MARSHALL’IN SÜT TOZU VE “KARA ÜZÜM SALKIMI HÜZÜNLER”

0
49

Yakın tanıklık içeren metinleri okumak her ne kadar okuyucuya kolay gelirse de zaman içinde kalıcılığı şüphelidir. Çünkü iyi bir metin iyi bir kurgudan ve üst bir dil kullanmaktan geçer. Sait Faik, Memduh Şevket gibi öykücülerimiz, Nazım Hikmet, Melih Cevdet gibi şairlerimiz ve Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Oğuz Atay, Yusuf Atılgan gibi romancılarımız geleneksel yapıları yıkarak metinlerini oluşturmuşlardır. Eğer yazdığımız metin salt eski günlerin özlem ve hayal kırıklıkları gibi duygu aktarımı olmasına rağmen bize sosyolojik ve tarihsel ipuçları vermiyorsa edebiyatın bir işlevi olan “sosyolojik metin” olma özelliğini yitirecektir.

Nursel Aras’ın “Kara Üzüm Salkımı Hüzünler” ilk kitabı. Kitapta her birimizin geleneksel yaşam içinde başımıza gelebilecek ya da tanıklık ettiğimiz durumlara ilişkin öyküler var. Anlatısını da yalın bir dille örmüş. İlk eserlerde özellikle öykü kitaplarında anılar, ilk çıkışı verir. Anı öyküleri okumak yazarla birinci ağızdan dostluk yapmak gibidir. Kitap okurken adeta bir diyalog içindesinizdir. Anlatıcıların, durumların devreye girdiği metinlerde, metin çözülmeyi bekler önünüzde. Anı öykülerde bu zorluk yoktur ancak unutulması kolaydır. Bir eser için kolaylık ve kalıcılık her zaman yarışırlar. Umarım eser kalıcı olur.

İlke Yayıncılık’tan çıkan “Kara Üzüm Salkımı Hüzünler” inde  ‘süttozu’ yla ilgili bir anı öykü var. Bildiğimiz gibi Marshall Yardımlarının bir parçası olan süt tozunun,  okullarda beslenme saatlerinde içirilmesi bizim neslimizin yaşamlarına düşen önemli bir anıdır. Nursel Arasın yaşamında da önemli bir dip not bırakmış. Iğdır doğumlu olan yazarımız, ilkokulunu Van’ın Canik köyünde okumuş. Öyküdeki genç kız süttozunu içmek istememektedir. Ancak süttozu içmezsek bildiğiniz gibi cetvelle parmaklarımız vurulur, dayak yerdik. Günlerden bir gün genç kız bardağını getirmeyi unutur, tam dayak yiyecekken okul arkadaşı Ahmet kendi bardağını kızın önüne sürer, böylece dayağı kendi yer. Öyküde Ahmet’e vefasını şöyle dile getiriyor: “Ahmet peş peşe inen sopalardan elini kaçıramadı hiç. Savaşa giden yağız bir delikanlı kadar korkusuzdu…” Çocukluk yıllarında oluşan platonik bir aşkın zamana yayılışına da ve dostluğa dönüşümüne de tanık oluyoruz. Aynı öyküde süttozu yardımıyla ilgili de şöyle bir dipnot düşülmüş.  “Köyde herkesin sürüsüyle ineği, davarı vardı. Evlerde süt kovalar dolusu. Mis kokulu otlu peynir, tereyağı, kaymak sabah sofralarımızın baş tacıydı. Yanında tahta külek pekmezimiz, ağzı lehimli tenekelerde kerpiç gibi duran kışlık yoğurdumuz, dilim dilim kesilmiş petek balımız,  kümeste onlarca tavuğumuz, kazımız vardı.” diyor. Bu durumda zorla süttozu içmek memnun edici bir şey değil tabii ki.

Çocukluk yıllarımda süttozu içmekten ben de nefret ederdim. Geriye dönük yaşama alışkanlığım pek yoktur. Geçmişin öfkelerini de özlemlerini de sık sık gözden geçirip onları kendi raflarına kaldırmayı severim. Yıllar önce Semih Aslantürk’ün çektiği Şelale filminde yaşamımda yer etmiş bazı şeylerle karşılaşmaktan çok etkilenmiştim. Antakya’nın Harbiye semtindeki Şelale adlı yerden adını alan filmde, Demokrat Parti, Cumhuriyet Partili olmanın bir aile içinde dramatik sorunlara yol açması ve diğer olaylarıyla yakın tarihimize tanıklık eden olaylar yer alıyordu. 1940-1960 yılları arasındaki olaylardan, Kore’ye asker gitmesi çocukların süttozu içmesi filme serpiştirilmişti. Bu filmde çocukların süt tozu içmeleri ve sağ-sol çatışmalarının günlük yaşama yansımalarını izlemek beni cidden hırpalamış, film çıkışında epeyce ağlamıştım. Filme birlikte gittiğimiz arkadaş buna biraz da şaşırarak “ eee Zehra Türk filmlerinde ağlayan anneme benziyorsun” demişti.

Yazılan eserler kalıcı olsun ya da olmasın yaşamımızdan izler taşırlar. Şelale filminde, ( Şelale görülmesi gereken çok güzel bir yer.) orada yaşayan insanların rüyalarını suya anlatma gelenekleri ‘rüyalar sadece akan suya anlatılır ve yorumları Yusuf Peygambere mahsustur’ diyordu. Öyküler de sanırım okuyana, dinleyene anlatılıyor.

Yorumu da sizleri bekliyor…

 

 

3 Mayıs 2006 Çarşamba Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here