ESKİŞEHİR EDEBİYAT VE KİTAP GÜNLERİ

0
108

Eskişehir Rotary Kulübü tarafından düzenlenen ve Ahmet Ataç’ın da katkı verdiği “Edebiyat ve Kitap” günlerinde: Prof.Dr. Orhan Oğuz, Selim İleri, Numan Esin, Atlan Öymen, Nur Batur, Prof. Dr. Gül İrepoğlu konuk oldular. Orhan Oğuz daha sonra gazetemiz yazarlarından Sevgi Akmen’in kanal 26 daki programına da konuk oldu. Orhan Oğuz hem ülkemiz hem de şehrimizin kültürel ve iktisadi gelişimine önemli katkıda bulunmuş tarihi bir kişi. Eskişehir’deki gelişmeleri belgelemek adına da  tanıklığına başvuracağımız önemli bir kaynak.

Ben daha çok Gül İrepoğlu’nun çalışmasına değinmek istiyorum. Gül İrepoğlu sanat tarihi profesörü. Halen “Rönesans Sanatı”, “Barok Sanat”, “XIX. Yüzyıl Avrupa Sanatı”, “Batılılaşma Dönemi Sanatı”, “Sanatın Karşılaştırmalı Tarihi” ve “Osmanlı Minyatür Sanatı” konularında dersler vermektedir. Eskişehir Edebiyat günlerinde “Gölgemi Bıraktım Lale Bahçelerinde” adlı ilk romanı hakkında bilgi verdi. Doğan Kitap’tan yayımlanan yapıtında, tarihi bilgileri özünde fazla bir değişiklik yapmadan, hayal gücü ve kendi kurgusuyla okuyucusuna sunuyor. Romanda: Sultan III. Ahmet ve Levni’nin  yaşam öyküsü anlatılıyor.Gül İrepoğlu  “Romanın temel kahramanları ve ölüm tarihleri gerçektir, ancak olayların birbirine bağlanışı kurgulanmıştır. Buna gerçekleri hayallerle genişleten ve zenginleştiren bir canlandırma da denebilir. Okuyucunun zihninde “Acaba?” sorusu daima cevapsız kalacak ve hayaller de hiç bitmemek üzere sürecektir.”diyor.

Tarihsel bilgilerde ulaşmada mağara devrinden buyana resim sanatı önemli kalıtlar bırakmıştır. Sanat Tarihi de, bu bilgileri açığa çıkararak bize ulaştırır. Kitabının yayımlandığı günlerde Topkapı Sarayı’nda Lale Devri’ni resimleyen Jean Baptiste Vanmour’un tabloları, Nakkaş Levni’nin yapıtlarıyla birlikte  sergileniyor. Yazarımız,  Lale Devri’nin saraydaki yaşamın izlerini taşıyan bu tabloları; Batılı bir ressam ve Doğulu bir minyatür ustasının  farklı bakış açılarından neler içerdiğini slayt gösterimiyle anlattı.  Edebiyat: tarihin bizlere bıraktığı  zengin malzemeyi tekrar işleyerek  sunar. Halk efsanelerinin kahramanları bize ya biyografik şekilde ya da onların başarılarının konu edildiği kitaplar olarak geldi. Battalgazi’nin cenkleri, Dede Korkut Hikayeleri, Köroğlu destanı vb. Kutsal Kitaplarda geçen olayları da bunlara örnek olarak verebiliriz. Zaman zaman  beyaz perdeye da aktarılan Benhur, On Emir, Şimşon ve Delila; Çağrı filmleri hemen aklıma gelenler.

 

Son dönemlerde ülkemizde özellikle bu yönde pek çok eser yayımlandı. Orhan  Pamuk’un Benim Adım Kırmızı, Safiye Sultan, yakın tarihimizden Adı Aylin ve pek çok eseri sayabiliriz. Edebiyat günlük yaşama dair duygulanım görüş, alışkanlıkları yansıttığından kısaca yaşayıcı yazı türü olduğundan, toplumların alternatif tarihsel metinlerini oluşturur. Dr. Jivago’yu okuduğumuzda Rusya’da geçen iç karışıklığın bireylerdeki yansımasını romanın kahraman veya yan karakterlerinin sözlerinden anlayabiliriz.İnce Memed’i okuduğumuzda da Çukurova gözlerimizde canlanır. Biz tarihsel metinlerde genelde Devletlerin resmi iş ve işlevlerini öğreniriz. Çoğu kez de tarih kralların savaşlarındaki galibiyetler, yenilgiler ve  taç törenleri şeklinde bize ulaşır. Ancak Kraliçe Elizabet’in aşklarını, Kösem Sultan’ın entrikalarının seyrini edebiyat kendi tadında bize ulaştırır.

Tarihsel olaylar edebiyat için geniş olanaklar sunar. Karakter ve tipler hazırdır. Ancak yinede yazarın becerisi kurgusunda yatar. Zaman zaman da yazar kendi düşlem ve öngörülerini romanına kattığından romanları ve bu türden yapıtları tarihi vesika olmaktan çok, genel görüş  ve o zamanki yaşamın rengini gösteren bir değer olarak algılamak gerekir.

Bir edebiyat metni okunurken sık sık romandaki gerçekle-kurmaca ayırt edilemiyor. Gül İrepoğlu kurgusunu öylesine başarıyla yapmış ki  tarihi bilgiye önem veren birçok kişi, romanda geçen bazı şeyler için “Aaa biz bunu bilmiyorduk. Sahiden Öyle mi oldu” gibi sorular yöneltmiş. Biyografik eserlerde bu tip oluşumlar olmaz. Ancak roman her ne kadar öznel kurgu ve anlatıma dayanıyorsa da genel gerçekleri çok değiştirmenin yine de tarihe karşı da bir sorumluluk olduğu da toplantıda vurgulandı. Tabii bu konuda okuyucunun da romanın bir yaratı olduğunu gözden kaçırmaması gerekiyor.

Bu etkinliklere, Terraco,Hayal Kahvesi,ve Başak Kiremit Fabrika’sı sponsor firma olarak katıldı. Şehrimizde yapılan kültür  ve sanat etkinlikleri çoğu kez  konuyla yakından ilgili kurumlar ve bireylerin çabasıyla sürdürülüyor. Firmaların bu desteğinin diğer firmalar için de özendirici olmasını dilerim.

 

 

 

 

 

 

 

29 Mayıs 2005 Pazar Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here