“Ceo Olmanın Yolları” Leo Hindery

0
101

Sık olmasa da zaman zaman iş dünyası ve kişisel gelişimle ilgili kitapları okumaktan keyif alırım. Leo Hindery’nin kaleme aldığı ve Pegasus yayınlarından çıkan “Ceo Olmanın Yolları” adlı kitabı okudum. Kitapta çalışan ve yönetici olmanın gereklerine değinilerek dünyadaki örnekleri üzerinde duruluyor. Yönetici adayları için de altın öğütler içeriyor.

Son yıllarda yönetim danışmanlığı mesleği önem kazandı. Artık şirketlerin yalnızca bir alanda girişim yapmaları önemli değil. Bu girişimlerinde kalite zorunlu olarak tutturuluyor. Ancak fark yaratmak için günün koşullarına ve pazarın yapısına uygun yeni yeni yatırım, yönetim ve satış modellerinin geliştirilmesi gerekiyor. Küçük ölçekli ya da büyük ölçekli olsun, yönetim biçiminiz ve kurumlaşma modeliniz, kalitenizi, şirketin ömrünü ve yapılan işin sürdürülebilirliğini belirliyor.

Yönetim ya da kurumlaşma dediğimizde genelde dikey bir hiyerarşik düzen akla gelmekte. Ancak bildiğimiz gibi dikey yönetimler genelde “İş Yönetmek” yerine “Kişileri yönetmeye” dönüşüverir. Baş başa bağlı baş padişaha bağlı. Oh ne ala. Karşısında ceket iliklemesi,  arabasının kapısının açılması, valizinin taşınması, bir yöneticinin beklediği izzetlerdir. Ancak bireye değil de konuma önem vermek bu başarıyı sağlayamaz. Günümüz şirketlerinde, çalışanların da fikirlerinin alındığı, paylaşımın, iş tanımının ayrıntılarıyla yapıldığı ve yatay ilişkilerin kurulduğu açık yönetimler yaygınlaşıyor.

Çalışan insanlar, çalıştıkları yerleri seçmek isterler. Ancak çoğu kez yaşam insana bu şansı vermez. Sevdiğimiz ya da kişiliğimize uygun bir iş bulmak yerine günümüzü kurtaracak seçimlerde bulunuruz. Bu nedenle çalışma hayatı mutsuz insanlarla doludur. İnsanın kişisel yapısı ve ruhsal yapısına yönelik işler yapamazsa da günden güne verimsiz bir hale gelir. Bu nedenle yönetim danışmanlığının yanı sıra “insan kaynakları”  iş için doğru insanı bulmaya çalışır. Doğru işe doğru kişiyi bulabilirsiniz,yine de bir kişi her zaman aynı verimi veremez. Zaman zaman kırılır yada performansı düşer. İş yaşamında sık sık çalışanların yenilenmeye ve motivasyona ihtiyaçları olur. İşverenler açısından da az masraf ve kısa sürede üretimin gerçekleşmesi ve kazancın yeni yatırımlara dönüşmesi gerekmektedir. Tabi bu da Yönetim kadrosunun hatta yöneticileri de yöneten bir Ceo’nun işidir.

“Ceo Olmanın Yolları” kitabı iş yaşamında bir üst düzey yönetici ve liderde bulunması gereken niteliklere dikkat çekiyor. Bunları on bir noktada toplamış. İyi bir eğitim ve kültür, meraklı bir akıl, anlaşılırlılık, çalışkanlık, dürüst ve etik olma, adil olmak, yaşamla barışık olmak, öngörü sahibi olmak, doğru kararlar almak, sabırlı olmak, kendine güvenmek yer alıyor. Bunlar daha sonra tek tek açıklanıyor.

Kitapta yönetici ve ceolara bir hatırlatma var. “Eğer patronun değerleri dayanılmaz ise şirketlerinki de öyledir. İyi insanlar değerlerine güvenmedikleri şirketlerde çalışmak istemezler. Ama etik değerler hayatın ortasında elde edilmezler” diyor. Çoğu kez çalışanlar patronlarının bir huyuna katlanamadıklarını düşündükleri için büyük şirketleri seçerler.. Ancak şirketlerin de dayanılmaz değerleri ve yönetim biçimleri olabilmektedir. Özellikle kurumsallaşmasını tamamlamış, kurumsal kültürünü oluşturamamış, işin gereğine uygun ve insani faktörleri göz ardı eden dikey hiyerarşiyle şekillenmiş şirketlerde bunu görebiliriz. Patronuyla uyuşmadığında hiç değilse yüz yüze bir tartışma yaşanır. Büyük şirket olduğunu düşünülen yapılanmada ise sizin performans ölçümünüzü yapan yöneticinizle karşılaşmamış bile olursunuz. Bu türden şirketlerin kötü yanlarından biri de “kulaktan kulağa” söylentisi ya da “muhbirlik” esasına göre işlemesidir.  Muhbirlik tarihin her döneminde ve durumunda baskı ortamının olduğuna işaret eder. Çalışma yaşamının baskı ortamına dönüşmüş olması da o kurumun içten içe çürümüşlüğüne işarettir.

Kobi Efor dergisinin hatırlamadığım bir sayısında dünyadaki Ceoların ve üst düzey yöneticilerinin çoğunun pazarlamacılardan çıktığı kaydedilmişti. Oysaki ülkemizde ve şehrimizdeki örneklerine baktığımızda yönetim danışmanlarının, ya akdemiysen ya da asker kökenli olduğu görülmektedir. Batıdaki örneklerinde akademisyenlerin yönetimden daha çok yatırım danışmanları olduğu görülüyor. Çünkü kuram ve pratik her zaman birbirinden farklıdır. Sadece kuramsal bilgi, ya da teknokrat biçimde beceri sahibi olmak yönetici olmak için yeterli değildir.

Yönetim artık bir liderlik durumudur. Bu da günümüzde etik değerler ve özel nitelikler gerektirmektedir. Ceo olmanın yolları kitabı bir yöneticide bulunması gereken nitelikleri gözler önüne seriyor. Kendini geliştirmek isteyen yöneticiler için ipuçları taşıyor. İş yaşamındaki köhnemiş alışkanlıkları değiştirmek için de bir eğitim fırsatı olabilir.

Zehra Çam

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here