Ana Sayfa YAZILARIM ONLAR ERDİ MURADINA

ONLAR ERDİ MURADINA

0
99

Öğretmen, muhasebe sınavında “Bir ticarethane açılırken ne yapılır?” diye sorar. Ortaokul birinci sınıf öğrencisi “Kurdale kesilir” diye yanıt verir. Birçok kız çocuğu hatta genç kız için evlilik gelinlik giymekle eşdeğerdir. Öyle ya masallarımız, aşk hikâyelerimizde her şey düğüne kadar gösterilir. Eski deyimle kırk gün kırk gece düğün yapılır, gelin ata biner, damat biriken topluluğa şeker dağıtır, sağdıçlar tabanca patlatır, onlar ererler muradına biz çıkalım kerevetine sözleriyle öyküler son bulur.

Ya düğünden sonra!

Eskiden olduğu gibi günümüz öykü ve filmlerinde de bu konuyla ilgili farklılık yoktur. İki farklı aileden gelen çiftler, bundan sonraki günlerinde ne yapmalıdır, kadının ve erkeğin rolü nedir, flört ve kur döneminde gezilen lüks yerlerde hesaplar sıkıntısızca nasıl ödenir, kişilik farklılıkları nasıl göğüslenir bunlar hakkında öykü ve filmler pek bir şey söylemezler. Kaçan bir kızı adım adım bir erkek kovalar, aşka entrika, ihtiras ve bilumum dalavere karışır, sonunda aşık ile maşuk kavuşur. Onlar ererler muradına.

Ya düğünden sonra!

Geçtiğimiz günlerde Eskişehir Porsuk Lions Kulübü Başkanı ve Muhtarlar Derneği’nce Şamdan’s da yapılan bir düğün töreniyle şehrimizde yirmi çifte toplu nikâh kıyıldı. Porsuk Lions Kulübü Başkanı Nilüfer Apaydın’ın düzenlediği düğün töreninde,  Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşan yaptığı konuşmada düğünden sonrası için evlilikte, sevgi saygı, sadakatin önemine dikkat çekti. Sonrasında ise gelinlere evlilik cüzdanları verdi. Bu cüzdanların aynı zamanda evliliğin bir tapusu olduğunu belirterek “aman bunlara sahip sıkı sıkı sahip çıkın “ tembihinde bulundu.

Düğün geleneklerimizde önemli bir yer tutar. Ancak bu gelenekler zaman zaman özgür iradeye müdahale ederek, kendine göre standartlar yaratır. Davulun dengi dengine vurması seçimleri belirler. Hatta kız ve erkek birbirlerini sevdiklerinde bile bazı şeylere engel olamaz. Söz, nişan, düğün öylesine masraf gerektirir ki kız tarafı oğlan tarafı birbirine girer ve ortalık savaş meydanına döner. Başlık parası, takı istekleri yüzünden, hatta zaman zaman alınmayan terlik ya da pijama yüzünden tartışmalar çıkar.

Davulun dengi dengine vurmasının yeni biçemi olan “mantık evliliği”nde de durum farklı değildir. Alınacak eşyalar taraflarca paylaşılır, hatta evlendikten sonra bile “biz” olmak yerine, annemin yorganı, babamın halısı muhabbeti devam edebilir.

Düğünler çoğu kez gelin ve damadın ailesini onurlandıran küçük işletmelere döner. Gelin ve damadın arkadaşlarıyla eğlence ise düğünden sonrasına kalmaktadır.

Evlilik iki farklı nehrin karışarak yeni bir nehir oluşturması gibidir. Sular birbirine karışırken debileri de değişir. Renkleri ve tatları birbirine karışarak yeni bir su oluşur. Bu uyum kendiliğinden olmaz. Bir orkestrada çalan enstrümanlar birbirlerine göre akortlandığı gibi uyum için de birbirine göre hareket etmekte yarar var.  Sevgi, saygı, sadakat çok önemlidir elbette. Ancak bunların üçü bir arada olduğunda, sacayak gibi, evlilik kazanı kaynayabilir. Ya değilse, yalnız sadakat, sevgi ve saygı olmadan; yalnız sevgi, sadakat ve saygı olmadan; yalnızca saygı, sevgi olmadan ucuz bir üçkâğıda döner. Asıl olan birbirinin iyiliğini düşünmekten vazgeçmeksizin vefa göstermektir. Yoksa kusurlu insanların kusurlu da evlilikleri olur. Günümüz koşullarında ise her şey daha da zorlayıcı hale geldi. Evliliğin yükü ekonomik, sosyal ve bedensel yönden arttı…

Çiftler törende ve sonrasında mutlu görünüyorlardı. Neşeli bir düğün oldu. Hep birlikte eğlenildi. Onlar erdi muradına.

Ya düğünden sonra!

9 Ekim 2005 Pazar Anadolu gazetesi

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here