SANATIN VİT VİTÇİLERİ

0
92

“ Demiş ile gomuş bir köy yıkmış” derler. Dedikodu günlük yaşamımızın her alanında var. Çoğu zaman başkaları hakkında konuşmanın çekici yanları da vardır. Onlarla ilgili bilmediğimiz şeyleri öğrenmek için de bir fırsattır. Ancak bazı dedikodular o kadar sınırını aşar ki zaten asıl amacı da sizin hakkınızda başkalarının bilgi sahibi olması değil, sizin gözden düşmenizdir.   Böylece bu değerli bilgi(!)  bir iftiraya dönüşür. Dedikodu yapmanın esas temelinde “misilleme” duygusu vardır. Başarınız başkalarında kuyruk acıları meydana getirebilir ve sizi kanatmak isterler. Yaptığınız bir şey başkalarının alanlarına giriyorsa siz onlara karşı olmasanız bile, kişisel güvensizliklerinden ötürü kendi alanlarını daralmış hissederler. “Oynamasını bilmeyen gelin”ler gibi sızlanır dururlar.

Üzgünüm ki sanatsal ortamlar da bundan uzak değildir. Özellikle sizin farklılıklarınız, becerileriniz, ya da bir işi yapma biçiminizden,  cesaretinizden birileri ürktüğünde bu durumlar açığa çıkar. Rekabet eğer etik kurallara uyulursa kişilerin, ve toplumların gelişmesine yol açabilir. Ancak rekabet eden kişinin kendine güveni yoksa, sizin başarınıza öykünmektense, sizden nefret duygusuyla,  karalayarak kendi aşağı durumuna indirmeye çalışır.  Eee“Meyve veren ağaç taşlanır” denebilir. Ancak meyve ağacı taşlamanın amacı: meyveyi yemektir. Bu da çoğu kez meyve yenecek olgunluğa gelince yapılır.  Ancak insan ilişkilerine baktığımızda, meyve değil, direk ağaç hedef alınıyor. Sadece taşlamakla da yetinmiyorlar. Böyleleri, hançer, kurşun, top, tüfek ne malzemesi varsa fırlatıyor. Amaç hedefini tutması, kendi işine yaraması da değil. Pislik at izi kalsın. Beğenmediği şey de murdar olsun gerisi önemli değil.

Dale Carnegie, Dost kazanma sanatı kitabında “rakiplerinizin tamamını öldüremezsiniz, siz kendinizi iyileştirin, geliştirin ve büyütün” der. Ama dedikoducu insanlar kendilerini geliştirmekle uğraşmazlar. Sadece işleri üreten insanları aşağı çekme çabasındadırlar. Çünkü başkalarını kötülemek de kendini büyütme çabasının bir yansımasıdır. Dedikodu için kullanılmayan araç kalmamıştır günümüzde, e-postadan, telefona, gazeteden TV a kadar geniş olanaklara sahip.

Yaşamı bazen otoyola benzetirim. Bu yolda arabalar kendi hızlarına göre ilerleyebilirler. Araçların birbirini geçmesi de normal sayılır.  Yeter ki hatalı sollama yapmayalım. Karşıdan gelene çarpmayalım. Önümüzdeki araca arkadan bindirmeyelim.  Mercedesten Renault’a; küçücük bir otomobilden TIR’a kadar bütün araçların yolu kullanmaya hakkı vardır. Ancak araçların hızlarına göre, kendileri için uygun şeritte seyretmesi beklenir. Herkesin hızı ve gideceği yer farklıdır. Herkes kendi menziline göre, sağa sola ayrılan yollardan tercihler yaparak yoluna devam eder. Menziline varabilir veya varmayabilir, bu da ayrı bir konu.

2002 yılından beri Kum dergisinin Eskişehir temsilcisiyim. Dergi kısa zamanda Eskişehir Edebiyat çevrelerince benimsendi. Yaklaşık kırka yakın düzenli okuyucusu oldu. Özellikle Sanat Derneği üyesi pek çok arkadaşımız da derginin sürekli okuru haline geldi. Aynı zamanda şehrimizdeki çeşitli kitap evlerinde de satışta idi. Geçen gün bir kitap evine gittiğimde artık Kum’u satmayacağını bazı çevrelerce baskı gördüğünü,  bu yüzden müşterilerini kaybetme korkusu taşıdıklarını söylediler. Neden diye sordum, Kum dergisi öyle ya bir sanat dergisi olarak kimi korkutabilirdi. Sorun Kum dergisi değil, bendim. “Peki Kum dergisini ben değil  de size Hasan Hüseyin Tozşeker getirse (o benim hayali kahramanım) kabul edecek misiniz” diye sorduğumda  “Evet” cevabını aldım. Daha doğrusu benim bir şeylere inanıyor olmamdı.

Bir takım insanlar,  Sanat Derneğinde başarılı çalışmalar yaptığım günlerden beri karalama ve engelleme çabasına girdiler.  Edebiyatçılar Derneğinin Yönetim kuruluma girmemle de yalnız Eskişehir de değil, Ankara ve İstanbul çevrelerine de sıçrattılar. “Vurun kahpeye” mantığıyla  kapı kapı dolaşıp beni meşhur  ve teşhir ediyorlar.  Kitapçımıza da uğrayarak vit vitleriyle önlem almayı düşünmüşler(!)

Onlara davetim şudur. Kendi şeridinizde marşınıza basınız. Yolunuza devam ediniz. “Aynası iştir kişinin”  Dedikodu  ve iftiralarınız la değil,  işlerinizle temaşaya çıkın.

24 Eylül 2006 Pazar Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here