Ana Sayfa YAZILARIM ESYO SİVİL TOPLUM EĞİTİM PROGRAMLARI

ESYO SİVİL TOPLUM EĞİTİM PROGRAMLARI

0
109

Varoluşumuzdan bu yana bir yandan temel ihtiyaçlarımızı karşılamak bir yandan da erdem oluşturmak adına pek çok çabalarımız oldu. Eflatun öncesinden ve sonrasından insanoğlunun mutluluğu için değişik toplum formasyonları savunuldu. İlkel komünal toplumdan komünizme ve günümüz modern rejimlerine kadar. Bireyse bir türlü ulaşamadı mutluluğa. Kaybolan cenneti ararcasına hep daha yeninin ve yeniliğin peşinden koşarken, daha iyiyi, daha güzelini aradı. Karşı çıkanlara rağmen işkence direğini omzuna yüklenip daha iyi bir dünyanın akıldan ve yürekten taşan yanlarını kendisi ve komşuları için istedi.

Bir yanda da sessizce acılar, sevinçler birikti. Dostlar birbirlerine armağanlar sundu. Bu özgül dünyalardan kimsenin haberi olmadı.  Kimisi toplum için dedi, bireyleri umursamadı. Kimileri devlet için dedi insanlar öldürüldü. “Sonuca giden yolda her şey mubah sayılarak” namuslu ve erdemli olmaktan çok, cesaretli olmak övüldü. Toplumun, kolektif yaşamın, devletin ve kralın Tanrı sayıldığı dönemlerde birey ya kul ya da kurban görevini üstlendi. Kılıçların gölgesinde yalnıza karın tokluğu, yaşamın armağanıydı.

Gelişen süreç her ne kadar renk ve ad değiştirse de insanın mutluluk arayışı doyuma ulaşamadı ve her zaman insanın insana kulluğu en aza indirgenmeye çalışılarak, insanın onur ve haysiyetinin sınırları yeniden belirlendi. Totoliter ve devletin amaç olduğu toplumlarda insan devletin varlığı için varken, günümüz modern rejimlerinde devletler insan için var olma ve insanın temel yaşam haklarının varlığı için hizmet yarışına girdi. Sivil toplum kavramı bu dönemde daha da önem kazandı. Tarihsel süreç daima “insanın ne olması gerektiği ve ne olabileceği” üzerinde kafa yordu. Günümüzde sistemler kadar bireyin donanımına önem veriliyor. “Eğitim şart” dediğimiz alanlar bireysel gelişimin de bir parçası haline geldi. Bilginin gücü hem mutluluk hem de erdem arayışı için kullanılmaya çalışılıyor. Çünkü iyi bireyler iyi aileleri, iyi aileler iyi toplumları meydana getirir.İyi toplumlar da iyi bir dünya meydana getirebilir. Sivil toplumların da çalışmalarında, bireyin toplum ve devletle olan ilişkileri empatik bir yaklaşımla, haklarla birlikte duyarlılık alanlarının zenginleştirilmesi amaçlanmaktadır.

Bu doğrultuda kurulan ESYO’nun,  üç gün sürecek Sivil Toplumlarda Kapasite Geliştirme eğitim programında da günümüze gelinceye değin sosyal sistemlerde insanın yeri neydi?  Tekrar gözden geçirildi. Prof. Dr. Ömer Çaha “Sivil Toplum: Temel Yaklaşımlar ve Tarihsel Gelişimi” başlığındaki çalışmasında Eflatundan Hegel’e ve liberalizmi savunan John Lock’a kadar uzanan gelişimde rejimlerde “insanın yeri neydi ve günümüzde nedir?” sorularına yanıtlar verdi. STGM ‘den Sunay Demircan ise   “Ademoğlu’nun Doğa Tasarımı” başlığındaki konuşmasında bu sorunu ekolojik bir yaklaşımla ele aldı. İnsanın insanla olan ilişkisini daima doğadan elde edeceği gıda ve bunu elde etmek isterken, eşyaya olan hâkimiyeti ve bu uğurda ürettiği bilgiyle olmuştur.  Sunay Demircan’ın konuşmasında  yaşamımızda tüketimin, varlığımızı nasıl belirlediği ve aynı oranda nasıl bizim için bir tehdit oluşturabileceğine ilişkin bilgiler yer aldı. Yaşam karşısında yönetimler de bu gıdayı kendi insanına verme yarışında değil mi zaten. Ancak kantarın topuzu kaçmış durumda. Dünya nüfusunun büyük bir kısmı açlıkla yüz yüze. Nedeni yetişen ya da yetişebilecek gıdanın yetersizliği değil dağılımın adaletsizliğinden kaynaklanıyor. Çölleşen dünyamız içinde, kıtlığın gölgesinde yalnızca karın tokluğu yaşamın armağanı.

Görünen o ki bireyi, ister günümüzün gelişen insan hakları kavramları içersinde devlete karşısında önemseyelim, isterse Hacı Bektaş Veli’nin dediği gibi “Benim Kabem insandır” diyerek kutsayalım insanoğlunun mutluluk ve erdem arayışı bitmemiştir. Bütün bunlara rağmen dünyamız cennetimiz olacakken, bombaların gölgesinde büyüyen korkularımızda yaşam, küçük soluklara indirgendi. Bazı yerlerde yalnızca nefes alabilmek yaşamın armağanı.

Varoluş sorununu gözden geçirecek olursak:  O İnsan- lık bunun neresinde? Ben neresindeyim? Siz neresindesiniz?

26 Temmuz 2006 Çarşamba Anadolu gazetesi

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here