KADINLAR GÜNÜ

0
107

Bizi şaşkınlığa düşüren bir şeyi fark ettiğimiz an çoğu kez o işin sistemleştiği halde yeni fark ettiğimiz zaman olabilir. Tiksinti duyarak baktığımız olaylar zannettiğimizden daha fazla yaygın hale gelmiş olabilir. Kimi zaman yaşadığımız güzellikleri sürdürmek, kimi zamanda bu çirkinliklerle mücadele etmek ya da yapılan mücadelelerin zaferi olarak belirli gün ve haftaları kutluyoruz. Sorun şu ki özellikle bir sorunla mücadele etmek üzere ortaya atılan bu günler bu sorunları tamamen yok edebilir mi?

Dünyaya baktığımız zaman sorunun cevabının her zaman “evet” olmadığını görüyoruz. 1986 yılı Dünya barış yılı idi. Hala bitmeyen iç, soğuk, sıcak savaşlarda, millet millete, ümmet ümmete namlunun ucunu doğrultmaktan vazgeçmemiştir. Açlıkla mücadele için uluslar arası örgütlerin hummalı çalışmalarına rağmen yaşayan beş kişiden biri aç, büyük bir oranı da gizli açlıkla yüz yüze. Oysaki dünyanın gıda kaynakları “ekmek bulamayanlara pasta yedirecek” kadar çok iken pastalar saklanıp, kilit altındaki vitrinlerde tutulduğundan, elimiz erişememektedir. Dünyamızın her tarafı işlenecek cevherlerle dolu. İşleyecek makinemiz, bulacak vaktimiz, çalışacak insan olmasına rağmen işsizlik de artan sorunların başında geliyor. Eğitim sorunu ise “Eğitim şart” dememize rağmen hala çözüm bekleyen, yöntemleri tartışmalı bir konu halinde sürüyor. Ekilecek bunca arazi varken bir yandan da çölleşme dev gibi büyüyor.  İster Modern hayatın getirdiği nimetleri tüketmekten, ister tüketememekten, ya da insanın kendi doğasını kötüye kullanmaktan kaynaklanan hastalıklar olsun her gün çığ gibi büyüyor. Doğa her gün biraz daha kendinden bir şeyler eksiltiyor. Teneffüs ettiğimiz havadan yediğimiz gıdalara kadar her şey bozuldu…

Bu sorunlar, kadın, erkek hepimizi ilgilendiren konular. Bir de bireylerin sistemli olarak kötüye kullanıldığı alanlar var. Batı Afrika ve uzak doğunun bazı ülkelerinde 15 dolar karşılığında kız- erkek çocuklar fuhuş için aileleri tarafından satılabiliyor. Birçok ülkede hala kız çocukları istenmediği için ölümle baş başa bırakılıyor. Her gün yüz binlerce kız çocuğu fahişelik için zorlanıyor. Afrika ve geri kalmış ülkelerin çoğunda kadın, hem tarım işinde hem de ev işlerinde kullanılmak üzere ağır bir yük altındadır. Gelişmekte olan ülkelerde kadınlar kısmen çalışma hayatının içinde yer alsalar bile,  çocuk bakım evleri vb yetersizliklerle kadınlar duyguları pahasına tercih yapmakla yüz yüzedir. Böylece çalışma hayatı bir kadın için özgürlük alanı olmaktan daha çok ikinci kez köleleştiği bir alan haline gelmektedir.

Aile içi şiddet, taciz ve tecavüz hiç de göz ardı edilemeyecek kadar toplumları zorluyor. Gerçi bazen tecavüzcünüzle evlendirilerek, beyaz atlı bulamadıysan, katırla idare et dercesine, teselli eden düzenlemelerimiz de yok değil. Mor çatılar, yetim evleri, her ne kadar sorunlara çözüm üretmeye çalışıyorsa da bir yanımız hala kanamaya devam ediyor.

Bu tablo böyle uzayıp gidebilir. Diğer yandan da sanki bu sorunlarla hiç yüz yüze değilmişiz gibi Hülya’lı gecelerimizin tek derdi Esra’rlı olaylar oluyor. Ama ona da tesellimiz var. Güdümlü tatiller şenliğimizdir. Gündüzleri ise, sizi terk eden kocarların derdini, göbek atmanın serbest olduğu programlarda unutabilirsiniz. Neden üzülüyorsunuz? Düm teka düm tek her derde deva. Düm teka düm tek… Oooh yandan yandan!… Kaşkolunu kendin örüp, tepsini de kendin boyadın mı tamam. Hala annenin margariniyle kek mi yapıyorsun? Olmaz. Değiştir. Yeni bir yağla yağılan pasta tarifini öğren. Ne pişireceğim derdin mi var? Yerli yabancı bütün kanalarda yemek pişiriliyor. Komşu da pişen size düşmüyor mu? Ne ilginç şey(!).

Bugün kadınlar günü. Neden kutlanıyor ki! Kadınların sorunu mu var mış!

 

 

8 Mart 2006 Çarşamba Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here