TOPLUMSAL PİŞMANLIKLARIMIZ VE TÜLOMSAŞ

0
195

“Devrim” arabalarının hazin sonu

İnsan ömrü “Ah bir zengin olsam” hayali ve “Şimdiki aklım olsaydı” pişmanlığı arasında gider gelir. Özellikle hayallerimizin hazzını düşünmek bizi öylesine aceleci kılar ki  bizi yanılgıya ve yenilgiye götürür. Çünkü başarının ve hazzın kapısını bir an önce aralama düşüncesi ayrıntıların önemini karartır. Bunun ardından pişmanlık devreye girer. Pişmanlık: Yaptığı bir işin yanlış ya da uygunsuz sonuç verdiğini anlamak ve bundan acı hissetmek olarak tanımlanıyor. Haz ne kadar süreç için yaşanıyorsa eylemlerimizi de beklediğimiz sonuçları için yaparız. İstediğimiz sonuçlardan bir de hayallerimizin zamanında yerine getirilmiş olmasıdır. Her pişmanlığın altında ya bir prensip ihlali ya da o zaman fark edemediğimiz ya da kabul etmek istemediğimiz bir mantık hatası vardır. Etik değerlerden uzaklaşmak, sağduyu ve öngörü eksikliği ya da genel alışkanlıklarımıza dahil olan iç disiplin eksikliği, yaptığımız işlerin yanlış sonuçlar vermesine yol açar. Ancak pişmanlık, acı sonuç vermesine rağmen yeni bir farkındalık alanı yaratarak öğretici de olabilir

7 Temmuz 05 Perşembe günkü basın toplantısında Tülomsaş’ın eski-yeni çalışmaları hakkında bilgiler aldık. Bir atölye olarak başlanılıp, ağır sanayi kuruluşu haline gelinceye dek yaşadığı gelişme sancılara tanık olduk. Genel Müdür Hayri Avcı sunumu sırasında  “Eğer” la başlayan birkaç madde sıraladı ki bu gerçekten toplum olarak başladığımız işleri sonuçlandırmakta tavır eksikliğimizi açığa çıkardı.

Bunların başında. Yük. Müh. Salih Kaya Sağın’ın hazırladığı Devrim otomobilinin trajikomik hikâyesi geliyor. O zamanki DPT ülkemizde otomobil yapılmasının ekonomik olmayacağını söylüyor.

Hatta Türkiye’de otomobil yapılamaz deniliyor. Buna rağmen 20 mühendisten Dört buçuk ay içinde otomobil yapılması talep ediliyor. Mühendisler gerçekten otomobili yapıyor ve siyah ve beyaz olmak üzere iki adet üretiyorlar. 29 Ekim günü bin bir güçlüklerle hazırlanan bu otomobiller Ankara’da ilk kez kullanılıyor. Ne var ki otomobillerden sabahı yeterince benzin olmadığı için çalışmıyor. Bunun nedeni de pasta cilasının Ankara’ya nakli sırasında trende yapıldığımdan teknik bir önlem olarak benzin boşaltılıyor. Ne var ki gösteriden önce benzin koymak unutuluyor. Sonuçta Devrim’lerden beyaz olanı çalışmasına rağmen, gazeteler aleyhinde yorumlar yapıyor. Sonuç olarak da Devrim’in üretimine devam edilemiyor. Teknik olarak iki yıl sonra Cadillac’ın bir yenilik olarak sunduğu ayarlı

direksiyon önerisi kabul edilmedi.

Görünen sebep: Benzin doldurulmamışmışmış…

Sanayi Devrimi teknolojik gelişmeler hızlandırarak edebiyattan resme kadar Fütürizm ve Konstrüktivizm akımlarıyla ‘çelik’ altını çizdi.  İnsanlığın yeni umudu “makine”lerdi. Toplumların gelişimi ‘Ağır Sanayi’ nin gelişimine endekslendi.Yaşam garip bir Pazar’a dönüştü. Bu pazarda her sofranın sahibi ve köşenin bir bekçisi var. Sofra sahipleri sizi yemeğe çağırabilir az ya da çok yenilip içilebilir. Ancak misafirlik süresini geçer ya da ev sahibinin yemeğine eliniz uzanırsa köşenin bekçisi duruma müdahale eder.

Bireylerin ve toplumların özgürlükleri ancak kendi beslek duruma geldiğinde olasıdır. Ya değilse sofra sahipleri, köşenin bekçilerinin eliyle,  uygun gördüğü lokmalarla beslenmek zorunluluğu doğar. “Elden gelen öğün olmaz o da vaktinde bulunmaz” sözü geçerliğini acıtarak gösterir ve toplumsal pişmanlıklarımız bir bir yazılmaya başlar.

Devrim’in pişmanlığı ise daha başka!

 

24 Temmuz 2005 Pazar Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here