İLKİZ ÇOLAK VE SANATI

0
113

İçinde yaşadığımız evren ve dünya her zaman düşünüş ve haz için kaynaktır. Bin bir türlü renk ve biçemin bir aradır. Bizi duygudan duyguya halden hale sürükler. Tevfik Fikret Bir şiirinde: “Tabiatın bin bir türlü tecellisi var/ Çetin olursa kıştır, munis olursa bahar” der.

Bütün sanat dallarında en çok da doğaya öykünme yer alır. Alegoriden, mecaz anlatımlara kadar doğa ve üzerinde yaşayanlar birer esin kaynağı olabilir. İnsan dışında hiçbir varlık bilgi üretemez. Onur-onursuzluk, utanç, yargı, beğeni ve seçme eylemler insana aittir. Biz yinede doğadaki varlıkları zaman zaman çeşitli niteliklerle özdeşleştirerek betimleriz. Ulu Çınar, sadık köpek, kurnaz tilki, şerefli aslan, onursuz eşek gibi. Bu durumlar ve nitelemeler yaratılışın nesnelliği değil gerçekliğidir. Sanatsal yaratı görüntü ve anlamı yeniden yorumlamak olduğundan,  sanatçı, malzeme olan tüm şeyleri,  bakış açısını yansıtacak şekilde ortaya çıkarır.

İlkiz Çolak, resim yapmasının yanı sıra son yıllarda fotoğrafçılığa ağırlık vererek,  arka arkaya sergi ve gösteriler düzenlemektedir. Fotoğraflarında “Odunpazarı Evleri”,”Kapı Tokmakları” özellikle de “Doğa Fotoğrafları” konularındaki çalışmalarını sık sık izleyicileriyle de buluşturuyor. Doğanın hareketlerinde her ne kadar fiziksel bir ritim ve uyum varsa da görüntüsünde her zaman bu düzene rastlamayız. Özellikle bitkilerin böyle olduğunu söyleyebiliriz. Eğer insanın eli değerek disiplin altına alınmamışsa bir ağacın dibinde bir çiçeğe, çiçeğin yanında yabani bir ota rastlayabiliriz.

Doğa ve içinde yaşadığımız ortamdaki görüntü alışkanlık yaratır. Bu nedenle etrafımızdaki genel görüntüden ayrıntıları fark etmeksizin yaşarız. Her biri ayrı güzellikte olan bu görüntüden güzel olanı bulmak ve yansıtmak bir” bakış açısına” sahip olmayı gerektirir. Sanatsal bilgilendirme tam da burada başlar. Çünkü bilgilenme, durum ve değişimin “an” la birlikte farkına varmaktır. Dilimizde bakmakla- görmek birbirinden farklı anlamlara gelir. Çünkü alışkanlık görmede tembellik yaratır. Fotoğraf sanatçısı  bir tür “ görüntü avcısı” dır. O çoğu kez gördüğünü değil göstermek istediğinin peşindedir. Bu onun bakış açısına kurguyu da eklemesi gerektirir.

İlkiz Çolak’ın özellikle makro çekimlerinde, doğaya ait bu ayrıntıları yansıtma çabası görülüyor. Kış günlerinde ağaçlarda oluşan kristalize görüntüler, çiçeğin tohumu, bulutların değişimi İlkiz Çolak’ın konuları arasında yer alıyor. Onun fotoğraflarına baktığımızda olağan bir görüntünün ayrıntısına inilerek yeni bir imgeye dönüşünü görüyoruz. Böylece alışkanlığın sıradanlığı değil, doğadaki o “an”ın zihnimize olağanüstü güzelliği resmediliyor.

Her fotoğraf aynı zamanda bir kompozisyondur. Bir anlatım dilidir. İlkiz Çolak’ın “Odunpazarı evleri” serisindeki fotoğraflarında yaşanan öyküler sezinlenebilir. Doğa fotoğraflarında ise resimsel değerlerin katkısı var. Esinlediğimiz şeylere bu değerleri katmak bir bakıma sanatçılığın gönül borcudur. Yaşama ve yaşananlara ait duygu ve görüntünün, öyküsel ve coşkusal öğelerinin kare kare yansıtırken salt görünümle değil, estetik bilginin oluşumuna da değer vermesiyle İlkiz Çolak bu borcunu ödüyor.

Sanat hepimiz için uzun bir yol. İlkiz Çolak, sanat yaşamında yolunu ve hedefleri belirleyerek, öznel duruşunu ve görüşünü çizimlemiş bir sanatçımız. Yeni çalışmalarında görüşmek dileğiyle, bundan sonraki çalışmalarında da başarılar dilerim.

21 Ağustos 2005 Pazar Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here