KİTAPLIKTAN-3

0
107

Son yıllarda öykü yazarları sayıca çoğaldı. Ne yazık ki öyküdeki bu gelişmenin niteliğinin niceliği oranında artış göstermedi. Adam Öykü dergisinden sonra İmge öykü dergisi de kapandı. Eşik Cini ve Hece dergileri bu işi sürdüreceğe benziyor. Umarım sürekli olurlar. Şiirde olduğu gibi öyküde de genç yazar yazmaya kendini anlatmakla işe başlıyor. Edebiyatın bir üst dil yaratmak olduğu unutularak, başımızdan geçen olayların anlatılması, öyküye ulaştığımız anlamına gelmez. Olay: öykünün sadece elemanlarından biridir.

Son dönemde türler arasında kesin ayırımlardan çok, bir arada sergilenişini de görmekteyiz. Olay ve durum öyküleri bir arada olabiliyor. Bununla birlikte yine de öyküde yazma teknikleri ve öykünün ana unsurlarını kavramakta yarar var. Öykü yazarken de yola çıkıldığında mutlaka okumamız gereken öykü örnekleri olduğu gibi, teknik bilgilerin yer aldığı kitaplara da göz atmak yazdıklarımızı değerlendirmemize yardımcı olur. İlk olarak Salih Bolat’ın Öykü Yazma Teknikleri kitabına değinmek isterim. Kitapta öykünün temel kavramlarının yanı sıra öyküyle ilgili makaleler yer almakta. Öyküde anlatım yolları, karakter oluşturma, sahne  ve yazar ve yaratıcılık konularında açıklamalı bilgiler var. İkinci kitap ise, Aydın Şimşek’in yaratıcı Yazarlık ve Deneysel Düşünce adlı kitaptır. Bu kitabı diğerlerinden farklı kılan bir özelliği yaratıcı yazarlık atölyelerinden yola çıkılmasıdır. Özellikle eksilterek yazma, atlayarak yazma konularında pratik örneklemeler mevcut.  Öykü yazmak kadar öyküye giden süreçleri kavramak da önemli. Ya da hangi durumlar bir öyküye dönüşebilir. Yazınsal bir metni ideolojik olandan ne ayırır? Bu ve benzeri soru-n-ların cevaplarını bu kitapta bulmak mümkün.

Ali İhsan Kolcu’nun Öykü sanatı adlı eserinde de öykü türlerine yönelik örnekler var. Feridun Andaç ve Füsun Akatlı’nın kitaplarını da atlamamak gerek.Tarihsel süreç içinde öyküde  değişik türler oluşmuştur. Sözlü kültürümüzde geleneksel olan hikaye anlatıcılığı yerini destanlardan bugünün modern öykülerine bırakmıştır. Dünya edebiyatında da Decammeron, Moupassant, Çehov, Gogol, Poe gibi öykü de farklılıklar yaratan yazarların öykülerini okumak da yarar var. Sait Faik ve Memduh Şevket Esendal, Sabahattin Ali, Ömer Seyfettin gibi yazarlar da bizim öykücülüğümüzde önemli adımlar.

Her sanat olduğu gibi dilin ve sözün gelişimini de tarihsel süreciyle birlikte kavramak gerek. Bizden önce neler yapılmış bilmemizde yarar var. Ya değilse yazma serüvenimize çağı yakalamaktan çok, üç asır önceden de başlamış olabiliriz. Şiir ne kadar felsefeye yakınsa roman ve öyküde de felsefeden o kadar yararlanılabilir. Öyküler bir bakıma toplumların alternatif tarihsel metinlerini oluştururlar. Buna ilişkin yorumlarımız olmazsa öyküde de şiirde olduğu gibi, yalnızca kendi sorunlarımızı ve deneyimlerimizi aktardığımız bir iç konuşmaya dönüşebilir. Bundan kaçınmanın yolu da bol bol yazılanları çözümlemekten geçer. Psikolojik bir metin yazmadan önce Dostoyevski ve Camus’u bilmek de yarar var. Kafka, J.P. Sartre, James Joyse, Cortazar yazdıklarında farklılıklar yaratabilen yazarlar. Yaşanan şeylerden, yaşama iz bırakan değerlerin fark edilmesinde onların deneyimlerinden yararlanmak bizlere yeni ipuçları verebilir.

Öykü konusunda, gerek dünya edebiyatı gerekse kendi edebiyatımızla ilgili değişik antolojiler var. Bu yazarları bir arada bulabileceğimiz gibi ayrı ayrı kitaplarına ulaşmak da mümkün. İş ki, okunacak kitaplarımızı sıraya koyabilelim. Türlerin kavranması konusunda kitapların ard arda okunması düşüncemizin aynı kanalda derinleşmesini sağlayacak. Bunun yanı sıra belirli konuyla yakından ilgili olan diğer dallar hakkında da genel bilgiye ulaştıracaktır.

Hepimiz her gün öyküler yaşıyoruz. Kimin bir öyküsü olmaz ki. Yeter ki dile getirebilelim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here