi niteliğinde kalıyor. Yazıp eşimizle dostumuzla bir şeyleri paylaşmak güzel elbetteki. Ancak bir söz söylemişsek, edebiyatın kalbinin attığı dergi ya da yayın evlerinde yer bulmamız yerinde olur. Sözün işitilmesi ve bir yazarın-şairin anlaşılması, yazılanın yaygınlaşmasıyla mümkündür. Ya değilse kendi kozamızda dönüp dururuz.

30 Temmuz 2006 Pazar Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here