ULUSAL KANAL’IN KARMA RESİM HEYKEL SERGİSİ

0
120

 

Büyükşehir Belediyesi bugünlerde önemli bir sergiye ev sahipliği yapmakta. Ulusal Kanal’ın düzenlediği  “Sanatçının Ulusal Seferberliği” olarak değerlendirilen bu dizi ve gezici sergi, ilk olarak Kasım 2004 te İstanbul’da yüzeli sanatçının katılımıyla gerçekleşiyor. Sonra İzmir ve Ankara Resim Heykel Müzelerinde sergileniyor. Daha sonraki günlerde ise sırasıyla, Samsun, Trabzon’da sergileniyor. Eskişehir altıncı durakları. İstanbul’da yüz elli kişiyle başlayan sergi, İzmir’de iki yüz kişiye, Eskişehir’de ise otuz altısı şehrimizden olmak üzere üç yüz kişiye ulaşıyor. Bu serginin bir özelliği de bağış sergisi olması. Tüm sanatçılar bir ya da birkaç eserini bağış olarak veriyor.

Her sanat eseri kendi çağının tanığıdır. Sanat eserlerinin bu özelliğinden yararlanarak çağların, kültürel ve sosyolojik yapıları açığa çıkar. Bu türden okuma aynı zamanda teknik, bilgi, beceri ve teknolojik olarak ilerlemenin boyutunu da bizlere gösterir.

Ülkemizde Osmanlı toplumundaki figüratif resmin yasak olması tuval resmiyle bizleri geç tanıştırıyor. Yaklaşık Tanzimat Döneminde başlayan “Çağdaş Resim” anlayışı, manzara resimleri, natürmort ve ünlülerin portrelerinden bugünkü çizgiye gelinceye dek değişik evreler geçiriyor. İlk olarak çağdaş resmin kurumlaşması “Asker Ressamlar” la başlıyor. Ancak bilgi ve donanımın yetersizliğinden manzara resimleri bu dönem öne çıkıyor. Özellikle 1914’ten sonra İbrahim Çallı, Namık İsmail, Sami Yetik, Ruhi Arel, Hikmet Onat, Feyhaman Duran, Nazmi Ziya Güran gibi sanatçılar yeni teknik ve konularla ortaya çıkıyorlar. Ölü doğa,, portrelerin yanı sıra nü ve desen çalışmaları da hız kazanıyor. D grubu ve  diğer atölyelerle birlikte Türk Resminde çağdaş dönemin geliştiğini söyleyebiliriz.

Modern resimde izlenimcilik, yeni ve soyut bir anlayış getirdi. Ardından soyutlamacı ve dışavurumcu eğilimler gelişti. Bu seyrin hemen hemen Türk resmi için de geçerliliğini görebiliriz. Cumhuriyet Dönemi sonrasında “Toplumcu Gerçekçi Sanatın” da gelişmesini ve bize ait değerlerin ve görünümlerin resmedildiğine tanık oluyoruz. Bu sanatçılara ait eserler, çeşitli müzelerde bugün yerlerini aldılar.

Çoğunluğu yağlıboya eserlerinin yanında, suluboya, baskı resimler, heykel, seramik ve fotoğraflardan oluşan üç yüz eserlik sergi: günümüz resim ve heykel sanatını bir arada görmek açısından çok önemli. Çünkü ressamların kişisel veya küçük gruplar olarak yaptıkları karma sergilerde sanatçıların sanat grafiği ve eğilimleri açığa çıkıyor Değişik illerden katılan sanatçılarımızın resimlerinin bir arada sergilenmesi bu sergi ise adeta “Çağdaş Gezici Müze” niteliğinde. Her gittikleri şehirde yeni sanatçıların katılımıyla sergi büyüyor. Eskişehir’den sonra: Bursa, Balıkesir, Adana, Antalya ve Bodrum’da açılacak olan serginin giderek de gelişen bir ağ oluşturması düşünülüyor. Ülkemizde henüz genç sayılan resim ve heykel sanatının estetikten ödün vermeden, böyle özel bir koleksiyonla bir araya getirilmesi hem sanatçılar hem de sanatseverler için önemli bir çaba.

Sergi Mersin’de bu kadar çok eseri alabilecek sergi salonu olmadığından, opera binasının fuayesinde yapılmış. Bu üzücü bir durum.  Şehrimizde böyle büyük ve ışık düzeni, yerleşim ve seyir olanaklarının elverişli salonlarımızın olması sevindirici. Bu serginin haricinde bu salonun da bir kısmı yeni sergilere açıktı. Bir kısmında da Erdoğan Ulukan’ın yaptığı belgesel nitelikli Eskişehir manzaraları yer almaktaydı. Bu gelen izleyicide ilginin bölünmesine yol açıyordu.  Salonun tamamının bir sergi olarak düzenlenmesi bütüncül bir özellik taşıyor.

Çağdaş Türk Sanatına emek vermiş pek çok eski ve yeni ustanın bir arada bulunduğu sergi 28 Mayıs’a kadar Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde izlenebilir. Devamlılığını dilediğim bu serginin, sanatın diğer alanlarında yapılacak bu türden çalışmalar için özendirici olmasını ümit ederim.

 

27 Mayıs 2005 Cuma Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here