OSMANGAZİ ÜNİVERSİTESİ VE KÜTÜPHANESİ

0
136

“Kültür: okumak, anlamak,
görebildiğinden anlam çıkarabilmektir”
ATATÜRK

Geçtiğimiz günlerde Anadolu Gazetesi yazarları olarak Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Nejat Akgün’ü ziyaretimizde, üniversiteyi yakından tanıma olanağı bulduk. Meşelik kampusu önceleri yalnızca Tıp Fakültesini barındırırken bugün gelişip yedi fakülte, dört enstitü, iki yüksek okul, iki meslek yüksek okulu, yabancı diller ve enformatik bölümlerinin yanı sıra diğer kompleks yapıları içermektedir. Spor salanları, tenis sahası ve kütüphanesi. Ve kütüphanesi diyorum çünkü eski bir kütüphaneci ve kitapsever olarak, kütüphaneler beni hep heyecanlandırmıştır.
Yazının bulunuşu, gelişimi çağların değişimine yol açmıştır. Kütüphaneler bu gelişimin tanıklığını eden kurumlardır. Bu tanıklığı ilk kez Babil’in başkenti Nineve’deki bir tapınakta rastlanıyor. Sonra MÖ 7yy da Asur Kralı Asurbanipal’ın topladığı tabletleri sınıflandırdığı bilinmektedir. Bugün bu tabletlerden parça ya da bütün olarak yirmi bin tablet kalmıştır. Eski Yunan’da MÖ 4. yy da tapınak ve felsefe okullarında, 17 ve 18 yy da ulusal kütüphaneler, özel branş kütüphaneleri, üniversite kütüphaneleri ve 19 yy dan sonra da bir yenilik olarak gezici kütüphaneler kuruldu.
Türklerde ilk kütüphane Uygur’larda İslam Dinini kabulden sonra ise Gazneliler’de rastlanıyor. Selçuklular Döneminde çok önemli on kütüphane merkezi vardı. Bunlar arasında Aziziye ve Kemaliye kütüphaneleri en ünlüleridir. Osmanlılara gelince kütüphanelerde çeşitliliğin artışını görüyoruz. Daha çok lokal olan, medrese, cami, tekke kütüphaneleri kurulmuş. 1. Mehmet döneminden başlayarak da saray kütüphaneleri kurulmuş. Şehrimizde ilk kütüphane 1917 yılında Milli Kütüphane adıyla kurulmuş. Bu durumda bugünkü büyük kütüphanelerimizden önce kurulan kütüphanenin gelişimini ne engellemiş, neden tarihi önemini koruyamamış bu da araştırmacıların dikkatine sunulan ayrı bir soru.
Ne yazık ki kütüphaneler tarihteki gelişimden her zaman olumlu yönde etkilenmemiştir. İktidar değişimleri, savaşlar zaman zaman kitap ve kütüphanelerin yakılıp yıkılmasıyla da sonuçlanmıştır. İskenderiye Kütüphanesi yok edilen bu değerler arasındadır. Orta çağ Avrupa’sında Engizisyon kararları, siyasal devrimler ve İkinci Dünya Savaşında Hitler’in yaktığı kitaplar büyük bir zenginliği yok etmiştir.
Kütüphaneler bir tasnif sistemine göre kitapları muhafaza eder ve okuyucusuna sunar. Bu konuda da ilk çalışmayı İbn-i Haldun yapıyor. Bilimleri ikiye ayırıyor. “Akli ilimler”, “Nakli İlimler”. Akli ilimlere: felsefe, ahlak ve fen bilimleri; nakli ilimlere. Din ve cincilik, büyücülükle ilgili kitapları alıyor. Bunlardan da cincilik ve büyücülüğü olumsuz, dini olumlu olarak niteliyor. Yaklaşık olarak bugünkü pozitif bilim tanımını da yapmış oluyor. Günümüzde ise Dewey onlu sistem bilim dallarına göre kitapları sınıflandırır ve genelde Halk kütüphanelerinde kullanılır. Üniversitelerde ise Kongre Kütüphanesi sınıflandırma sistemi kullanılır. Binlerce kitabın içinden aradığımız bir kitabın anında bulunması bu sınıflandırmanın ve listelemesinin düzenine bağlıdır. Ya değilse kütüphaneler, bir araştırma ve çalışma yerinden çok bir istif merkezine dönüşür.
Osmangazi Üniversitesi kütüphanesinde altmış bin basılı eser mevcut. Yeni yayın akışını da buna ekleyecek olursak bu sayı şimdiden artacaktır. Bunların yüz ellisi tıp, diğerleri mühendislik dalında olmak üzere İki yüze yakın bilimsel mesleki dergiye abonelik var. Özel çalışma odalarının yanında geniş okuyucu salonları, güzel dağ manzaralı ve aydınlık ortamıyla çalışmak için çekici bir ortam oluşturuyor. Kütüphanenin girişi sergi salonu olarak düşünülmüş. Kütüphaneden herkesin okuyucu olarak yararlanabileceğini de öğreniyoruz. Bir de yazarlar ve araştırmacılar ödünç verme servisinden yararlanabilse çok iyi olurdu.
Osmangazi üniversitesinde değişik yerlerinde bulunan Cemal Cingi’nin seramik ve camdan özenle yaptığı eserlerinin de zenginlik kattığını söylemeden edemeyeceğim. Sanat eserleri bir mekânı yalnızca durağan ve işlevsel olmaktan çıkarıp yaşanılır hale getiriyor.
Biz gittik, gezdik ve gördük. Gelişime tanık olmak ve olanaklardan yararlanabilmek ise tüm Eskişehirlilere açık.

22 Mayıs 2005 Pazar Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here