SEVGİYE EMSAL UĞRAMAZ 3

0
89

 

 

sevgiye emsal uğramaz

günleri böler yalnızlar

annemi düşünürüm

derken

bana her şeyin ilkini öğretirken

gözlerindeki ilk ışığı görürüm

ilk sevgiyi ilk kelimeyi

ilk şarkıyı ilk şiiri

ilk örgüyü

ilk kitabı ve diğerlerini

arada bir kızdırırdım annemi

o bez bebekle oynamamı

dizinin dibinde oturmamı

ve kanatlarının altından ayrılmamamı isterdi

ben aklında kavak yelleriyle

sulandırılmış meraklarımın peşinden giderdim

bütün derslerimiz tembihlerle biterdi

“çelik gibi insan olmalısın

kimseye boyun eğmeyen

dimdik ve daima ilerleyen

ve öğrendiğini unutmayan”

hedefi gösterir

“haydi marş marş” derdi

bende bir yandan bunları yapmayı ister

bir yandan da babamın poh pohlarını arardım

çözümsüzlüğü kabul etmezdi

başarısızlığı da

bir gün…

ilkokul birinci sınıfta iken

spor ve turp kelimelerini yazamadım diye

öğretmenim “eşek zehra” dedi

tabii bu pes edilecek bir dava değildi

çözüm annemdi

nazlanarak gittim anneme

spor ve turp nasıl yazılır diye

bir iki tarif etti

sonra uyanıp sordu

“öğretmeniniz öğretti mi bunu”

evet herkes yazdı ben yazamadım dedim büzülerek

öğretmenimde “eşek zehra” dedi

önce uzun uzun tarif etti

sonra bir kötek bir kötek daha

bir saat sonra yazıyordum artık

spor ve turp kelimelerini

aslında ben haklıydım

bildiğim bütün heceler iki harfliydi

ba be ab eb gibi

spor ve turp hem dört harfli hem de bölünmüyordu

nereden bileyim yazmasını

o gün bu gündür bu iki kelime

yapamadığım şeylerin cezası

bilemediklerimin şaşkınlığı gibi…

hep böyle devam etti olaylar

ben yapamamakta haklıydım

ama annemin dedikleri doğruydu

babam “aferin kızıma” derken başarılarımda

annem “hah işte böyle olmalı” derdi…

annemin önce bilinmeyeni gösteren

sonra denetiminde öğreten

daha sonra “doğrulukla-haklının”

tercihi kadar zor

ama mutlak zorunlu sevgileri oldu

oysa şimdi;

sevgiye emsal uğramaz

günleri böler yalnızlıklar

ne poh pohların cilvesi kalır

ne de öğrenmenin gururu.

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here