“WONDERFUL LİFE”

0
106

“Wonderful life” Black’ın söylediği bu şarkı, bir zamanların popüler şarkısıydı, Türkçe’si: şaşılacak garip hayat. Aynı söz harikulade ve fevkalade hayat anlamına da geliyor.
Hayat gerçekten şaşırtıcıdır. Öyle ki, bazen pusulayı bazen de feleğimizi şaşırırız. Bir yaşı-mıza değil, bin yaşımıza da girdiğimiz zamanlar olur. Böyle durumlarda, acılardan kurtulmak en büyük dileğimizdir. Hayat şaşırtıcıdır. Sorunlarla doludur. Gücenme, hor görülme, reddedilme, suç-luluk, hastalık ve ölüm en çok sarsan olaylardır.

Bunlara rağmen günlük hayat devam etmelidir. Bizler de bu hengâmede sorunlarla başa çıkmanın yollarını gösterecek hikmeti ve öğüdü ya bulamayız ya da verilen öğüdü tutamayız. Hele bir de acı yüreğe inmişse söküp atmak kolay değildir. Zıpkınlanır kalırız zamana. Doğru teselliyi ve öğüdü de çoğu kez bulamayız. “Boş ver geçer!”, “Takma kafana!”, “Bende o dertten muzdaribim.”, “Ne yapacaksın insanlık hali!”, “ Kader böyleymiş!” sözleri pelin etkisindedir. Duymak istemeyiz. Bir arkadaşımıza “başım ağrıyor” derseniz o da “benimde belim ağrıyor” diyerek, belinin ağrısının başımızın ağrısından daha önemli olduğu vurgusunu yaparak “kapa çeneni” mesajını alırız. Çaresiz susmak zorunda kalırız. Unutmak kolay bir yol olarak görünür gözümüze.
Zehire panzehir gereklidir, acıya da haz.
Haz, beğeniden coşkuya; memnunluktan esrimeye; sevinçten vecde kadar geniş bir yelpaze-dir. Alkol, sigara ve uyuşturucu gibi bir maddeye olabileceği gibi; iş, kumar, eğlence, TV, bilgisayar hatta aşk gibi bir davranışa bağlanma biçilmiş kaftandır. Haz törenseldir. Haz duyulan şey ise ilah gibidir. Kurulan bağ ‘Efendi –Köle’ ilişkisi gibidir. Bu erteleme vakitlerinde sahte bir güvenlik duygusuna kapılırız. Sonra acı gerçekler yeniden acıtır. Yok olmayan acıya yeni acılar eklenir. Yal-nız kaftan değil dünya da dar gelmeye başlar.
İnsan sosyal bir varlıktır. Sorunlarda her zaman kişisel değildir. Bazen sosyal sorunlarda olur. Ne demiştik;

Zehire panzehir, acıya haz,
Kişisel acıya, kişisel haz
Sosyal acıya da sosyal haz gerekli.

Birileri bunu organize eder. Futbol ve futbolcular bu konuda başı çekerler. Onlar topa depdikçe mest oluruz.”Hadi gali! de gali! dep dep vur!” sözleriyle teşvik ederiz. Şarkılarla tezahürat yaparız. “Yağmur çamur demez” karda kışta tribünleri doldururuz. Hatta canımızı yolla-rına baş koyarız. Onlarla yener onlarla yeniliriz.
Starlar da futbolcuların yanındadır. Onlarında gittikleri yerler, etek boyları, yedikleri mey-veler, sebzeler, yemekler ve bilimum naneler bizi ilgilendirir. “Bu devirde kimse sultan değil” ile öğüt alır “oymazsam namussuzum” ile korkuya kapılır, “Mezara kadar” dedikleri aşklarını “pa-zarlara” kadar dinleyip sevdalanırız.
Yeni moda haliyle de Semra’nımın gelini mi oluruz ya da Caner’i mi kaparız Tülin’in elinden bilemeyiz.
Böylece hayat pahalılığı, işsizlik ve de dişsizlik sorunlarımız biter. Acılarımız sandıkta katlıdır. Sandık açılacağı zaman üstünkörü sorulur, sonra yine katlanır.
Gün un ufağı gibidir. Bir uykudan diğerine ‘tatlı rüyalar’ dileğiyle Hülya’lardan yumuşak bir geçiş yaparız.
Bazen de zulalardaki hesap meydanlara uymaz. Afyonlar kamyonlarda patlayınca üçgen keyifler bozulabilir. Kırmızı telefonla çağrıldığınız saraylarda çay içerken fincanınız kırılabilir. Hatta AT’tan ve gözünden düşebilirsiniz. Biz de “Temaşaya da arz edilen” bu durumlarda, kimin nerede, ne zaman, nereye kadar birlikte olduğunu, uyku saatlerindeki açık oturumlarda, cebir hesabı gibi çözümlemeye uğraşırız.
Soru yığınının ortasından bir uğultu yükselir
“Neler Oluyor oralarda”
Kim yaptı?
Ben yapmadım! Sen yapmadın! O yapmadı!
Eskiden suçun “Kökü dışarıda” idi. Şimdi ise ayağı.
Hayat şaşırtıcıdır!
Şaşırtanların hayatı ise harikulade!

27 Mart 2005 Pazar Anadolu Gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here