Ana Sayfa YAZILARIM Sanat Yazıları HALİL AKDENİZ ATÖLYESİ VE SOYUT SANAT

HALİL AKDENİZ ATÖLYESİ VE SOYUT SANAT

0
110

 

Sanat eserinin ürettiği anlam yılardır tartışılır durur. İmgesel anlatımla yapılan sanatlar için bu soru daha da yoğundur. Şiir bir şey anlatır mı? Şiirde anlam nedir? Nasıl üretilir. Aynı soru ve sorunlar resim sanatı içinde özellikle soyut resim içinde tartışılır. Her sanatsal yaratı kendi içinde mutlaka bir anlam üretir, ancak kullandığı araçlar farklıdır. Sanatçının, varlığın oluşuma ilişkin görüşü ve kullandığı teknik ve biçem; anlamı oluştururken ona yoldaşlık eder.

Ülkemizde Dışavurumcu sanat 1951’de Nuri İyem ve arkadaşları “Tavanarası Resamları” tarafından, akademik resme karşı bir tavır olarak gelişir. O güne değin soyut sanatta, geometrik soyut, Türk sanatları ve İslam kaligrafisinin etkisinde resimler yapılmış, ancak bilinçaltı verilerine dayalı resimlere pek denenmiyordu. Yine de dışavurumcu sanatçıların eğilimleri lirik kaligrafik yapıda leke ağırlıklı niteliğindedir. Bundaki en büyük etken: İslam Hat Sanatı ve ritmi, doğu kültür birikiminin etkisi ve duyarlığından kaynaklanır. Başta Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu, Abidin Dino, Sabri Berkel gibi sanatçılarımız Türk Resminde önemli mesafeler kat ettiler. Dışavurumcu sanatımızın da bu açıdan gelenekselden yararlandığını söyleyebiliriz. Ancak dışavurumcu sanat yansıtma açısından bunlarla sınırlı değildir. Bu anlayış anlatım üzerinde yoğunlaşır. Görüntü üzerinde özellikle renkler ve biçimler üzerinde; onların ileti ve mekanik yapılarının bozularak sanatçının kendi içsel duygulanımına göre yansıtması esastır. Bu açıdan dışavurumcu sanat, duygu, düşünüş ve bilinçaltını aktarmada bize sonsuz olanaklar sağlar. Resim sanatında değişik tekniklerin karışık olarak kullanılması bu olanakları daha da çoğaltır. Sanatsal anlatıya kavramların da eşlik etmesi giderek gelişen bir tutumdur. Böylece sanatın türleri birbirlerinden yararlanırken türler arasında geçişler de oluşmaktadır.

Anadolu Üniversitesi güzel sanatların gelişimi ve öğretilmesinde ülkemizde önemli bir yere sahip. Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümü Prof.Dr. Halil Akdeniz hem atölye çalışmalarıyla hem de sanatın eleştirmeliğinin anlaşılmasında önemli katkılarda bulunuyor. Kendi resimlerinde “ karşıt kavramlar tuval üzerinde düşünsel ve duyusal bir varlık alanı gibi düşünülüp incelenmekte ve bu kavramlar yeniden kurgulanmaktadır.” Kavramsal sanatları bu açıdan yalnızca yansıtıcı sanat olarak niteleyemeyiz. Aynı zamanda geçmişi, geleceği, şimdiyi, varlığı, yaşamı ve insanı sorgular ve bunların karşısında özel bir duruş alır.

Halil Akdeniz Atölyesi öğrencilerinin resimlerinde, duyusal anlamda da ritm ve sonsuzluk duygularının ve yaşama dair duruşlarını resimlerinin ana temasını oluşturuyor.  Fırçayı ve renkleri kullanış biçimleri, leke düzenleri ve kullandıkları teknikler (Frotaj, Dijital baskı vb) hem anlatılanı kurgulamada hem de doku oluşturmada kullanılıyor. Ritim yönünden de zengin olan resimlerde zaman zaman simgesel anlatımlar da denenmiş. Ritm, ya da tekrarlar bizi yarınlara uzatırken onların değişkenliği,  bizi yeniliklere götürürse yaşamın ve zamanın uzunluğu fayda getirir. Çünkü ancak o zaman kişiler yeni buluşlara uzanabilirler. Ya değilse Ritm ya da tekrar, temcit pilavına döner ki o zaman ne bir çıkarım, ne bir önerme ne de bir anlam üreyebilir. Günümüzde gelinen durumda bir bakıma böyledir. Her şeyin geliştiğini sanıyoruz, ancak “insan için, insanın yararına ve onun ne olabileceğine”  ilişkin yeni bir önermede bulunamıyoruz. Geleneklerden bilimsel verilere kadar her şey bir tekrar içinde öğretiliyor. Tarih çok sık tekerrür ediyor. Ediyor etmesine de yeni bir şey önemiyorsa tarih de kendi ölümünü imzalamış olmuyor mu? Hele bir de buna günümüzün “hız” kavramını eklersek içedönüklük, parçalanmışlık, bölünmüşlük ve yabacılaşmaya hoş geldin diyoruz. İşe o zaman  insanın sanıcısı bitip tükenmeyen bir yola benziyor., ve yolcusunu er ya da geç tüketiyor.

Halil Akdeniz Atölyesi öğrencilerinin resimlerinde de bu sorgulama ve öznel duruşlar hemen göze çarpıyor. Kendi iç dünyalarını ve düşlerini anlattıkları resimlerde değişik teknik, araç ve biçimlerden yararlanarak kendi anlatılarını oluşturmuşlar. İçsel hesaplaşmalardan, toplumdaki kadın erkek ilişkisinin ve rollerin paylaşımının sorgulanması, parçalanma ve yabancılaşma, kiminde figüratif, kiminde kavramsal, kiminde soyut abstrak anlatımlarla ifade ediliyor. Soyut sanatın belirgin bir özelliği de kavramlardan yola çıkmasıdır. Ayrıca imgesel oluşumlara yer yer “simge”lerde dâhil olur. Resimlerde kullanılan, kapı anahtar, kedi, el ve değişik objeler simge olarak yer alıyor.  Atölyede Necmettin Gürseler, Hayat Kılıçkap, Harika Musal, Aylin Özal, Olcay Özkaplan, Erkan Yaprakkıran, Gönül Yurdungüzeli ve Nazım Yılmaz yer alıyor.

Resim sanatının gelişmesinde akımların ve atölye çalışmaları çok önemli bir rolü olagelmiştir. Bununla birlikte sanatçının bağlılığı esinlenme ve öykünmeden çok taklide dönüşme tehlikesini de barındırır. Halil Akdeniz Atölyesindeki ressamların kendi tarzlarını ayrı ayrı oluşturdukları da görülüyor. Bu başarılarının devamlılığını dilerken hepsinin yollarının açık olmasını dilerim.

 

17 Temmuz 2005 Pazar Anadolu gazetesi

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here