Ana Sayfa YAZILARIM Sanat Yazıları NURETTİN RENÇBER KONSERİ

NURETTİN RENÇBER KONSERİ

0
124

Türkülerimiz, yaşam karşısındaki yenilgilerimizi, yanılgılarımızı, arzu istem ve düşlerimizin dile getirilişidir. İnsanın doğayla-insanla mücadelesindeki çığlıklarını, doğaya hayranlığın yanı sıra ondan nasıl medet umulduğunun da göstergesidir. Özellikle yükünü uçan kuşlara ve dağlara yükleyen başka bir halk var mı bilemiyorum. Türkülerimize baktığımızda karlı dağlar, turnalar, keklikler, bülbüller ve diğer kuşların eşlik ettiğini görürüz. Pastoral tınılara romantik duyarlılıkla lirizm eklenir.

Karacaoğlan aşkı başka dillendirir, Yunus Emre daha başka. Dostluk Pirsultan da başka şekillenir, Kaygusuzda başka. Türkülere gönül veren sanatçılar, bir yandan onları derlerler, bir yandan da onlara ses verirler. Anadolu’nun her köşesinde dile gelen bu türküler hikayeleriyle birlikte günümüze kadar gelirler. Bir yandan da yeni ozanlarımız, yeni sanatçılarımız çıkar ortaya. Aşık Veysel, Mahsuni Şerif, Neşet Ertaş gibi. Bu sanatçıların  ya da ağıt yakan bir Anadolu kadının piyasa kaygısı yoktur. Onlar üzüntülerini sevinçlerini aşklarını zaman zaman duygusallıkla zaman zamanda hafiften bir cilveyle bırakıverirler tarihe. Yemen türküsü, bozlak, şen şakrak bir Karadeniz ya da ege ezgisi de bize aittir. “Kırmızı gül demet demet” diye ağlayan da “Kundurası boyalı”, “omuzu tüfekli” bir yar isteyen de bizim insanımızdır. Türkülerde, bir halkın yaşamında insani duyguların durumlar karşısında nasıl değişkenliğe uğradığına tanık oluruz.

Günlerimizde ise Türk Halk Müziğinde pek çok sanatçımız eski türkülerimizi yeni yorumlarıyla seslendirmenin yanı sıra, sözü ve müziği kendine ait eserler üretiyorlar. Bu eserler Kent Türküleri olarak da tanımlanıyor. Nurettin Rençber de bunlardan biri.

Nurettin Rençber’i ilk kez birkaç yıl önce radyoda “Ayrılık Vakti” isimli parçayla duydum. Türkan Şoray-Kadir İnanır ya da Tarık Akan-Filiz Akın’lı  eski  aşk filmlerinde, kızla erkek bir diskotekte yalnız kalmışlardır ve dans ederler ve kendilerini bilerek ayrılığa hazırlarlar. Şarkı tam da bu sahnenin şarkısını andırıyordu. Adını bilemediğim bu şarkıyı kasetçiye tarif ederek, birçok karışıklıktan sonra, resminden şu kişi olur diye tahminde bulunarak, adı geçen şarkıyı Nurettin Rençber’in söylediğini bulduk.(O zaman Tarkan’a gömleklerini yırtan kızlar gibi oldum ama neyse ki kaseti bulmuştuk.). O gün bugündür Nurettin Rençber’i dinlerim.

Son zamanlarda halk müziği, sanat müziği, fantezi gibi değişik adlarla seslendirilen şarkılarda benzer temalar var. Bayağılıkla, dikey cümlelerden oluşan birbirine benzer şarkılar üretiliyor. Birbirine meydan okuyarak sevgi ifade ettiğini iddia eden sanatçılar prim topluyor. Sevgilisini yakan,  onu aramayanın alnını karışlayan, gelmezse saçını başını yolan, Var Yeeaa!, Yok Yeeaalı türkülerle  avaz avaz bağırıp, gerdan kıvıran ve  kalça çalkalayan sanatçılarımız bütün gün ekranlarda.Bazı sanatçılar  da yollarını yavaş yavaş örerler. Onların izleyicileri de kendine mahsustur. Belki sayıları çok değildir ama dinleyeni onu anlar. Nurettin Rençber de yolunu yavaş yavaş ören bir ses sanatçısı. 20 Ekim günü Yunus Emre Kültür Merkezi’inde verdiği konserde duygulu ve coşkulu anlar yaşandı. Kendisini alkışlayan seyircisine “Hayatta sizi alkışlasın” diyerek gönülleri aldı.

Nurtettin Rençber, çağa inat,  romantik duyarlılığına pastoral tınılar katarak ezgilerini lirizmle şenlendiriyor. Çağlayan gibi akan davudi bir sesle,  parçalarını seslendiriyor. Pir Sultan, Karacaoğlan’dan Behçet Aysan’a şiirleri yorumluyor. Onun türkülerinden iyi bir şair olduğunu da anlıyoruz. “Ezo” parçasında sevgilisini yıldızlara soruyor. Rüzgârın sevgilisi, orman çiçeği diye seslendiği sevgilisine “dön gel “ çağrısı yaparken, “mağrur bir uçurum oldu kalbim” diyor. “Karagül”  de güzel bir aşk şarkısı.   Sözlerini A. Galip’in yazdığı “Eski Yara” adlı türküsünde söz sanatlarından cinasdan yararlanılıyor. Düet şeklinde okunan parça, Pir Sultan, Yunus Emre şiirlerinde örnekleri bilinen diyalog şeklinde yazılmış. “Eski yara eski yara/sızlıyor eski yara/yenisinden fayda yok/varıp gidem eski yara.” “Eski yardan eski yardan/ geçilmez eski yardan/yenisiyle gönül eyle/Yare kalsın eski yardan”

Devrim Dirlikyapan bir şirinde “Ey Kalbim beni bu çağdan topla/ bir şarkıya binip gideyim” der. Ne zaman bir konsere gitsem kalbimin bu çağdan toplanıp gideceğini düşünürüm. Nurettin Rençber’in ses verdiği türküler de bu çağdan toplanmış. Peşi sıra gitmek ya da gitmemek de tercihe kalmış.

24 Ekim 2005 Pazartesi Anadolu gazetesi

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here