“SİSLER KENTİ” DAĞISTAN KILIÇASLAN

0
52

 

Şiir esinle mi yazılır? Bilgi, deneyim ve birikimin bundaki rolü nedir? Öteden beri konuşula gelen sorulardır.

Esin (ilham)’ın ne olup olmadığı da tartışılır. Çoğu kez şiir yazmak ve söylemenin “Tanrısal İlham” olduğu öne sürülür. Elbetteki şiir yazmada “esin” önemlidir. Ancak yaşamı okumada, yüz yüze geldiğimiz olaylar, durumlar üzerinde düşünmeden, kıyaslama, analiz, yansıtma, yargılama yapmadan ve bunlardan sonuçlar çıkarmadan esinin gelmesi düşünülemez. Tüm bunları sanatçı: akıl, duyu ve duygu üçgeninden geçirdikten sonra, ilave ettiği bilgi ya da duygudan estetik bir değer açığa çıkarır. Bütün bunların kendiliğinden olması da beklenemez. Sanatçının yaşama dair bir duruşu da olmalı ki bu değerleri üretebilsin. Söyleyecek sözü olmak,  insana ne olduğunun, zamanın insana ne yaptığını da çözümlemekten geçer.

27 Mayıs günü Büyükşehir Kültür Merkezi’nde Dağıstan Kılıçaslan,  Şairler Derneği’nce düzenlenen, “Sisler Kenti” kitabının imza günü nedeniyle yaptığı şiir üzerine söyleşisinde: Türk Şiiri’nin seçkin örnekleriyle şiir türleri ve şiirin sorunlarından “Şiirde Çeviri”, “Şiir Ölüyor mu?” konularına da değindi..

Dağıstan Kılıçaslan, şairliğinin yanında iyi bir okuyucu ve araştırmacı olduğunun da ipuçlarını verdi.

Bazı şairlerimiz “Başka şairlerden etkilenmemek için okumuyorum” der. Sonra da yaşamın dağınıklığı içinde kendilerine esin’in gelmesini beklerler. Bir “Esin” gelir gider yaşamlarında ancak bu sanata dair midir yoksa kavak yellerine mi bilinmez. Zaman zaman da bir kişinin şiir yazıyor sa şiir’de; öykü yazıyorsa öyküde kalması ve tek alanda yapıtlar vermesi gerektiği üzerinde duruluyor. Ancak gözden kaçan bir şey var ki matematik bilmeyen bir fizikçi ya da kimyacı nasıl düşünülemezse, sanatta da tek alandan beslenmek ya da yalnız bir merkeze doğru bakmanın kişiyi geliştirebileceğini düşünemeyiz. Nasıl bilimsel dalların birbiriyle ilintileri varsa, sanatın da diğer sanat ve bilim dallarıyla ilintileri vardır. Bir şiirde bazen resimsel bir tasvir, bazen ezgiye dayalı bir müzik sezilir. Sanatçılar bunları kendi içsel seslerine göre biçimlendirip anlamlandırır. Sanatçı yaratısını bazen genel ve alışık olunan formlarla oluştururken bazen de yani formlar arar.

Deneysel Şiir de bunlardan biridir. Şairler arasında kabaca anlamlı-anlamsız şiir gibi yakıştırmayla dışlanan soyut anlatımlar şiirde “anlam ile anlaşılabilirliği” birbirine karıştırmaktadır. Şair de olsak her şeyin bizim anlak sınırımızla sınırlandığını düşünmek, dünyanın bizim etrafımızda döndüğünü söylemek anlamına da gelebilir.

Dağıstan Kılıçaslan’ın söyleşisinde belirttiği konular ve sorunlar ”genç şair” için bir rota niteliğindeydi. Çünkü uğraş verdiğimiz sanatın hangi dalı olursa olsun, onun içsel soru-n-larıyla ilgilenmeksizin, kendi çağımızla birlikte bizden önce açığa çıkmış birikimleri fark etmeksizin, kalıcı bir değer üretilmesi zordur.  D. K.nın, izleyicilerden gelen Bir soruda: “İyi Bir Şiire Ölçü Nedir” e verdiği cevap kısa ve özdü. “Zaman” Bir şiir zamana karşı kendi varlığını sürdürüp, hala okunup hatırlarda kalabiliyorsa iyi şiirdir.

Lirik ve Romantik söylemin egemen olduğu aşk, yaşam ve yaşamın daralan alanları ve doğaya öykünen şiirlerin bulunduğu “Sisler Kenti” kitabı Sal yayıncılık tarafından yayımlanmış Şiirlerinden bazılarının şarkı olarak da bestelenen şairimizin, önümüzdeki günlerde bir konser programında bu şarkıların seslendirileceğinin haberini de şimdiden vermek isterim.

Bir sanatçının yolu, her yeni başlangıçla biraz daha uzar ve dallanır. Hepimizin yolu uzun. İş, yola koyulduğumuzu ve yolumuzu fark edelim ve çabalayalım. Esin de başarıda sonra gelir.

 

 

12 Haziran 2005 Pazar Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here