Verimsizler Peter Turrini

0
99

 

Her çağ kendine ait güzelliğiyle birlikte sancıyı da getirir. İnsanın tarihsel süreç içindeki değişimini tarih kitaplarından olduğu kadar edebiyattan da öğreniriz. Kimler yer almaz ki bu bellekte. Ülkeler fethedip de en yakınları için tehdit sayılarak öldürülen krallara; gönülleri fethedip de düzen için tehdit sayılan bilgelere kadar pek çok kişi görünür sayfalardan. Bir de sıradan insanların öyküleri vardır ki modern çağla birlikte o da romanların, şiirlerin, öykülerin içine sızmıştır.

Sıradan insanlar çoğu zaman bir “yığın insan” olarak görülmüşlerdir. Onların öykülerinin ayrıntılarına eski romanlarda rastlamıyorsak da bir kralın hayatının anlatıldığı film ya da romanda kareler halinde karşımıza çıkıverir. Bir gün bir eşkıya baskınında emvali yağmalanıp esir olarak köle pazarına satılır. Mabette kurban edilebilir. Bir seferinde kürek mahkumu olmuştur. Başka bir oyunda ise arenada aslanlar parçalar. Karın tokluğuna yaşayan bir köle olarak rastlayabileceğimiz gibi, savaş alanlarında ölenler olarak da karşımıza çıkabilir.

Bu güne değin gelişen insan hakları çerçevesinde yaşama hakkı, mülkiyet hakkı, sosyal haklar ve üçüncül haklar denilen özgürlük alanlarımızın genişlemesine rağmen insan “yığın” olmaktan kurtulmuş mudur? Peter Turrini’nin Verimsizler adlı oyununda aslında modern dünya ve kapitalist toplumlar içinde de bunun değişmediğini görüyoruz. Tüketim toplumu her ne kadar bireye indirgenen modelleri satışa çıkararak insanların kendilerini özel hissettirmeye çalışsa da durumun böyle olmadığını görebiliriz.

Modern insan, birey olma çabasına rağmen hayatın hızı karşısında “tek tip” insan olma durumundan kendini kurtaramıyor. Kuşatılmış dünyamızda her ne yaparsanız yapın kaçırdıklarımız elde ettiklerimizden daha fazla oluyor. Yaşamımız şen bir türkü mü yoksa inceden bir gülüş mü yoksa acı bir kahkaha mı? Gel de çık işin içinden.

Peter Turrini Avusturyalı bir oyun yazarı. Özellikle “Şok Dramaturgi” alanında yapıtları var. Şok Dramaturgide keskin bir dille, şok edici, sarsısı sahneler yer alıyor. Verimsizler adlı oyununda, sermayenin büyümesiyle birlikte gelişen tüketin toplumuna eleştirel bir yaklaşım sergileniyor. Ancak daha da önemlisi bir yandan tüketim toplumu için hazırlanan birey, diğer yandan da  “piyasa” denen çarkın insanları nasıl erittiğine dikkat çekiyor.

Bunu şimdi oyundan bir sahneyle aktarmak isterim. İşine son verilen bir işçinin personel şefine uğranması istenir. Hans, personel şefine, o iş yeri için neler yaptığını, orasının kendisi için de önemli olduğunu dile getirmeye çalışır. Personel şefi ise şöyle der.”Biliyoruz. Sizden çok şey bekliyoruz. İşiniz sizi terk ettiğinde siz mateme boğulmayacak, haylazlık etmeyecek, düşüncesizlik edip, bir işe kalkışmayacaksınız. Kahvelerde zaman öldürmeyecek, devlete yük olmayacaksınız. Zeki ve çalışkan biri olduğunuz ve belli bir esnekliğe sahip olduğunuz için iş nerede okursa olsun, arayıp bulacaksınız.” Hans duruma itiraz ederse de şu cevabı alır. “Kimse sizi işten atmak istemiyor. Sizinle konuşmak ve sizi ikna etmek istiyoruz.  Bir daha piyasadan söz edelim. Piyasa: insanların üstünde bir şey. Piyasa insanların yasalarına değil, kendi yasalarına uyuyor. Tıpkı gökyüzündeki bir takımyıldız gibi. İnsanlar yıldızlara ne anlatırsa anlatsınlar, yıldızlara ulaşmaz bunlar, onları etkilemez. Bunu kabullenmek zorundayız. Bunu kabullenmek zorundasınız.”

Piyasa koşulları içinde gerek çalışan gerekse de tüketen olalım aynı zamanda tüketilen varlıklar olarak yaşamlarımıza devam ediyoruz. Ne çocukların süt ihtiyacı, ne evin kirası, ne yeni alından çamaşır makinesinin taksitleri “Piyasının Yıldızlarına” ne anlatırsa anlatsın işitilebilir durumda değildir. Piyasa arz talep ilişkisinde “kıtlık” prensiplerine oturttuğu kendi yasalarıyla  emekten, zamandan ve insandan kısmaya ve çalmaya devam ediyor.

Bireyin özgün sayıldığı ve özgürlüklerini elde ettiğini sandığımız bir çağda bir rüya içindeyiz. Taksitle tatil olanakları ve şık gecelikler içinde akşamın alaca karanlığında başlayan,  kuruyemişli uyutmaca saatlerinde keyiflerimize diyecek yok. Özgün ve özgür bireyin yığın olmaktan kurtulup kurtulamadığı ise açık kalan bir soru işaretidir.

Zehra Çam

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here