Ana Sayfa YAZILARIM “Hani Her şey Bir Uyundu”

“Hani Her şey Bir Uyundu”

0
95

 

 

“Hani ekranda

Her şey bir oyundu?

Dayak, ölüm, açlık,

 Savaş, cinayet, hastalık,

hepsi kurguydu?

 Bu çocuk ağlıyor anne…”

 “Aytül Akal”

 

Suç ve şiddet: ömrümüzün öyküsü. Utancımız. Ar perdesinin kara çapanı. Ne de çok çarpıyor yüzümüze. Nereye dokunsan eline sıvaşıyor, nereye baksan gözüne ilişiyor. Çelişkiler ve çirkinlikler çocukluktan yakamıza yapışıyor. Yapıştıran kim? İnsanın kendisi. Suç ve şiddet sorular biriktiriyor. Neden? Neden? Neden?

“Bir sevincin ürünü olan insan” bir çığlıkla bulduğu yaşamında, sevinç ve kederi, korku ve ümidi, sevgi ve nefreti aynı mekânda öğreniyor. Aile ortamı bazen sıcak bir yuvanın temsili iken şiddet tohumlarının ekildiği doğal ortamlar haline de gelebiliyor. Yine de

insanoğlu acıları işçin düşler kurmaktan vazgeçmez. Şiddetten uzak,  barış dolu bir dünyanın özlemi yüreklerimizin süsünü oluşturur

“Hani Her şey Bir Oyundu” yazar Aytül Akal’ın başlattığı bir proje ve onun çıktısı olan bir yayın. Çocuk yazın grubundan 87 sanatçının, 137 eser ve yüzlerce resimle zenginleştirdiği bu yapıt, sekiz ilde valiliklerimizin desteği ile basılarak, tanıtım çalışmalarından sonra, ücretsiz dağıtıldı. Projenin kentimizdeki yürütücüsü, Yazar Şükran Kara. Eskişehir Valiliği de projeye destek vererek kitabın ilimizde de dağıtımını sağladı.  Kitapta,  bir çocuğun yaşamının her alanında yüz yüze gelebileceği şiddetin etkileri ve şiddetin karşısında nasıl duruş alınabileceği, öykü, şiir anı, deneme, masal, çizgi, roman, özdeyiş, resim ve grafiklerle dile getiriliyor. Kentimizden Şükran Kara, “Barış Büyüsü” adlı öyküsüyle;  Hasan Erkek, “Barış Cumhuriyeti” adlı oyunuyla; Ayşe Çekiç Yamaç ise “Uçurtmam” adlı şiir ve “Ateş Kuşları” adlı öyküyle kitapta yer aldılar. Bu kitap, şiddetin sıradanlaşmasından nasıl kurtulunabileceği ve şiddetten uzak bir yaşamın seçilebileceği üzerinde duruyor.

Özellikle çocuklara yönelik pek çok suç türü var. Bunlar arasında çocuk istismarı ki bazen aile içinde de olabiliyor, uzak doğuda her gün yaygınlaşan çocuk fahişeliği, dünya çapında büyüyen çocuk işçiliği başı çeken konular. En kötüsü de oyun çağındaki çocukların savaşmaya zorlanmaları. Afrika da binlerce çocuk eline silah verilerek sözüm ona asker yapılıyor. Beyni yıkanarak asker yapılmış ve silahını kullanan bir çocukla yapılan bir konuşma bunun sonuçlarını algılayabilmemiz açısından önemli.

-Öldürdün mü?

-Hayır.

-Silahın var mıydı?

-Evet.

-Evet.

-Silahla nişan aldın mı?

-Ateş ettin mi?

-Evet.

-Ne oldu?

-Sadece yere düştüler.

Bunu söyleyen 6 yaşındaki bir asker çocuk. Dünyanın bir çok yerinde bu yaştaki çocuklar bebekten biraz büyük sayılıyorlar. Çoğu renkli oyuncaklarla yuvalar da ya da anne babalarının kolları arasında güvenlikte yaşarken, açtığı ateş sonucunda yere düşen insanları oyunun bir kısmı sanması çocukça bir düşünüş ama çocuğun üzerinde oynanan oyuna ne demeli. Çocukların öldürülmeleri, yalnızca Afrika’ya ait bir soru değil. Özellikle sokak çocuklarının öldürülmesi;  Brezilya, İskoçya, İngiltere; Uzak Doğu gibi dünyanın değişik coğrafyalarına yayılmış durumda. UNİCEF’in bir raporunda çocuklara yönelik bu durum “ 20 yüzyılın bir icadı” olarak tanımlanıyor. Bu neredeyse dünya çapında yen, bir kanun oluşturuyor.

Vedat Yılmaz kitapta yer alan “İnsan Kanunu” adlı denemesinde bunu şöyle dile getiriyor:

“ Hangi hayvanları seviyorsun?” diye sordum on yaşımdaki oğluma.

“Hiçbirini sevmiyorum” dedi.

“Neden?” dedim.

“Durmadan birbirlerini öldürüyorlar” diye cevap verdi.

“Ama bu bir doğa kanunu, yaşamak için öldürmeleri gerekiyor.” dedim.

“İnsanlar da yaşamak için mi öldürüyor birbirlerini” diye sordu.

Cevap veremedim.

“Öldürmeden de yaşayabilir insan değil mi? diye sordu.

“Yaşayabilir tabii” dedim.

“O zaman insan kanunu mu olur” dedi.

“Evet” dedim.

Tüm düşünüş, “insan kanunları”, suç ve şiddete rağmen insan, düşler biriktirerek şiddetten uzak bir yaşamı seçebilir. Ya sizin seçimiz? Buna hazır mısınız?

 

 

 

 

 

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here