Ana Sayfa YAZILARIM Kadınlar Gülmemeli Remzi Karabulut

Kadınlar Gülmemeli Remzi Karabulut

0
95

“Kadınlar Gülmemeli”   Remzi Karabulut

Bazen yaşamın tüm güzelliğinin ve anlayışının “şaşırma” üzerine kurulduğunu düşünürüm. Karanlık bir gecede gördüğümüz ay ve yıldızlar şaşırtıcıdır. Doğrusu geceden beklenmeyen bir güzelliktir. Tam güneşe nereye kayboldun diye küsecekken, tabiat, adeta “Korkmayın karanlıktan. Bak biz varız “ diye güvence verir. Ya da “Nasıl da korkuttum seni “ diyen asumanın  çapkınca gülümseyişleridir yıldızlar. Hangisi sana göz kırpıyor, ve nerede durur diye bakarken bir bakarsın ki kaybolur, sonra aynı oyunu diğerleri yapar.

Bir metni okurken de şaşırtmaca onun en güzel yanlarından biridir. Cemal Süreya ve Turgut Uyar’ın şiirinde görülen beklenmedik sonlar adeta metne damgasını vurur.Bu şaşırtmaca bazen bir hüzündür, bazen bir şaka gibidir. Bazen hınzırca yapılan bir espride gizlidir, bazen de vurucu bir gerçekliktir. Öykünün de gücü çoğu zaman bu şaşırmaca ve şaşırtmacadan oluşur. Bu şaşırmaca ya yazarın bakış açısındaki şaşırmadır ya da konu edilen insanın davranışındaki şaşırtmaca veya şaşkınlığıdır. Ve  insan nelere şaşırmaz ya da insanı neler şaşırtmaz ki.

Remzi Karabulut’un Can Yayınlarından yayımlanan“Kadınlar Gülmemeli”  adlı kitapta topladığı öykülerinin konusunda da  yaşamın içinde savrulmaların getirdiği şaşırmaları görmek mümkün. Yazarımız, Tarsus’ta yaşıyor. Öykülerinin yanı sıra yazılarını Edebiyat 81,Çağdaş Türk Dili, Yeni Düşün, Uç, Damar, Aratos dergilerinde yayımlandı. “Hep Doğruyu Söyleyen Yalanım Ben” adlı güncesi var. Edebiyatın yanı sıra soyut resimle de uğraşıyor. Yalın bir dille ördüğü öykülerinde yaşamın içinde pek de fark etmek istemediğimiz tiplere yer veriyor.

Bizim insanımız  “Ya Allah!” diyerek işe başlar, olur mu olmaz mı pek düşünmez.. Gördüğü düşü yorarken de “Hayırdır İnşallah!” der. Olmuş bir şeyin memnuniyeti mi olası bir şeyin beklentisi mi pek hesap etmez. Bir de gündüz kurduğumuz düşler var ki bu düşler,  yorumdan  daha çok yorgunluğa ve hayal kırıklığına açıktır. Çünkü,  çabalarımız çoğu kez yerini bulamadan derin izler bırakarak düşlerimizden düşer.

Kitapta yer alan “İsimsiz öykü”,  köyden kente göç eden bir adamın öyküsü. Evi, parası ve dostları olmayan biri. Üstelik de beş kız çocuğu babası. Umudun yakınlığını dualarına bağlar insan. Öyküdeki adam da öyle. Yazar durumu öyküde şöyle dillendiriyor. “Allah’tan ev istiyordu adam. Allah’tan İş istiyordu adam. Ve Allah’tan para istiyordu Adam” Yaşama tutunmak için insan öylesine bir mücadeleye atılır ki bu mücadelenin kendisine de şaşar insan. Öykü de tam bu hayret uyandıran bakışın içine giriveriyor.

Kadınlar Gülmemeli kitabında yer alan öykülerden bir diğeri de dizi mektuplar şeklinde kaleme alınmış.  Köyde yaşayan ve okuma yazma bilmeyen yaşlı bir adamın yurt dışındaki oğluna gönderdiği mektuplardır bunlar. Torunu Ramazan kaleme alır. Mektupların sonlarına, kendi elini çizer ve zaman zaman da kendine ait notlar düşürerek mektupları daha da sıcak hale getirir. Çok çocuklu Rüstem Ağa evlatlarının hepsini bir arada tutmak istemektedir. Ancak bir oğlu yurt dışına gitmiştir. Gavur parasıyla hacca gidilebilir mi? Gönderdiği parayı harcamak helal midir? bunu sorgular. Sonrasında ise çocuklarından bazıları kente göçmek ister. Sonunda bütün çocuklar baba ocağından ayrılarak kendi yuvalarını oluşturmaya çalışırlar. Yeniliklerin çoğu yaşamı kolaylaştırır görünse de geleneksel yaşam içinde önce şaşkınlık yaratır. Rüstem Ağa da aslında olup biten için şaşkındır. Ne yetmiyordur ki çocuklarına.

Yaşam insanın önüne her zaman sevinçler örmüyor. Bazen pusulayı şaşırırız bazen de feleğimizi. Hayat şaşırtıcı… Zaman şaşırtıcı… İnsan şaşırtıcı… Yüz yüze geldiğimiz sorunlarla baş edebilmek deneyimlerimize meydan okurken yönümüzü bulmaya çabalıyoruz. Yaşama tanıklık etmenin salt gözlemle sınırlı olmaması gerektiğini hüznün diline dönüşen bu öykülerden bir kez daha anlıyoruz.

Anlıyoruz anlamasına da acaba öykülere konu olan bireylerin, şaşırtan bu yaşam içinde bu gücü  bulup bulamayacağı konusu yine de açıkta kalıyor.

 

14 Ekim 2007 Pazar

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here