GÖNÜLLÜLÜK MÜ? O DA NE?

0
97

Bu işte ne menfaatin var? Kaç para alıyorsun.? Bu işleri yapıyorsun da, para var mı para? Sen paradan haber ver!

Özellikle gönüllü yapılan işlerde bu tip soru ve tepkiler insan üzerinde bir baskı oluşturur. Günümüzün değişen değerlerinde para, kariyer vb şeyler gittikçe önem kazanıyor. Bu nedenle para getirmeyen, kariyer sağlamayan ve kişisel menfaat için kaynak oluşturmayan şeylere vakit ayırmak günden güne anlaşılması zor bir hale geliyor. Bir yandan da insan yaşam içindeki yerini, bildiği ve sevdiği bir alanda verimli olmakla buluyor. Gönüllülüğe dayalı işler de böyle . Gönüllülük : İnsanın kendine ait bir şeyi, vakit, enerji, bilgi, birikim veya maddi kaynaklarını  bir iş için ayırmasıdır..

Günlük yaşamımızda insanın insana kazandırabileceği çok şey var. Doğu kültürü ve bizim kültürümüz, diğerkâm( Altrüist) bir kültürdür. Bu nedenle gönüllülüğün kapsamını anlamak başkalarıyla işbirliği yapabilmemizde yardımcı olur.

Gönüllülük, sonucunda kişisel bir kazanç sağlayan bir iş ya da ‘hayır işi’ değildir. Gönüllü olarak yaptığımız işlerin sonucunda, bu işin insan için ya da yaşamın bir alanında yararlı olduğunu bildiğimizden,  iç memnuniyet elde ederiz. Çünkü insan doğası, kendi geleceğiyle ilgili sınırlı olan kontrolüne müdahale etmek ister. Bu müdahalede elinde yetenekleri, bilgi, deneyim ve güçlü bir arzusu vardır. Arzu, bu noktada harekete geçiren bir faktördür. Psikolog Robert Assagioli arzunun çeşitlerinden bahsederken, beceri ve yeteneklere eşlik eden arzunun, isteklerimizi karşılarken kendimize yabancılaşmayacağımız çelişkiye düşmeyeceğimiz konusunda güvence verir. Bu türden arzular kişiliğimizin değişik yönleriyle uyum içinde gelişir. Özellikle bizi aşan arzularımız, iyi bir dünya özlemi, temiz çevre vb. yaşamımızdaki anlamı, kişisel ihtiyaçların giderilmesinin ötesine taşır.

İnsan, yaşam içinde dağıtılmış bir pazılın parçaları gibidir. Özellikle toplumsal ve sosyal sorumluluk alanlarımız bizim yaşam içindeki rolümüz ve yerimizi tekrar kavramamıza yardımcı olur. Bu bakımdan gönüllülük, sosyal yaşamımızı, duygu, düş ve düşünce dünyamızı zenginleştirir

Kimler, neden gönüllü olabilir?

Her yaşta insan gönüllü olabilir, ancak nedenleri sosyal rolüne göre değişebilir. Gençken, yaptığı işlerde, yaşama adım atarken yön tayininde ve deneyim elde etmek için; orta yaşta, bildiğinin anlaşılması ve kendinde olanı vermek için; ileri yaşta ise deneyim ve bilgisine başvurulması için gönüllülük gösterebilir. Bunların yanı sıra, gönüllü olmanın, ortak yönleri de vardır. Yaşam içinde bize ihtiyaç olduğunu hissetmek; yeni bir iş-uğraş edinmek; bilgiye ulaşmak; bir inanca ve ideale bağlı olduğumuz göstermek; kendi benzerimiz  ve aynı şeyleri düşünen ve inanan insanlarla beraber olmak; öğrendiğimiz ve bildiğimiz şeylerin toplum içindeki yansımasından (doğru ya da yanlış)  nasıl sonuçlar verdiğini görmeyi söyleyebiliriz. Dahası kendimizi gerçekleştirmenin bir parçası olduğunu bildiğimizden gönüllü olmak isteriz.

Bununla birlikte gönüllü olmanın etik kuralları da vardır. Özellikle kurumsal, sosyal ya da bir grubun çalışmalarında gönüllü olmayı ve bu gönüllülük içinde bir şey yapmayı taahhüt etmişsek bu söze uygun davranmamız beklenir. Gönüllü olmak, her ne kadar boş zaman değerlendirmenin parçası görülürse de aslında iç disiplin ve kararlılık gerektiren, günlük mazeretlerle ertelenebilecek bir durum değildir. Gönüllülük boş senede imza atmak değilse de, kişi vereceği şeyi kendi tayin edebilir. Kısacası bir ‘adak’ ta bulunur, bir söz verir. Bu söze de kişinin uyması beklenir.

Karacaoğlan bir türküsünde: “Madem dilber meylin yok idi bende/ evvelinden ikrar vermeyeyidin” der. Bu nedenle söz verip yapmamaktansa durumumuzu gözden geçirip söz vermemek daha iyidir.  Bu sözü vermiş kişilere de   “Kaç para alıyorsun? Bu işte para var mı para?” demek, en son söylenmesi gereken sözlerdir.

10 Eylül 2006 Pazar Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here