LÜLE TAŞI GÜNLERİ

0
90

Adamın biri yolda bir düğme bulmuş, gitmiş terziye gömlek diktirmiş. Her zaman yapılacak bir iş ya da girişim: büyük düşünmeyi, cesaretli olmayı, riski göze almayı ve umutlu olmayı gerektirir.

Tepebaşı Belediyesi’nin düzenlediği “Lüle Taşı Günleri” nde lületaşının dünü-bugünü, sorunların çözümü için neler yapılabileceğiyle ilgili konuşma ve gösteriler sunuldu. El sanatlarımızın her gün biraz daha kaybolduğu günlerimizde, bu etkinlik çok önemli bir adımdı. Zira Eskişehir’de 1990 lı yıllardan bugüne kadar lületaşının sorunları hemem hemen hiç gündeme gelmemişti.

Toplumların gelişimde maddenin kullanma biçimi değiştikçe sanat ve zanaatta değişimler kaçınılmazdır. Traktör bulunduğunda karasaban ya da düvenin kaybolması doğaldır. Ancak işlerliğini ve gerekirliliğini kaybetmemesine rağmen, girişim eksikliği, insan yetersizliği ya da maddi kaynakların yeterince sağlanamamasından ötürü, bir sanatın kaybolması düpedüz ihmaldir. Zira işin bilimsel ayağını sürdüren Prof.dr. Cahit Bilim ve Prof. Dr. Kadir Sarıiz’in konuşmalarında, lületaşının, tıp, sanayi ve inşaat malzemeleri dâhil olmak üzere değişik alanlarda kullandığına dikkat çekildi. Mevcut kaynaklarımızın da yüzde yetmişin yeraltında bulunduğu, işlenmeye hazır olduğu da söylendi. Şüphesiz ki bir maddeden yalnızca bir yönde faydalanılırsa ve o da yeterince desteklenmezse işin körelmesi doğaldır. Barajlar yaparak enerji üretebilir, enerjiyi sanayide kullanarak yeni ve başka alanlarda hizmetler alınabilir. Bugüne kadar lületaşı dediğimizde sadece pipo, ağızlık ve takı yapılmış. Ne sanayi de kullanımı ne de hammadde olarak satışına gidilmemiş. Bu el sanatımız desteklenmesi yüzünden, kaybolmakla yüz yüze gelmiş.

Tepebaşı Belediyesi, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Sanat Derneği ve Lületaşı Odasının ortak girişimleriyle yeni çalışmalar başlatılmış durumda. Özellikle Lületaşının sanatsal değerlerle işlenmesi ve bu konuda eğitim programlarının düzenlenmesi sevindirici. Bunun eski lületaşı ustalarına yeni olanaklar yaratabileceği gibi yeni ustalarında ortaya çıkmasına katkısı olacaktır.

İki gün süren seminerlerde açığa çıkan başka bir konu da lületaşının çıkarılması ve pazarlaması konusunda neler yapılabileceğiydi.  Taceddin Sarıoğlu, Gürcan Banger’e  “hangi kurum ve kuruluşların bu konuda katkısı olabileceğini” sordu. Verilen yanıtta maalesef bu konunun sahibi olmadığı çıktı.

Avrupa Birliğine girmek istediğimiz süreçte sık sık karşımıza standart gelişimi ve kurumlaşma konusunda eksikliklerimiz, bir bir tespit ediliyor. Bildiğimiz bir gerçek de şudur ki ülkemizde kurumlar arası işbirliği yoktur.   17 Ağustos 1999 depreminde hasar gören binalar için rapor sonuçları beklendi. Alt ayrı kurumdan farklı sonuçlar geldi. Bunların üçünde oturulabilir, üçünde oturulamaz raporu verilmişti. Karar vermek için daire sahipleri olarak papatya falına mı bakmalıydık? Aynı sorun altyapı inşaası için de geçerli. Her kurum kendi içinde maliyetleri hiç de küçümsenmeyecek çalışmalar yapıyor. Bununla birlikte “ebem yaptı karga bozdu” oyunu gibi sanki kumdan yapılan ev misali diğer kurum yeniden yapılanı bozuyor.  Kurumlar arası koordineli çalışılmaması sonucunda girişimler zamanla kuvvetini yitirerek zayıflıyorlar.

Terzi ve gömlek örneğine dönecek olursak lületaşı ve diğer sorunlar konusunda, yolda bulunan düğme var, kumaş var, makine var, terzi de var. Bütün sorun düğme bulanın terziye gidecek yol için araç bulamaması ve yolun bilinmemesidir. Önümüzdeki günlerde bu yolun nasıl bulunacağı ve gömleğin hangi modelde dikileceği açığa çıkacaktır. Dileğimiz globalleşen ekonomide dikilen gömleğin uygun olmasıdır.

 

13 Temmuz 2005 Çarşamba Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here