Ana Sayfa YAZILARIM Sanat Yazıları MİMARLIĞI TERSTEN GİYMEK

MİMARLIĞI TERSTEN GİYMEK

0
105

 

2003 yılı Ağustos ayında İstanbul’a gittiğimde İstiklal Caddesi üzerinde gezerken Garanti Galeri’deki bir etkinlik dikkatimi çekti. “Mimarlıkta Sınır Aşımı ve Muğlâklık” başlıklı sergi’de, Alabama’daki “Hale County, “derin güney” ya da “kara kuşak”  olarak bilinen yerde Rural Stüdyo’sunun gerçekleştirdiği bir mimarlık projesiyle ilgili video gösterisi yer almaktaydı.

Mimarlık;  her zaman, zamanın teknolojik, sanatsal özellik ve olanaklarını kullanır ve yansıtır. Bu Projede ne zamanımıza ait modern binalar, gökdelenler, ne de kompleks iş merkezleri yer alıyordu. Gösterilen mimarlık harikası,  Mimar Sinan’ın eserleri, Tac Mahal ya da Eyfel Kulesi de değildi.  Auburn Üniversitesi Mimarlık bölümünde bulunan “Rural Stüdyo” nun “toplumsal sorumluluk” projesinin Hale County’se gerçekleşmesiydi. Hale County, bir mağduriyet bölgesi. Akla gelebilecek her türlü yokluğun ve yoksulluğun yaşandığı bir bölge. Buraya uygulanan projenin en önemli özelliği, modern bir yapı yapıp onların ev sorunlarını çözerken ‘öteki’ sayılan bu insanları, ‘kendine benzetme’ çabasının olmaması. Buranın konut açığını gidermek ve iyileştirmek için, mimarlığın ya da inşaat sektörünün pahalı malzemeleri de kullanılmıyordu. Değişik yapı malzemeleriyle birlikte, cam, lastik ve mum emdirilmiş karton atıkları kullanılıyordu. Ucuz ve atık malzemelerden yapılan bu konutlar geçici değil, kalıcı olarak inşa ediliyordu. Yerel olanaklar ve zanaatların kullanılarak yapıldığı binalar modern mimari için adeta alternatif olma özelliği gösteriyordu. Modern mimariyle şekillenen binalar,  insanın aklıyla parasının teknolojiyle bir araya geldiğinde nasıl harikalar yaratabileceğini gösteriyor. Oysaki bu proje “Bir evler yaptırdım oy Ramize’m sazdan samandan” türküsünü hatırlatıyordu.

Bu projenin fikir babası Samuel Mockbee. 1974 mimar olan Mockbee pek çok ödülün sahibi. Lösemi hastalığından 2001 yılında yaşamını kaybediyor. Ancak geride mimarlığa alternatif bir fikir ve oluşum bırakıyor.

Bir soruna çözüm aranırken maddi ve insan kaynaklarının kullanımı için büyük bütçeler gerekiyor. Bu projenin farkı ‘yerinde’ yerel kaynakların kullanımına dayanıyor. Ülkemizde de gerek gecekondu bölgelerinde oturan insanlar, gerekse doğal afetler sonrasında aceleyle yapılan ve pek de ucuza mal edilmeyen konutlara yerleştiriliyorlar. Üstelik bu yapıların çoğu geçici oluyor.

Müştemilatta yaşamış birini hemen apartman dairesine taşımak öncelikle bir uyum sorunu getirecektir. Hale County’de yaşayan insanların çoğu,  fakir ve göçmenlerden oluşuyor. Kendilerine has alışkanlık ve kültürleri olan bu insanlar için yapılan bu binalar onlarda kültürel bir şok yaratmaksızın benimseyebildikleri bir geçiş olmuş. Her an  yıkılma tehlikesi olan binalar, sağlıksız olan koşullardan arındırılarak ya da yeniden yapılarak kullanıma sunulmuş.

İnsan doğası her ne kadar koşullarında iyileşme arasa da değişime direnir. Pek çok Türk Filminde gördüğümüz gibi yöreye gelen köprü ya da baraja günlük alışkanlıkların değişeceğinden korkulması medeniyle karşı çıkılır. Datça’nın yolu geçtiğimiz yıllarda yapılırken, yerli halk bundan endişeleniyordu. Çünkü Yolun geldiği yerde turizm yatırımları hızlanıyor. Ancak yöresel yaşantı ve geleneklerin yerini çoğu kez ticaretin şekillendirdiği yapıştırma bir kültüre bırakıyor. Genelde de yatırımcılar dışardan olunca da yörenin halkı oranın efendisi olmaktan çok çalışanı durumuna geliyor. Buradaki değişme de bir dayatmacaya dönüşmüş oluyor. Özellikle böyle yerlerde çok yıldızlı otellerin yapımı Pazar kültürünün talanına dönüşüyor. Mimari de benzeri özellikler gösteriyorlar. Büyük tatil köyleri, modern mimarinin olanaklarını kullanarak harikalar yaratıyor görünse de benzeri bir yere Çeşme yerine,  İspanya’nın sahilinde de rastlayabilirisiniz. Aynı havuz, aynı oda, aynı yemek ve aynı animasyonlar.

Bu proje turizm için değil, özellikle yöredeki halkın yaşama alanlarının iyileştirilmesi ve güzelleştirilmesi için yapılmış. Şehrimizde gecekondu belirgin bir sorun görülmese de mevcut. Ayrıca atıkların değerlendirilmesi ya da geri dönüşüm konusunda da pek çalışma yok. Bu projenin mimari ya da atıkların değerlendirilmesi konusunda başka projelere ışık tutacağı kanısındayım.

 

27 Eylül 2006 Çarşamba Anadolu gazetesi

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here