Su Sorunu ve TEMA

0
102

Küresel ısınma, kuraklık ve su sorununu birlikte getirdi. Özellikle Ankara’daki su sorunu yerel yönetimlerin alması gerekli önlemleri dikkate almaları gerektiğini, hatırlattı. Hepimiz biliyoruz ki bu sonuç bir sürpriz değildi. Özellikte TEMA Vakfı yürüttüğü yıllardır bu türden çevre sorunlarıyla ilgili konulara dikkat çekiyor.

Suyun günlük yaşamımızda tasarruflu kullanılmasıyla ilgili her gün uyarıcı bilgilendirmeler de çoğalıyor. Özellikle büyük kentlerde otoyol, parka ve duraklarda afişlerle buna dikkat çekiliyor. TEMA Vakfı bu konuda ayrıca bir site hazırlamış. Hazırlanan sunu  www.suyunubosaharcama.org  sitesinden de görülebilir. Bu sunuda evde basit önlemlerle yılda 140 ton suyun nasıl kurtulabileceği; bir günde ortalama ne kadar su harcadığımız, su ve elektrikten nasıl tasarruf edeceğimiz, evin içinde sanal tur başlıkları altında animasyonlarla da gösterilmiş. Ayrıca hesaplama tablolarıyla da kişisel durumumuzu görmemiz mümkün.

Özellikle “Evde suyu kurtarmanın 1o yolu” başlığındaki uyarıları evde de, banyo, mutfak ta uyarıcı olarak asmak yararlı olabilir. Çünkü insan işittiği şeyleri çabuk unutuyor. Bu nedenle Tema Vakfının hazırladığı bu sunudaki uyarıları aktarmak isterim.

Sebze ve meyveleri elde yıkamak yerine, su dolu bir kapta yıkamak; Bulaşıkları elde yıkamak yerine makine da yıkamak; Diş Fırçalarken ve tıraş olurken musluğu açık bırakmamak, duşta daha kısa süre kalmak; duş başlığını yeni tazyikli su verenlerle değiştirmek; muslukları tamir ettirmek; su kaçaklarını önlemek; sifona 1,5 lt lik pet şişesi koymak; sifonu gereksiz yere çekmemek; çamaşır makinesini ekonomik kullanmak.

Bu basit önlemlerle dört kişilik bir aile yılda 152 yon suyu kurtarabilir. Her konuda olduğu gibi doğal kaynakların da dikkatli kullanılması gerekliliği her gün biraz daha açığa çıkıyor. TV daki su sıkıntısıyla ilgili görüntüler beni yıllar öncesine götürdü. Bidonlarını almış kadınlar çeşme başlarında kuyruk bekliyorlardı. Yıllar öncesinde de özellikle suyun evlerde dağıtımının olmadığı mahallelerde sokak aralarında bulunan çeşme başlarında bu türden görüntüler olurdu. Bu beklemelerde sık sık sırası kavgalar da olurdu. Bu çeşmeler aynı zamanda yanlarında kazanların kaynatılarak çamaşırların yıkandığı ya da durulandığı yerlerdi. Tabi bu durumda sık sık enfeksiyonlar gelişir özellikle çocuklarda ishal vb vakalar olurdu. Gelişmelerle birlikte her ev suya kavuştu, sokak çeşmeleri kaldırıldı, evlerimize giren teknolojik ürünlerle birlikte bir nesil içinde eşyanın kullanımı da hızla değişti. Biz de derelerden, evdeki makinelere geçtik.

TV bir haberde yapılan bir röportajda bir doktor, “Hiçbir zaman hastanede suyun kesileceğini düşünmemiştik” dedi. Aslında su kesintileri birçok kentimizde zaman zaman uygulanmaktaydı. Ancak bu yıl,  bu sorun küresel sorunlarla birleşti. Eskiden mevcut kaynakların dağıtımıyla ilgili olan problemler şimdi kaynakların yetersizliğinden kaynaklanıyor. Mahallelerdeki çeşme başı kavgalarının yakında ülkeler arası su savaşlarına dönmesi çok yakın görünüyor.

Hem ülke hem de şehir olarak su kaynakları konusunda zengin olmamıza rağmen hem bu tehdit altındayız. Bu nedenle kişisel önlemlerle, birlikte ulusal kampanyalar oluşturulması yararlı olur. Ayrıca Uluslararası geliştirilen su politikaları konusunda kaynaklarımızın kullanılmasıyla ilgili dikkatli davranılması ya da strateji belirlenmesi, suyumuzu nasıl kullanabileceğimizi ya da kullanamayacağımızı belirleyecektir.

Suyumuzu dikkatli, kullanmak konusundaki uyarıları bir sınırlama olarak görmememiz ve konunun ciddiyetini anlayabilmemiz için TEMA Vakfı’nın yayınları ve diğer yayınlardaki noktaları iyi okumamız gerekir. Suyumuzun bir gün kesilebilir. Bu görünüyor. Ancak ne kadar sonra olursa o kadar iyi olur.

zehra çam