Sanatsal Yazı mı?

0
109

Her şeyin başlangıç dönemi kadar sürdürülebilir bir zamana geldiğinde de zor bir sınav geçirir. Ya kaliteyi tutturursunuz ya da kendi çürüme zamanınızın başlangıcı olur. Bu kurumsal gelişme olduğu kadar bireysel girişimlerde ve yazınsal yaşamımız için de böyledir. Sanatsal yaratı her ne kadar öznel bir yaratıysa da bunun aktarımı konusunda ön ayak olan bireylerin de “Niçin Yazıyorum” sorusuyla birlikte, “Ne yazıyorum” sorusunu sorması ve bunları da “Neden ve Nasıl Yazıyorum” la cevaplaması gerek.

Bir yapıt yazınsal değerini pek çok şeyle birlikte oluşturur. Bunlardan en önemlisi “Bir Üst Dil” oluşturabilmiş olmasıdır. Tam da bu noktada bireyler edebi metinler elde etmek isterken karmaşık ifadeler kullanmayı bir marifet sayıyorlar. Özellikle duyguların ifadesinde kullanılan pek çok sözcük dikey metinler meydana getiriyor. Hayatın gerçekleri ve onlardan etkileşim ve öfke üzerine kurulu bu metinlerin çoğunda benzeri dili görmek mümkün. Toplumcu gerçekçilik akımının da zaman zaman kullandığı bu türden bir dil, o akım içersinde mesaj kaygısıyla yapılmaktaydı. Bu türden metinler bir ileti içerir genelde mevcut bir duruma yönelik itirazı dile getirirdi. Ayrıca insanın ne olması gerektiğine ilişkin önermeler de içerirdi.

Ancak bugünlerde yazılan şiirlerde ve günlük konuşma dilinin olanaklarından da yararlanılan bu metinlerde daha çok içsel bir konuşma havası sezinlenmekte. Kişi yaşamda yüz yüze geldiği olayları dile getirerek, kendisinin bundan nasıl etkilendiğini, acılarını ve sevinçlerini dile getirirken de genel olanın aksine bunalımlarını dile getirmektedir. Edebi bir metin bu türden sıkıntıları dile getirdiğinde “Varoluşla” ilgili bir soruna ve itiraza değinir. Yazar ya da ele alınan kahramanın yaşam deneyimlerinden yaşam karşısındaki bir duruş sergilenir ya da irdelenir. Özellikle klasik eserler değerlerini bunlardan alır.

Modern edebiyatla birlikte sıradan insanların yaşamları da roman ve diğer metinlerin kahramanı olmaya başladı. Bunda iç sıkıntılar, sevinçler ve özellikle yabancılaşma esas konuları oluşturdu. Ancak bu gelişigüzel duyguların ifadesi ya da bizi terk eden sevgiliye yağdırdığımız küfür ve lanetlerden uzak metinlerdir.

Bunların yanı sıra bir de sürekli “Şeker Kız” havalarında etraflarına “pozitif enerji” aşılamaya çalışan yazarlarımıza rastlamak mümkün. Hayat güzeldir. Olumlu düşünmek, güzel şeyler hissetmek de takdir edilecek bir durum. Ancak yapay bir gülücükle yapışkan bir söylem haline gelmiş pozitiflikten, her şeyin kendine inanıp güvenmekten geçtiğine inandırmak isteyen metinler ve yazarlar var ki, bunları da diğerlerinden ayırmak mümkün değil.

İyi bir metin değerini kullandığı dil kadar kurgusundan da alır. Özellikle mantıksal bir sıralamasının olması, girişinde hangi soruma değindiği ve neyi içerdiğinin belli olmasında yarar var. Sonucun eğer kişiyi harekete geçirici ya da teşvik edici olmasını istiyorsak ona göre önermelerimizi sona saklamak da yararlı olabilir. Ya da bağlantılı başka bir soru ya da yanıt da ortaya konabilir.

Sanatsal yazın üretmek, kişisel sorunlarımız için bir tedavi ya da çıkış olarak görülebilir. Ancak bundan daha fazlasını içermesi gerekir. Çünkü bireyin günden güne küçüldüğü bir zamanda bizim yaşamımız ancak bir model oluşturursa, bir tip ya da karakter oluşturursa diğerleri için çekici hale gelecektir. Ya değilse kendi kendimize yazdığımız şeyler yalnızca kendimizi memnun edecek ancak sosyal alan içinde yeni çöpler meydana getirecektir.

 

zehra çam