KORE SANATI

0
118

Geçtiğimiz günlerde Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Kore’den Ann Sun-Ae,Rhee Gyeong-mo, Shin Jong-Tack adında üç sanatçı konuğu vardı.Kore’de Resim sanatı ve çağdaş resim sanatının gelişi konularında slayt gösterimiyle bilgi verdiler. Ardından Güzel Sanatlar Fakültesi girişinde canlı gösteri yaptılar.
Ann Sun-Ae Kore resim ve seramik sanatının başlangıçtan modern zamana kadar, Rhee Gyong-mo çağdaş resmin gelişimini, Shin Jong-Tack ise Kore sanatına özgü canlı bir gösteri sundu. S Sun-Ae Ann’in resimlerinin konusu Kapadokya ve Ege ve ülkemizde ve başka ülkelerde beş kişisel ve çok sayıda karma sergiye katıldı..2002 Dünya Kupası Finalleriyle aynı zamanda gerçekleştirilen Kore ve Türk sanatçılarının katılımıyla gerçekleşen “Çağdaş Türk Resminden Bir Kesit” adlı serginin organizasyonunda yer aldı ve Türkçe, Korece ve İngilizce tercümanlığını yaptı.
Doç Rhee Gyeong-no: resim eğitimi, eleştirmenlik ve sanat tarihi konularında çalışmalar yapmış olup, uluslararası bienaller ve çok sayıda “Çağdaş Kore Resim Sanatı” sergisinin organizasyonunda yer aldı.
Doç Shin Jong-Tack ise performans sanatçısı, heykeltıraş ve organizatör olarak çok sayıda Çağdaş Kore Resim Yarışmasında ve heykelde ödül aldı. Avangarde sanatçılar tarafından düzenlenen Çağdaş Kültür ve Sanat Festivalinin organizasyonunu yaptı.
Sanatçıların verdiği bilgilerden bazılarını aktarmak isterim. Kore sanatı hakkında bilgi verilirken, Almanya’dan iki yüz yıl önce Kore’de baskı yapıldığı dile getirildi. Eski Kore sanatında doğaya ve eskiye önem verildiği, metal ve toprak kaplara kaligrafik resimler yapıldığını gördük..Ayrıca, turna, erik orkide, krizantem, bambu çiziliyordu. Özellikle Buda’nın duygularının yansıtılması önemliydi.
Kore sanatını Çin ve Japon sanatının etkilediği önemle vurgulandı. Japon sanatı: süslü dekoratif, Çin resmi: muhteşem ağırbaşlı, Kore resim ve seramik sanatının da bu iki ülke sanatı arasında köprü işlevi olduğu dile getirildi. Kore ve Japon resim sanatında doğaya önem veren sıcak ve samimi bir hava seziliyor. Batı’da eş zamanlı olarak tarafsız, gerçekçi bilinmeyen, maddesel ifade metodu kullanılırken doğu resimlerinde: hareketli, taraflı, kavramsal, sembolik, manzara resimleri ise hareketsiz ve sakin görünüyordu. Batıda özellikle kavramsal resmin gelişiminde doğu sanatından etkilendiği vurgulandı.


Bu gösteri ve anlatı sonrasında batı sanatının doğu ülkelerindeki seyrinin benzerlikleri dikkatimi çekti. Kore’de de ülkemizde olduğu gibi çağdaş Modern resim konusunda okul açılması ve yaygınlaşması 1882 yılına dayanıyor. Bizdeki gibi batılı ressamlar önce bu memleketlere gidip, saraylı kişilerin portrelerini yapıyorlar. 1800’lü yıllarda batı resminin etkisiyle gerçekçi renkler çizilmeye başlıyor. Önce ideolojik ve metaforlar çiziliyordu. Bu tip portreler gerçekçi olarak çiziliyor fakat kimin tarafından yapıldığı bilinmiyordu. İlk önce kağıt üstüne mürekkeple başlayan bu çalışmalarda teknik olarak sonraları yağlı boya kullanılmaya başlandı. Bu teknikle Amerikalı ressamlar da devlet büyüklerini çizdiler.
Modern öncesi döneme ait eserler kullanılan motiflerde benzerlikler vardı. Bizde de Özellikle resmin yasak olduğu dönemlerinde bile, çiçekler ve kuşlar el işlemelerinden minyatürlere kadar kullanıldı. Turna kuşları bizim kültürümüzde önemli bir yer tutar. Hun’lardan beri Türk kültürü’nde koruyucu ruhun ve Şamanların sembolü olarak kullanılmış, İslamiyet’e rağmen turnalara bağlılık devam etmiş, ailelere, kişilere, köylere, göllere turna adı verilmiştir. Allı turnalı, telli turnalı türkülerde de insanımızın umut bağladığı, uğur saydığı bir motif haline gelmiştir. Kore sanatında da Turnaların benzer duygularla çizilmiş olması ilginçti. Japonya ve Kore’de uzun ömürlülüğün simgesi olmuşlardır.
Bir de sanatsal yaratının durdurulamaz bir zorunluluk içerdiğine tanık oldum.1920’den sonra sanatçılar, Paris ve Japonya’ya resim sanatını öğrenmek için gidiyorlar. Lee Jong Woo adında bir sanatçı ailesinin isteğiyle Hukuk öğrenimi yapmak için Japonya’ya gidiyor. Ancak o resimle ilgili bir akademiye gidiyor. Babası bunu üç yıl sonra duyduğunda çılgına dönerek oğlunu dövüyor ve sabaha kadar onu odasında kilitliyor. Fakat sanatçı, ertesi gün babasına portresini hediye ediyor. Baba buna içerlemekle birlikte resmi hoşuna gidiyor ve oğlunun resim yapmasına izin veriyor.
İster doğulu ister batılı olalım, insan her zaman, içinde bulunduğu doğayı yaratıcı düşünceyle yeniden yorumlayarak ortak değerler açığa çıkarıyor. Sanatsal yaratının dünyanın neresinde olursak olalım, karşımıza içsel bir zorunluluk olarak çıktığı görülüyor.
Toplantıdan çıktığımda, resimlerdeki o suskun dağların tepelerinden, turnaların ağızlarında meyve dalları ve çiçek demetleriyle dans ederek uçtuklarını düşündüm. Telli turna benim için, allı turna sizin için uçsun Kore’den bize bizden Kore’ye selam götürsün.

15 Mayıs 2005 Pazar Anadolu Gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here