Ana Sayfa YAZILARIM PARKLARDAKİ MİNİ HAVUZLAR VE MOTORLARI

PARKLARDAKİ MİNİ HAVUZLAR VE MOTORLARI

0
120
Havuz sezonu açýldý

Şehrimizin güzelliğine parkların ve yeşil alanların katkısı tartışılamaz. Özellikle parklar, alış veriş arası ve sonrasında bir dinlenme yeri. Çocuklar için bir oyun alanı, yaşlılarımız içinse tatil mekânı. Özellikle yaşlılar parklarda neredeyse grup oluşturup oturuyorlar ve yaz boyunca dostluklar elde ediyorlar. Dar gelirli pek çok yaşlımız için parklar bir görüşme yerine dönüşüveriyor.

Son yıllarda parklara yapılan havuzlar ve fıskiyeler ayrı bir dinlence ve güzellik kaynağı oldu. Hamamyolu, Yediler Parkı ve Sıhhiye Kavşağındaki fıskiyeli havuzlar şehre ayrı bir güzellik katıyor. Ne var ki son günlerde daha önce havuzlu fıskiyeler olarak inşa edilmiş bir çok yer doldurularak üzerine çiçek ekilmektedir. Evimin yakınlarındaki bir parkta da iki tane havuzlu fıskiye vardı. Park ve bahçelerin pek çoğu birkaç yıldan beri firmalara veriliyor. İki yıldır mahallemizdeki, bu havuzların suyu açılmıyordu. Geçen gün havuzun toprakla doldurulduğunu gördüm. Çalışanlara yaklaşarak neden bu kararın alındığını sorduğumda “ Abla sık sık motor bozuluyordu, onun için havuzlar iptal ediliyor” dedi.

Geçen günde apartmanımızda yaptığımız bir toplantıda apartman görevlisin çöplerimizi alıp almayacağı tartışıldı. Değişik görüşler ileri sürüldü. Anlaşma sağlanamadığı için, çöplerin alınmamasına karar verildi. Durum karışık bir durummuş.

Yılar önce de sığırcık kuşları Hamamyolu’ndaki ağaçlara konduğunda çok pislemişlerdi. Çevre esnafı durumu Belediye’ye bildirerek çözüm istemişti. Bulunan çözüme göre kuşların konduğu bu ağacın bir kısmı kesildi. Kuş pislikleri de tazyikli suyla temizlendi. Kuşlar da orayı terk etti. Benzeri bir sorun İtalya’da da olmuş, İtalyanlar sığırcık kuşlarını yüksek sesli müzikle kovalamış, onların hediyelerinden korunmak için de şemsiyeyle dolaşmışlardı.

Kuş pisliği bu kez uğur değil sorun sayılmıştı. Bir şey sorunsa çözüm aranması doğal, pislik kuş pisliği bile olsa rahatsız olmak anlaşılır bir şeydir O günlerde bizimkilerin mi şemsiyesi yoktu, İtalyanların mı baltası o gün bugündür anlayamadım. Halbuki bir futbol maçı sonrasındaki sevinç tezahüratçılarını Hamamyolu’na toplayarak, bir iki el silah ateş edilebilir, Es Es Es Ki Ki Ki diye bağırılabilir; bir amplifikatörle acılı bir arabesk şarkısıyla bu kuşlar kovalanabilirdi.

Motorlar tamir edilebilirdi.

Aklıma Nasrettin Hoca’nın bindiği dalı kestiği fıkra geldi.

Doğayı çeşitli yollarla, her gün biraz daha yok ediyoruz. Böylece birlikte yok oluşumuzun önsözünü yazıyor, yaşamın keyfiyetinden her gün biraz daha uzaklaşıyoruz. “Zaten öleceğiz” mi diyelim.

Motor bozuldu diye havuzu kapatmak. Kuşlar pisledi diye ağacı kesmek. İzlenilen yolun  bir mantığı var. Bu “Uğur-lanet Düşüncesi” ve “Engizisyon Ruhuyla” sorunlar kökten çözülebilir.

Evi böcekler sararsa yıkarız.

Başımız bitlenirse intihar ederiz.

Marmara Denizi’nde gemiler kaza yapıyor. Çözüm olarak boğazlara set çekeriz. Böylece köpek balıkları da gelemez. Hatta denizanaları çıkıyor diye denizleri kuruturuz.

Trafik sorunu için yolları iptal eder, park sorunu var diye arabaları yakarız. Araba üreten fabrikaları kapar, bunlara rağmen araba kullanmak isteyenlere müebbet hapis cezası veririz.

Öğrenci olayları oluyor diye üniversiteleri kapatırız…

Benim için de beyaz bir gömlek yeter.

 

20 Temmuz 2005 Çarşamba Anadolu gazetesi

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here