DON PASQUALE

0
109

Napolyon’a göre: “ Su sesi, para sesi, kuş sesi ” güzeldir. Gerçi, sonraları fikrini değiştirerek “para para para” demiştir ama yine de güzel seslere dikkat çekebilmiştir.  Bazılarına göre de davulun uzaktan gelen sesi güzeldir. Ancak hangi şeyin sesi hoşumuza giderse gitsin hiç birisi güzel bir ezgiye bezenmiş insan sesinin yerini tutamaz.  Hangimiz keyifli ya da kederli bir durumda bir şarkıdan medet ummadık. İnsanın çevresinde bulunan, elde ettiği ya da yarattığı hiç bir şey insanın yerini tutamaz. Bir teybin büyüyüp, televizyon, tabağın serpilip kazan olduğu görülmemiştir. Oysa bebek olarak dünyaya gelip, yetişkin bireyler haline gelinceye kadar ne evrelerden geçiyoruz.  Zihnimiz, bedenimiz, duygularımız gelişirken hem kendimiz için, hem de etrafımızdakiler için ne kadar sevinç kaynağı oluruz.

İnsanın sesi de tıpkı, adalelerimiz, beynimiz gibi çalıştıkça gelişebilir. Opera sanatı insan sesinin bir enstruman gibi nasıl kullanıldığını ve nasıl gelişebileceğini görmek açısından önemli bir sanat.

07-08 Ekim günlerinde Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Kültür Sarayı’nda Devlet Opera ve Balesi İtalyan besteci Geatano Donizetti’nin Don Pasquale adlı üç perdelik komik operasını sundu. Pek çok ülkede defalarca gösterimi yapılan eserde, 1750 Roma’sında yaşlı bir adam olan Don Pasquale, yeğenini mirasından mahrum etmek için evlenmek istemektedir. Ancak kendisine bir oyun kurulur. Güvendiği bir dostu genç bir hanım olan Norina’yı manastırda kalan kız kardeşi olarak tanıtır. Norine yeğeni’nin sevgilisidir aynı zamanda. Genç kadının istekleri bitmek bilmez ve Don Pasquale evlendiğine pişman olur. Sonunda oyun anlaşılır. Ve Don Pasquale yeğeniyle Norina’nın evlenmesine razı olur ve oyun mutlu sonla biter.

EBB Senfoni orkestrasının da müzikle eşlik ettiği oyunda,  uyumlu ve zengin bir çalışmaya tanıklık ettik. Gösteri sanatları, sahneleninceye kadar büyük aşamalardan geçiyor. Bir sporcunun antrenmanları gibi yüzlerce kez provalar yapılıyor. Gösteri öncesinde zaman zaman orkestra elemanlarının son provalarını duyumsarız. Sanatçılar, gelişigüzel olarak herhangi bir parçanın herhangi bir bölümünün alıştırmasını yaparlar. Kemanın sesi, obuaya,  trompetinki klarnete, klarnetlerin sesi birbirine karışır. Her zaman “ iyi ki müziği böyle dinlemiyoruz” diye de şükrederim. O güzel armoni kendini yitirir, karışık bir gürültüye döner. Oysa orkestra üyelerinin uyum içinde bir parçayı seslendirmesi insanda farklı duygular yaratır.

Operada tüm bu uyumun, bir öyküye şarkının eşlik ederek sergilenmesi olağanüstü güzellikler yaşatabilir. Sahnelenen eserde duygu yoğunluğunun ve değişikliklerinin insan sesinin iniş çıkışlarıyla duyumsatılması, sesin bir enstrüman gibi kullanışını görmek de izlenmeye değer.

Oyunda: Sabri Karabudak (Don Pasquale), Esra Abacıoğlu (Norina),Aykut Çınar (Ernosto),Serkan Kocadere (Doktor Malatesta), İsmet Akalın (Notarıo) rolleriyle yer aldılar. Zengin bir dekor içinde sunulan oyunda, solistlerin orkestrayla uyumu  ve başarısı yer yer  koronun eşlik ettiği durumlarda  daha da güzel hale geldi.

Su sesi, kuş sesi, para sesi…  Bir de davulun uzaktan gelen sesi.  Güzel olmasına güzel olabilir.  Ancak insan sesinin güzelliğini  ve ulaşabileceği olanakları bir de opera duyumsamak daha da güzeldir.

12 Ekim 2005 Çarşamba Anadolu gazetesi

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here