EL AMAN F1! F1! F1!

0
86
Naci Kaplan

Varolduğumuz günden bugüne güç arayışımızın yanı sıra yardım için el açtığımız durumlar da vardır. Pagan tapınmalarından içsesimize kadar har zaman kendi yalnızlığımızda bize uzanan bir el ararız. Kimi zaman yardım etmek-istemek yaşlı bir teyzenin pazar filesine taşımaktır kimi zaman birini karşıdan karşıya geçirmektir. Kimi zaman İMF paketidir, kimi zaman çocuğun cep harçlığıdır. Yardım çağrısı, kuraklık zamanı yağmur duası olabileceği gibi kimi zaman bir bağış kampanyası da olabilir.

Bazen elimizden tutulsun, bazen içinde bulunduğumuz tehlikeden kurtulmak isteriz. Tüm bunlar için nida farklı farklıdır. Canımızın yanması: ay!; sıkıntısı offf  pöff dedirtir. Bir felaketle yüz yüzeysek kurtarın beni diyebileceğimiz gibi “sesimi duyan yok mu” da diyebiliriz. Ya da bir ağıtçı gibi çırpınarak medet mürvet yetişin dostlar! da diyebiliriz.

Tüm bunların ortak kökeni yardım istediğimizi birine yöneltmektir. Bu inanç kökenli olunca Allah’a yönelmek, günlük eylemlere ilişkinse birine, yani insana yönelir. Toplumsal yaşam içinde bir insanın bir insandan yardım istemesi ve etmesi olası bir durumdur. Beşeriz şaşarız. Gücümüz her şeye yetmeyebilir, aklımızla her şeyi çözemeyebiliriz. Beklenmedik olaylar da gelişirse yardım istememiz kaçınılmazdır. Bir çocuk anne babasına güvenirken, işçi patronuna güvenebilir. Hukuk düzeni içinde kurumlar kurumlara, devletler devletlere güvenebilir. Bu durumlarda yardım mekanizmasının işlemesi açık iletişime bağlıdır. Ne de olsa “ağlamayan çocuğa meme vermezler”

Ancak çağımız, insanın alışkanlıklarını da anlayış kodlarını da değiştirmiştir. Geçen gün bir karikatür gördüm. Bir adam bilgisayarıyla bir adaya gidiyor. Yüzerken batıyor. Siz bu durunda olsaydınız nasıl yardım isterdiniz. S.O.S mi derdiniz. Yetişin dostlar mı? İmdaaaat Kurtarın beni demek de bir çözüm ama kendi adanızdasınız. Allahım Kurtar beni demek de bir çözüm ama yirminci yüzyıl, meleklerin yardımına açık değil. Karikatürde adam çırpınırken F1! F1! F1!   diyordu.

Adres defterlerimizin yerini elektronik posta adreslerinin yer aldığı MSN listeleri aldı. Bir tıkla selam verip, istemediğimiz kişiyi bir tıkla engelleyebilir hatta defterden silebiliriz Gürül gürül akan dünyayı kendi odamızda ekrandan takip edebiliriz. İstediğimiz şeyi tıklar istemediğimize ekranı karartırız. Tek yönlü bir diyalogla bütün dünyadan haberimiz olup, dijital yarenliğimize rağmen insansız kalabiliriz. İnternet aracılığıyla haberleşme her ne kadar kolay erişilebilir görünse de bir süre sonra içtenlik yerini mesafeye bırakır. Nasıl toplu yaşadığımız alanlarla insanlar önce ismen yer eder, sonra karşılaşma anındaki selam alıp vermeye inerse, internette de karşılaşmalar öyledir. Önceleri uzun uzun yapılan sohbetlere tavuk suyuna çorba hikâyeleri; şiirler, ilginç resimler eklenirken sonraları sadece selamlaşmaya,  hatta listemizde engelli kişilere dönüşür. Bu öyle bir dolaşım yaratır ki Çoğu kez kaynağı bilinmeyen aynı öykü, mektup ve slâytlar dolaşır. Hatta zaman zaman kendi gönderdiğimiz bir ileti, FW iletisi olarak bize geri döner.

İster zor bir durumda birinden yardım dileyelim, ister Allaha avuç açalım. İnsanın yaşam yolculuğu tekil ve koşumuz zorludur. Bütün mesele bu yalnızlığımızda kimden medet umuyoruz. Medet umduğumuz kaynak yalnızlık biçemimiz, hayata ve insana nereden baktığımızla ilgilidir.

Siz çare umduğunuzda  ne demeyi yeğliyorsunuz?.

El aman! medet mürvet!  Vay Anam! Yandım! Yetişin Dostlar! El aman!  S.O.S ya da F1! F1! F1! …

5 Temmuz 2006 Çarşamba Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here