KİTAPLIKTAN-2

0
106

 

Şiir yazan pek çok kişi “Ben başka şairlerden etkilenmemek için, hiç şiir okumam” der. Ancak yazdıklarının şiir olup olmadığı konusunda da genel bir fikre sahip değildirler. Yazdıkları her şeyi şiir sanırlar.  Şiirin tanımının yapılıp yapılamayacağı yıllardır tartışılır. Şiir: akıl dışı bir şey olarak da kabul edildiğinden tanımlanmaması gerektiği de savunulan görüşler arasındadır.

Tüm sanatlarda olduğu gibi şiirde de içten gelen sesin ve yeteneğin önemi varsa da iyi şiir yazabilmek için dilin olanaklarını iyi kavramak gerekiyor. Şiirimizde de pek çok söz sanatları vardır. Şiir okumanın yanı sıra bu örnekleri de incelemek da yarar var. Uğraştığımız alan ne olursa olsun etkilenmemek için okumamak, bir sporcu için antrenman yapmadan madalya almasını beklemek gibi bir şey olur. Tıpkı kaslarımız gibi zihinsel işlevler  ve yetilerimizde çalışmayla gelişebilir. Ya değilse doğal kapasitemiz önce tekrara düşecek, sonra da gündün güne eksilecektir.

Geçen günkü yazımda okuma alımlama ile ilgili birkaç kitap önermiştim. Bugün ise şiir yazan arkadaşlara önerilerim olacak. Her sanat dalında gerçek ve gerçekliği yansıtma benzetme ve değiştirme esasına dayanır. Sık sık “Şiir bir şeyi anlatmaz” dendiğinde de kastedilen şey, bir şeyi tanımsal olandan çok bu esasa dayandığı belirtilmek istenir. Şiir yazmanın öğrenilemeyeceği de söylenen sözler arasındadır. Burada sözü edilen şeyin yazılanlardan yola çıkarak şiirin nasıl yazıldığının kavranması olduğunu gözden kaçırmamak gerekir. Okuduğumuz şiirler üzerinde yapılacak çözümleme ve alımlama bu işe yardım edecektir. Çünkü şiirde de toplumsal yaşamda yüz yüze geldiğimiz çatışmalardan çıkan, insan ilişkilenmelerini konu alır.  Okuduğumuz şiirde bunun sözcüklerle  nasıl dönüştürüldüğünü görmek kavranabilir bir şeydir. Bunu yapabilmek için de hem kavramların hem de söz sanatlarının anlaşılması gerekmektedir.

Bu konularda kaynak olabilecek Aristoteles’in Poetika’sı bu konuda yazılmış ilk örneklerden biridir. Octavio Paz’ın Yay ve Lir, Raina Maria Rilke’den Genç Şaire Mektuplar, Özdemir İnce’nin Şiir ve Gerçeklik adlı kitaplar okunmazsa olmaz kitapları arasındadır. Vecihi Timuroğlu’nun Şiirimizin büyücü kızı: İmge; Veysel Çolak’ın Şiir Nedir ve Nasıl Yazılır? Yaratıcı yazma Dersleri ve Doğan Aksan’ın Şiir Dili ve Türk Şiir Dili adlı kitapları da sözünü ettiğimiz benzetme  ve değiştirmece sanatlarının dilimizdeki ve Türk Şiirindeki örneklerini kavramamıza yardımcı olur. Octavio Paz’ın Öteki Ses Şiir ve Yüzyılın Sonu , Christopher Caudwell’in Yanılsama ve Gerçeklik, Enis Batur’un Şiir ve İdeoloji adlı eserleri de Edebiyat tarihiyle birlikte okunması gereken kitaplar arasında yer alabiliriz. Şiirde de akımların, hangi sosyal temellere dayanarak sözün değiştiğine tanıklık etme fırsatımız olacaktır.

Şiir üzerine yazılmış yazıları okumak da şiirin dayandığı felsefi, etik ve estetik alanlarını yeniden anlayışımıza sunar. Özdemir ince’nin Tabula Rasa adlı eseri şiirde yapı, biçim, anlam ve ses kavramları üzerine iyi bir inceleme ve başvuru kitabıdır. (Özdemir İnce’nin araştırma ve denemelerinin tamamının okunması bir zenginlik yaratır.)Varlık yayınlarından yayımlanan Salih Bolat’ın hazırladığı Şiir Sanatı da okunacak kitaplar arasındadır. Çünkü bu kitapta yerli ve yabancı şair ve yazarların şiire ilişkin yazıları yer almaktadır. İsmet Özel’in Şiir Okuma Kılavuzu da unutulmaması gereken bir eser.

Bu liste daha da uzayabilir. Ancak yinede özellikle söz sanatlarımızın örnekleriyle kavranması için Doğan Aksan’ın Şiir Dili ve Türk Şiir Dili, Numan Külekçi’nin Açıklamalar ve örneklerle Edebi Sanatlar adlı eserlerini birlikte değerlendirilmekte yarar var. Numan Külekçi’nin verdiği örnekler daha ziyade Divan edebiyatı örneklerini içeriyor. Bu açıdan dağarcığımıza zenginlik katabilir.

Toplumsal değişimle birlikte dil de kendini yeniler ve geliştirir. Edebiyatta özellikle şiir, bir üst dil yaratma peşindedir. Bu nedenle dilin olanakları bilinmeden, ya da etkilenmemek için hiç okumam diyerek ancak bizden önce yazılanları aksak bir biçimle tekrarlayabiliriz. Ya da kendi derdimizi şiirimsi bir anlatıyla dile getirebiliriz. Bu da ne kimseyi ilgilendirecek ne de bizi kalıcı kılacaktır.

19 Temmuz 2006 Çarşamba Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here