ÖYKÜ ÜZERİNE

0
134
"Ruhunuz, öykünüzde gizlidir"

Yazının bulunuşundan bugüne kitaplar yazılır. Tarihsel gelişim içerisinde değişik formasyonlarda bizlere sunulur. Bütün çabamız insan ruhunun dinginliğe ulaşması içindir. Kimimiz toplum için der kişileri umursamaz, kimimiz “önce ben” der, toplumu umursamaz. Bir yandan da sessizce acılar, sevinçler, düşler birikir. Kimsenin de haberi olmaz bu özgül dünyalardan. Sonunda korkunç bir iletişim çıkmazı doğar. En yakın ilişkilerde bile. Artık bütün konuşmalar formatlıdır. Acılarınız, sevinçleriniz öfkeleriniz, düşleriniz kırgınlık dolu olsa da memnuniyet sözleriyle örtülür. Nasılsınız efendim?
Teşekkürler ya siz?
…..
Yolculuk nasıl geçti?
Fena değil?
…..
Son zamanlarda neler yapıyorsun?
Ne yapalım koşturuyoruz işte.
…..
İşte sözcüğü ne çok anlam barındırır. Baştan sona her şeyi söylemek isterken, bir “hiç” e dönüşen buğudur. “İşte” dediğimiz o an, sözün penceresini açıp, gönlün perdesini aralayabilirsek ne ala. Birkaç cümlelik bu sohbetlerde mesaj nettir. Fazla konuşmaya ya vaktimiz yada cesaretimiz yoktur. Hayatın tüm ayrıntıları sizde gizli kalır. Acılar, sevinçler, düşler ve durumlar insan yaşamında, yeni izlekler için adımlarımızı yönlendirip farklar yaratır.
Esengül Kutkan “Yaşanan her an bir “nü” dür; ruhtaki izdüşümler anlarla birlikte giyinip ayrıksı öyküler oluştururlar” diyor. Bütün zamanlarda özel anlar ilk önce çıplaktır. Ancak an’lara anlar eklendikçe, duyum ve duygu devre dışı kalarak görgümüzün, bilgimizin etkisiyle mantığa bürünür. Kendimizden mi kaçarız, zamandan mı? Ya bilinir, ya bilinmez. …
Genelde sanat, özelde öykü de: hızla akıp giden yaşamı yavaşlatmak ve elimizin altından kayıp giden o “an” ları, durumları anlayabilmek, duyumsamak ve farkındalık için bir araçtır. Yeter ki biz buna izin verelim. Hangimiz Dede Korkut öyküsünden bir şey öğrenmedik. hangimiz bir masalla anlayışımız geliştirmedik.
Öykü: Dar zamanlara sıkıştırılan acıların, sevinçlerin geniş açılımlarıdır.
Büyük korkularımız üzerimizde taşıdığımız nesnelerde belirir.Nazar boncukları, cevşenler haçlar, uğurlu taşlar…
Öykü: Korkularımızın ardındaki beklentilerimizin açılımıdır.
Sevdiğimiz birinden kalan, vitrinlerde sehpa üstlerindeki yadigârlar ve duvarda asılı duran eski fotoğrafların izdüşümlerinden anılar yayılır birer birer.
Öykü: Gittikçe büyüyen özlemlerimizin kısa soluklu açılımlarıdır.
Öykü: Düşüncelere daldığımızda yüzümüzde beliriveren gülümsemelerin ya da gözlerimizden süzülen çiğ tanelerinin sözel açılımlarıdır.
Öykü:”Ah bir zengin olsam” hayalleriyle “Şimdiki aklım olsaydı” dediğimiz pişmanlıklarımızın açılımlarıdır.
Öykü: Söylemeye dilimizin varmadığı, muhataplarına ulaşamayan gizlerimizin açılımlarıdır. Öykü: Garipsediğimiz kişilerin, sıra dışı yanlarının günlük yaşama yansıyan “an”larının, derinlerde saklı yaralarımızdan dışarı sızan yönlerimizin açılımlarıdır.
Herkesin “Anlatsam Roman Olur.” Dediği yaşamlara birkaç ta öykü sığar.
Benim öykülerime gelince. Bunlardan birkaç tane var…

Ya sizinkiler.

İleride paylaşmak üzere…

17 Nisan 2005 Pazar Anadolu gazetesi

Can kurtaran öykülere armağanımdır zç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here