Evliliğin İlerleyen Saatleri

0
193

“Evlatların muradını görmek, mürüvvetlerini yaşamak”. Evlenmek, en az gençlerin kendi istemleri kadar anne babaların da birincil amaçları arasında yer alır. Ancak bir şey var ki evlilik her zamankinden daha fazla değişim geçiriyor. Geleneksel aile yapısında erkek çalışır, kadın evde işler evin düzenini sağlardı. Ne var ki günümüz, bu modeli masallara gönderdi. Artık birlikte çalışıp, birlikte tüketiyor ve tükeniyoruz.

Tükeniyoruz. Çünkü masallar, romanlar filmler ve aşk hikâyeleri her şeyi evlenene kadar gösterir. Düğün dernek kurulur. “Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine.”derler. Ancak evlilik düğünden sonra başlar.

Genelde evlilikte sorunlar irdelenirken genç çiftlerin yüz yüze geldiği sorunlar üzerinde daha çok konuşuluyor.  Çünkü bu dönemde yaşanılan sorunların yıkıcı etkileri daha fazla oluyor. Boşanma, özellikle çocuklar için yaralar açıyor. Yolunda giden evliliklerde ise durum daha farklı. Bu her şeyin her zaman yolunda gideceğinin garantisi olmayabiliyor.

Evliliğin ilk yıllarında birlikte planlanan hedeflere dayanışma içinde ulaşmış, çocuklarını birlikte yetiştirmiş, birlikte sevinip ağlamış eşler arasında, ileriki yıllarda da sorunlar yaşayabiliyor. Peşinden koşturulan işler sırasında, birlikte bütçe yapmak, yalnızca sorun çözmeye dayalı bir beraberlikte gösterilen dayanışma, çocuklar evden gittiğinde başka bir hal alabiliyor. Çocukların yoksunluğunun getirdiği baskı, sevinç veya acıyla birlikte kendini gösteren yorgunluk içinde eşler birbirlerine karşı ilgisiz hatta suçlayıcı bir hale gelebiliyor. Ertelenmiş ya da yaşanmamış istek veya zevklerin sorumlusunun karşı taraf olduğu düşünülerek tartışmalar hız alabiliyor.

Başka bir sorun ise yaşlanan anne babaların sorumlulukları. Hastalık, bakım, alışveriş vb ihtiyaçları için özel zamanlar ayrılması gerekiyor. Ne var ki genelde bu dönem çalışan insanlar için en ağır dönemi oluşturuyor. Henüz emekli olunmamıştır. Yetişmiş çocuklar, yaşlı anne ve babalar ve kendi yaşanmış ya da yaşanmamış deneyimlerin yorgunluğu… İyi bir iş kadını/ adamı; iyi bir evlat; iyi bir anne/baba olmak, iyi bir iş arkadaşı olmak; sosyal çevrede sevilen olmak vs vs. hepimizin yükü. İnsan Herkül olsa bile, birinde fire verebilir doğrusu.

Bir de insanın biyolojik yapısının getirdiği fiziksel ve ruhsal bedensel yüklerini ilave edersek işimizin hiç de kolay olmadığını görürüz. Annenin menopoz, babanın andropoz, çocukların ergenlik ya da gençlik sorunlarının bir arada yaşandığı bir ortam düşünelim. Bir de buna insan için “Gençlik elden gidiyor”  duygusunu ilave edecek olursak birliktelikten kaynaklanan yüklerimize kişisel yüklerimiz de katılır. İşte o zaman Gel de çık işin içinden.

Uzmanlar bu nedenle özellikle evliliğin ilerlemiş dönemlerinde çok dikkatli olunması gerektiğini söylüyor. İnsanın bu durumda kendine soracağı soru şu olabilir. Duygusal bir desteğe ihtiyacım olduğu dönemde, kendimi nasıl verici duruma getirebilirim?

Öncelikli olarak yaşamın değişken olduğunu kabul etmek ve sevgide kendimizi büyütmek için çaba sarf etmeliyiz. Çocuk sahibi olmak, yalnızlığı ertelemenin başka bir biçimi. Nasıl evlenmeden önce birlikte geçirilecek vakit konusunda ortak hayaller kuruluyor planlar yapılıyorsa, evlilik devam ederken de birlikte vakit geçirmek, ortak hobiler edinmek de yarar olabilir. Çünkü yalnızca anne ya da baba rollerinin üstlenilmesi ikili ilişkinin romantik bağı için yeterli olmayabilir.

Başka bir sorun ise, zamanın bize kattıklarıyla ilgili olabilir. Zaman hepimizin alışkanlık, bakış açısını deneyimlerle değiştirebilir. İş hayatı zaman zaman insanı geliştiriyorsa da zaman zaman da aynı iş düzeni insanı geriletebilir. Bu nedenle emeklki olup eve dönüldüğünde de büyük şaşkınlıklar bizi bekleyebilir. Erkeğin çalışıp, kadının çalışmadığı bir modelde, kadın daima evin işini yapan çocuklarını büyüten bir rolde görülür. Oysaki kadın bu deneyiminde kendini de büyütür. Başlangıçta yapmadığı yeni hobiler edinebilir, esnek zamanlarına kişisel gelişimi ve sosyal yaşamında ilerlemeler gösterebilir. Erkek emekli olup evine döndüğünde karısını biraz büyümüş bulduğunda duruma şaşırabilir hatta paniğe kapılabilir.“Öyle ya çocuklara bakmak üzere evde kalan kadın, neden dış dünyaya ait bir şeyi yapıyor olabilir? Eyvah, Hanım ne yapmak istiyor ya da bunlarda nerden çıktı şimdi” diyebilir. Ancak bu yersiz telaşın faydası yoktur.

Hepimiz, yersiz endişelere kapılıp olur olmaz şeyleri sağlıksız bir şekilde sorun etmek yerine, olumlu adımlar atmak zorundayız. Özellikle evliliğin ilerlemiş dönemlerinde meydana gelecek sorunlara hazırlıklı olmak ve sorun çözmeye yönelik becerileri geliştirmek; iletişimi koparmadan karşımızdakinin iyiliğine önem veren bir tutumda olmamız yükümüzü hafifletecektir. Hepimizi, yaşamın kendisi yoruyor. Ancak biz faturayı başkasına kesme eğilimi gösterebiliriz. Bu nedenle gelen günün yükünü fark etmemiz gerek.

Siz kimin yükünü fark ediyorsunuz?

Zehra Çam