FRİGYA VADİSİNDE TAŞ OCAKLARI

0
110

Geçen hafta Eskişehir Gelişim Vakfı’nda yürütülen “Öykü Atölyesi” olarak Frigya Vadisinde bir gezi yaptık. Önceki yıllarda da gördüğüm halde bu gezi benim için birkaç yönden farklıydı. Gerek Frigya kültürü gerekse yöreye ait bilgileri olan arkadaşlarımız olduğundan bilgilendirici ve tazelendirici bir gezi oldu. Yol boyunca yörenin güzellikleri kadar eksiklikler de hemen göze çarpıyordu. Bu tür sorunlar sık sık konuya ilgili yazarlar ve sorumlular tarafından dile getirildi. Bu yörelerde tahribat olduğu, yolların bozukluğu, yapılan çalışmaların yetersizliği, konuya Eskişehir’in daha fazla sahip çıkması gerekliliği vb.

Benim dikkatimi çeken şey ise bu bölgedeki taş ocaklarıydı. Bilindiği gibi Friglerin en önemli özelliklerinden biri de taş oymacılığı. Gerek Yazılıkaya anıtı gerekse de bölgede bulunan kaya mezarları ve diğer yapıtlar bu sanatta ne kadar ilerde olduklarının göstergesi. Anlaşılan o ki Frig torunları olan insanlar zaman değişse de o yörede taşa olan ilgilerini yitirmemiş ki tarihi yerlerdeki taşlar birer birer eksiliyor. Ayrıca yol boyunca tarihi kazı alanı olabilecek yerlerde taş ocakları kurulmuş. Her gün bir yenisi de ilave oluyor.(muş)

Şehrimiz doğal taşlar bakımından zengin bir bölge. Taş ocaklarının çok olması da olası bir durum. Frigya Vadisinin özellikle Eskişehir Turizmine kazandırılması yönünde sürdürülen çabalara rağmen, kazı alanı olabilecek yerlerin de taş ocağı olarak işletmelere verilmesi düşündürücü.

Ülkemizde kurumlar arası koordine olmadığı gibi, bazen aynı konuda birkaç kurum çalışıyor ve birbiriyle bağlantısı olmayabiliyor. Deprem sırasında oturduğumuz ev için, altı ayrı kurumdan rapor alındı. Raporların üçünde oturulabilir, üçünde oturulamaz yazıyordu. Ben de görevliye “Biz karar vermek için papatya falı mı açalım” diye sormuştum. Bu yalnız inşaat sektörüne ait bir sorun değil. Belediyece yeni asfaltlanmış bir yolun bir hafta sonra Sular idaresi ya da Elektrik kurumunca kazılması alıştığımız bir durum.

Sanırım taş ocaklarıyla ilgili de durum aynı. Yörede tarihi değerlerle birlikte, zengin taş ocakları var. İşin bu yönüyle Turistik kazılar için bir kurum, taş ocağı açmak için başka bir kurumdan izin alınır. Büyük olasılıkla da bu kurumlar aynı yer hakkında karar verirken bir araya gelmeden karar verdiklerinden, kazı yapılabilecek tarihi bir mekânın taş ocağı haline gelmesi yasal bir durum haline gelir. İşletmecilerimiz ruhsatlı olarak taşlarını üretirler.

Durumun vahameti anlaşılınca, yazar durumu yazar; denetleyici rapor tutar; mühendis çözüm üretir; siyasetçimiz durumu iyileştirmek için yapılacak işler programına alır. Komisyon toplantılarında durum değerlendirilir. Yapılması öngörülen ve alınacak önlemlerle ilgili tartışmalar olur. Ufak ayrıntılarda takılıp ayrılıklar çıkar. Yeni partiler yeni dermekler bile kurulabilir. Buna rağmen gündeme gelen konu için, yönetimler devreye girer. İşin  bütçesi çıkarılır. İşin kime havale edileceğine karar verilir. Ancak, çözüm ödenek yokluğundan başka bahara kalır. Konuyla ilgili gerekli tüm kurumlar çalıştığı halde çözüme ulaşılamaz.      Teşkilatlanma, aynı zamanda organize olmak anlamına gelir. Organize olmada işi zamanlama kadar, sıralama da önemlidir. Anlatılan işlerin sıraları değiştirilerek yapılsa taş ocaklarının karına güzelleşmiş bir çevre ve turizm gelirleri de ilave olur mu? Olmaz mı?

21 Haziran 2006 Çarşamba Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here