Uluslararası Af Örgütü

0
100

İnsanoğlu varolduğu günden bugüne suç-öç-bağışlama üçgeninde kendince yöntemler geliştirmiştir. İlkel komünal toplumdan günümüz rejimlerine kadar insan birarada yaşamak için temel yasaların uygulanmasını pekiştirmeye çalışmaktadır. Buna rağmen hala suç-öç-bağışlamanın yolunda sendelemektedir.

İlk yasanın oluşumundan bugüne insan-insan ve insan-yönetim ilişkileri belirlenmeye çalışılıyor. Bunda gelenek, ahlak, din ve etik kurallardan beslenerek kanunlar düzenleniliyor. Geleneklerimiz genel geçer görgümüzü belirlerken tüm çabalar, insanın insana davranışında yakışık olanı belirlemeye çalışıyor. Ahlak ayıp ve kabul edilebilirlikle; din, günah-sevap; yasalar yasak-ve özgürlüklerle bunlara çerçeve çizmeye çalışıp uyulmadığında maddi manevi yaptırımlarda bulunuluyor. Hepsi de bir insanın- insanla sosyal davranışlarını belirlerken insanın insana yapabileceği kötülüğün etkilerinden sakındırmaya ve suçun zararlarını bertaraf etmeye çalışıyor. Bu olguların aynı konular üzerindeki kararlılıklarında benzerlikler var. Yasalara aykırı bir davranış genelde etiğe aykırıdır ya da ahlaka aykırı bir davranış çoğu kez geleneklerle de çelişir. Etiğe aykırı bir davranış genelde yasalarda da yasaktır. Özellikle yaşama hakkına ilişkin kurallardan “Adam öldürme, ölüme sebebiyet verme, bir insanın mülkiyet hakları bunlara dahildir.

Ne var ki etik, ahlak ve hukuk kuralların var olması insanların bütün bu kurallara kendiliğinden uyumu sağlayamaz. Çünkü insanın doğasında kötüyü yapma eğilimi güçlü bir etkendir. Genlerimizle birlikte geçen suça eğilimli olmayı da buna eklersek yaşamın içinde suçla kaçınılmaz olarak yüz yüze geliriz. Toplumsal yasalar da bazen bunun zeminini oluştururlar. Çoğu kez çoğunluğun haklarını koruma çabası içinde zaman zaman “etik” olmayan bir şey,  geleneklerde geçerli olabilir.toplumsal ahlakın bekçilerinin güvencesinde “insanın temel hakkı” sayılabilecek bir şey yıllarca yasaklı ya da onay gören bir davranış olabilir.. Çünkü toplumlar sosyal düzenlerini korumak adına “son birim yararı” sağlayan bazı şeylere göz yumarlar. “Eğer toplumun yararına bir durum söz konusuysa” yasaklı bir şeyin yapılmasına göz yumulabilir ya da organize edilebilir. Töre cinayetleri, savaşlar, terör suçları, şiddet, işkence buna dahildir.

İnsanlık bir yandan yasalarla kendini koruma altına almak isterken, öbür yandan da suç’tan ve sonuçlarından kendini korumak için de çaba göstermiştir. Özellikle şiddet içerikli hareketlerden korunmak buna dahildir. Tarih bu konularda suç-öç-bağışlama arasında gidip gelmiştir. Engizisyonla giyotine gönderilen, kiliseden afaroz edilen pek çok bilim adamı ve insan daha sonradan itibarları iade edilmiştir. Ancak bu kurumlar kendiliklerinden bu gelişmeyi göstermemiş, her zaman insan yüz yüze geldiği bu haksızlıkların giderilmesi için çaba sarf etmek zorunda kalmıştır. İnsanın insanla olan bu mücadelesi aynı zamanda insanın yönetimlerle olan mücadelesini de belirlemiştir. Bunun için ideolojiler üretmiş, toplumsal paylaşımın hangi temele dayandırılması gerektiğine ilişkin farklı çözümler aranmıştır. İnsanın temel hak arayışı yaşama haklarından günümüzdeki istek ve arzularına ve tercihi seçimlerine dayalı haklarına kadar uzunca bir çeşitlilik ve süreç içermiştir.

Ancak dünyadaki yaşam her ne kadar bütüncülmüş gibi görünüyorsa da parçalı durumdadır. Herhangi bir yerde hala insanlar yaşama haklarını ya da mülkiyet haklarını edinmeye çalışırken bazı ülkelerde üçüncül haklar elde edilmiştir. Bu ihlal edilen hakların başında savaş ve terörün yol açtığı yaşama hakkı geliyor. Bu sorunların yol açtığı başat sorun ise göç ya da zorunlu göçün meydana getirdiği sorunlar geliyor. Bunun zeminin oluştura silah ticareti hala pek çok insanın hayatının mahvolmasının nedeni olarak görülebilir. Ayrıca kadınlara ve çocuklara yönelik suçların etkileri de terör kadar yaralayıcı. Küçük yaştan itibaren kadınların ve çocukların fuhşa sürüklenmesi, ağır işlerde çalıştırılması, insan ticaretinin yapılmasının boyutları hiç de küçümsenmeyecek kadar çok.

Uluslar arası Af Örgütü bu konulardaki sorunların çözümü için durumların iyileştirilmesine katkı veren bir kuruluş. Bundan sonraki yazılarda bu sorunların dünya çapındaki durumuna ve aranan çarelere göz atacağım.

Zehra Çam

6 Haziran 2007 Çarşamba Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here