FOTOKOPİ 15 YKRŞ

0
98

Yaşamdaki pek çok değerler değiştikçe dilde de yenilikler olması kaçınılmaz. Bir gün bir matematikçiye sormuşlar: “ Siz rakamları katrilyonlara kadar adlandırıyor ve yazıyorsunuz. Sonrası için ne diyeceksiniz? Matematikçi bir 10 üzeri 100,1000 ve sonsuz işaretiyle ifade ederiz. O rakamın nasıl adlandırılacağı,  bizim değil edebiyatçıların işi” der.

Edebiyatçıların işi gerçekten çok zor. Hem ne anlatacağına hem de nasıl anlatacağına karar verecek ve bunu dilde yanlışlıklar yapmadan yapacaksın. Ancak insan düşünce üretimindeyken sorun edilen şey, ifade etmeye çalışılır. Güzel konuşma ve yazma arzu edilen bir şey olsa da genelde dil yanlışları metinler bittikten sonra yapılmaya çalışılır. Ne var ki metne yabancılaşmak zannedildiği kadar kolay değildir. Bir de yazdığını metin ilk defa karşınızdayken “Ne güzel oldu! Neler dedim bak!”  diyerek kendi kendimize hayran olmaz mıyız? Bu nedenle başkasının metni üzerindeki dil yanlışlıklarını bulmak daha kolaydır. Eskiden düzeltme yaparken genelde kırmızı kalem kullanırdık. Bir arkadaşım da ne zaman yazıma baksa  “Senin yazı yine kızamık çıkardı” derdi.

Yaptığımız dil ve dilbilgisi yanlışlıklarının arasına anlatım bozuklukları ilk sırayı alırken, imla hataları kadar kısaltmaların kullanılışı da yaygındır. Tabii burada Türk dil Kurumu ve Dil Derneğinin dilimizi arılaştırmak ve zenginleştirmek üzere yaptığı çalışmalar lise müfredatları gibi sık sık değişir. Böylece dilimizde en son nerede kalmıştık biz bile takip edemeyiz. En son şapkalar var mıydı yok muydu? Ne dersiniz?  Hangi kelimelerin birleşik ya da ayrı yazılacağı konusunda da birden çok kurala rastlamak mümkün. Dilimizi kavramak için dilbilgisi kitaplarından kuralları okumak yetmiyor. Örnekler üzerinden giderek neyin doğru neyin yanlış olduğunu kavramak, hem daha pratik hem de eğlenceli oluyor.

Atilla Aygün’ün hazırladığı ABC yayıncılıkta çıkan  “Son Dönem Yazınımızda Anlatım Bozuklukları” kitabı yazarların yaptığı yanlışlıkları ele almış. Kitabı iki başlıkta toplamış Anlatımla ilgili bozukluklar, biçimle ilgili bozukluklar. Anlatımla ilgili bozukluklarda sözcüğün yanlış yerde kullanılması; sözcüğün yanlış anlamda kullanılması; gereksiz sözcükler; çelişen sözcükler; deyim yanlışları, biçimle ilgili bozukluklarda ise: yapıkları yanlış sözcükler, tamlama yanlışları, özne yanlışları; tümleç yanlışları; yüklem yanlışları; özne-yüklem uyuşmazlığı ve virgül eksikliğinden oluşan yanlışlıklar örneklendirilerek anlatılmış. Kitapta Yazar Ömer Asım Aksoy’dan “Güzel ve ustaca yazı yazmak herkesten beklenemez ama. Ama doğru ve iyi yazmak belli bir eğitim görmüş herkesten beklenir.”  Alıntısını yapmış. Gördüğümüz örneklere baktığımızda ise en çok hatayı eğitimli kişiler yapıyor.  Kitapta, İlhan Selçuk’tan Fikret Bila’ya; Doğan Hızlan’dan Hasan Pulur’a kadar yazarlarımızın incileri dökülmüş.(Benim yazılar için de yeni bir kitap yazabilir!)

Yaptığımız yanlışlıklardan biri de kısaltmaların kullanımı. Bu konuda da kafamız karışık. Kısaltmaların arasına nokta konulmalı mı konulmamalı mı? Bir de kısaltmalarda büyük ya da küçük harfin kullanımı var ki en çok hataya bu konuda rastlıyoruz.  Sözcük kısaltmalarında rütbe ve özel isimlerde doktor, (Dr.); albay (Alb.) gibi ilk harfi büyük ve diğer harfler küçük harfle yazılır ve sonunda nokta konur.  Element ve ölçüleri de küçük harfle yazlıyor. Kuruluş, yön adları kitap, dergi gibi yayınların kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılır: TBMM, ABD, kuzeybatı(KB), vb. Bu türden kısaltmalarda büyük harf kullanılır ve kesme işareti alabilir.    

Geçen gün fotokopi çektirdiğim yerde büyük harflere “FOTOPİ 15 YKRŞ” yazıyordu. Kuralımıza göre element ve ölçülerde uluslar arası kısaltmalar kabul edilir. Bu nedenle santimetre cm oluverir ve küçük harfle yazılır. Bizim fotokopi de “15 YKrş.” Olmalıydı.

Ne diyelim. Umarım bu yazı da kızamık çıkarmaz.

15 Temmuz 2006 Cumartesi Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here