Okuduğunu Anlıyor Musun?

0
114

Okumayı Sever misiniz? Bu tanışma vakitlerinin alışılmış sorusudur. Ya da çevremizde pek çok kişinin “okumayı severim ve her türlü kitap okurum” dediğini işitmişizdir. Bazı kişilerinse; okumayı sevmiyorum, okuduğumu anlamıyorum dediğine de sık sık tanık oluyoruz.

Bilginin yığın olmaktan kurtulup zihinsel etkinliklerimize ya da kararlarımıza yansıyabilmesi için yine de bir şeylerle ilişkilendirmemiz yerinde olacaktır. Çünkü her zaman aynı sebeplerle okumayız. Kişinin elindeki metni okuma nedeni onun okuduğundan ne anlam çıkaracağını belirler. Bunun yanı sıra kendi nedeniyle ilgili hazzı yaşarken ya da tespitini oluştururken duyumlara da açıktır.

Öncelikli olarak okumak eylemi her zaman bir zevk meselesi değildir. Okumak, amaçlı bir eylemdir. Çünkü çoğu kez, bir şey öğrenmek ya da öğrendiklerimizi doğrulamak ya da yenilemek için okuruz. Başka bir okuma nedeni de; kültürümüzü artırmak, ufkumuzu genişletmek günlük yaşamdan ve güncel olandan kopmamak içindir. Okuma zevkini genişletmek için edebi yayınların büyük katkısı vardır. Tıpkı pazar günü dinlenmesi ya da arabamızla dolaşıyormuş gibi şekerleme sayılan okumalar vardır ki magazin ve aktüel konuları da buna dahil edebiliriz.

Okuduğumuzu anlamayı kolaylaştıran bir etken, okuduğumuz metnin hangi sıralama ve sistemle yazıldığını fark etmektir. Tarihsel metinler kronolojik sırayla; teknik konular sorun-çözüm yöntemiyle, bilimsel eserler neden- sonuç ilişkilerini esas alır. Açıklamalı metinler ise bölümlere ayrılmış birbiriyle ilgili başlıklar halinde olabilir. Metinler pratik değer içeren örneklemelerle de zenginleşirler. Ancak, bu örneklemelerin yaşamın içinden, bilindik ve kolay anlaşılır olması gereklidir. Özellikle öğretici metinlerdeki örnekler ya da sunulan kanıtlar, okuyucuları mantıksal sonuçlara vardırmalıdır.

Okuma eyleminin nedenleri kadar sonuçları da farklıdır. Emin Özdemir  “Okuma Sanatı” kitabında “Tarih, insanı bilge kılar; şiir iç zenginliğimiz artırır; matematik, titizlik öğretir; doğal bilimler, derinlik kazandırır; mantık, söz söyleme sanatını kavrayışı, ayırımları görme yeteneğini; hukuk, bir konuyu aydınlatmada, başka bir konunun delillerinden yararlanmayı öğretir” der. Bir de bunlara “Bilgi çağının” zorunluluğu olarak, işimizle ilgili araştırma geliştirme yazılarını da eklemek gerek. Çünkü günümüzde bilginin kullanımı yalnızca neyin ne olduğunu öğrenmeyle ilişkili değildir. Tüm bu bilgilerin tek tek ya da bir arada kullanılmasıyla elde edilen ve “danışmanlık” oluşturabilecek yeni bir bilgi türü vardır ki iş yaşamında bu türden bilgi önemlidir. Çünkü Araştırma geliştirme ya da dünya içindeki yerinizi kavramanız “information” danışmanlık oluşturan bilgidir.

Okuma eylemleri, kişilerde bilimsel olaylarda olduğu gibi aynı sonuçları yaratmaz. Kişiye göre değişen yargı ve anlayışlar geliştirir. Çünkü bilimsel bir konu ya da matematiksel bir problemde iki kere iki dört eder. Ancak, yaşam çok bilinmeyenli ve değişkenli denklem gibidir. Özellikle kültürel konularda, bakış açıları, arzulanan sonuçlar, kişiye görelik devreye girdiğinden, benzeri sonuçlara varılmayabilir. Matematikte problem çözümünde süreç bellidir. Ancak sosyal konularda değişkenler çeşitlidir. Bu nedenle özellikle çok değişkenli konularda hangi şeylerin değişken; hangi şeylerin alt yapıyı oluşturan sabiteler olduğunu iyi kavramak gerekir. Çünkü yine de güzelliği oluşturmada ya da anlam yaratan iletiler oluşturmada her şey bir tesadüf değildir. Yaşamın zenginliği içinde tıpkı matematikte olduğu gibi sözel ve sosyal alanında da göreceli olanı kavramak ufkumuzun gelişmesine ve ayırt etme gücümüzün artmasına yol açacaktır. Ya değilse her zaman bize anlatılanı uygulayarak, yenilikleri elimizin tersiyle itecek ya da bizim için yararlı olabilecek bir sözü anlamadan reddeden biri olacağız. Çünkü anlamadığımız şeyleri dinlemek ya da okumak bize biri eziyet ediyor ya da küfrediyor duygusu uyandırır. Ancak anlayışı geliştirmek kulakları da açık tutmakla mümkündür.

Şimdi yalnızca “okuduğumu anlıyor muyum?” demek yerine “okuduğumdan yeni bir şey anlıyor muyum?” diye de sormak daha da yerinde olacaktır.

zehra çam

8 Ağustos 2007 Çarşamba Ag

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here