“BİR KAPIDAN BİR KAPIYA” İBRAHİM SAĞIR

0
119

 

Bir şair için duyguları kadar, yaşamdan edindiği izlenim ve anlam da önemlidir. Kimi dilini öfkeye vurur kimi övgüye. Yaratma eyleminde de söz genelde övgüyle ve duyguyla başlar. Yaşam içindeki çelişkiler, çatışmalar sorgulamaya ve daha sonra yargıya, karşı çıkışa dönüşür. Bir şair için baş sorun; yaşamın kendisi, anlamı, yaşam ve ölümdür. Böylece söz bir kapıdan diğerine yol alır.

Yaşamak, her şeyin birbirine benzediği zamanlarda bir farkın yakalanmasındaki sevinç gibidir. Hep çabalarımızın içinde bulmaya çalıştığımız ya da sevdiklerimize farklılıklar yükleyip içimizde övgüler büyütürüz. Bunlar bir kişiye olabileceği gibi, bir durum, olay ya da olguya da olabilir.

Şairler Derneği Başkanı İbrahim Sağır ikinci kitabı “Bir Kapıdan Bir kapıya” adlı şiir kitabında halk şiirinin ölçülerini kullanarak yazdığı övgü şiirlerinin yanı sıra yaşamı sorgulayan  sorguladığı kadar da yorumlayan şiirlere yer vermiş. Her gün unutulmaya yüz tutan halk şiirinin günümüze taşınması açısında İbrahim Sağır’ın şiirlerinin önemi var. Modern sanatlar yaşamı “an” a indirgeyerek yansıtıyor. Oysaki İbrahim Sağır’ın şiirlerini okuduğunuzda yaşama dair bir süreçle karşılaşıyor ve durumlara dair geniş açılımlar ve tanımlamalar buluyorsunuz. Diyorlar ki şiirinde sevdaya ilişkin: “Ne gönülde huzur, ne canda huzur / Söyle bana gülüm ne yanda huzur? / Çevremi kuşatan bu aşılmaz sur / sevdadır günden güne azar diyorlar… Böyle başlıyormuş sevda ilk baştan / Kurtulmazmış gönül yastan, göz yaştan / sağ giren yaralı çıkar savaştan / aklı alır azar azar diyorlar”  Aşk çoğu zaman kayıpla sonuçlanan bir yarış. (Aklı azar azar aldığından olsa gerek, bazıları deli gibi seviyorlar.)  Bam Telinden Nağmeler şiirinde yaşamın nasıl halden hale geçtiğini dile getiriyor. “Elbette olacak gamı, gümanı  / Elem çekip çekip gülmeyen mi var/ Azrail acımaz, vermez amanı / Eceli başına gelmeyen mi var… Hayat iniş çıkış karar tutmuyor / Naşına geleni hayırlara yor / aklın yetmiyorsa var ehline sor / Saçını başını yolmayan mı var?” İbrahim Sağır kitabındaki son şiirlerinden birini kaybettiği sevgili eşi Sevim Hanım’a ayırmış. 45 yıllık beraberliklerinin seyrini bu şiirde bulma mümkün. Sevgisi ve üzüntüsüne dair ipuçlarını bir bir sergilemiş.

Yaşam tüm insanlarda benzeri keder ve sevinçler yaratır. Yine de hepimiz yaşam ve ölüm karşısında farklı tepkiler veririz. Şair ise yaşam karşısında tutunmadan ilerleme çabasındadır. Sözü, sezgi ve duygularından yola çıkarak örer. Kimi bir direniş ve karşı çıkış kimi de teslimiyet sergiler. Ancak bu teslimiyetin anahtarını insana vermez. Yaşamın bu yönünü keşfeden insan “kendi” hikmetini bulmuş kişidir. Sözü, doğal olarak örnekler ve öğütler üretir. İbrahim Sağır’ın şiirlerinde de yaşama dair bu hikmet ve öğüde rastlıyoruz. Hikmet, sahip olduğumuz bilginin doğru sonuçlar vermesidir. İnsan bunun için çabalar..  Yunus’un, Mevlana’nın, Karacaoğlan’ın da yaptığı bu değil midir?

Yenilgiye ve yanılgıya mühürlenmiş ömrümüzde hep iyiye, doğruya, güzele yönelmek isterken, sonu hiçliğe çıkan ömrümüzün durakları olur kapılar. Yaşama aşkla sarılan bir yürek, anlam- anlamsızlık arasındaki bağı ve dengeyi bulmak için çabalar durur. Biliriz ki yolculuğumuz inceliklerle örülüdür. İyiyi, güzeli, sevgiyi ve adaleti fark ettiğimiz ve ayırt ettiğimiz oranda hakkını verebilir ve anlamı örebilirsek ne ala. Ya değilse adaletsizliğe karşı çıkan yürek, yaşam karşısında hikmete değil, aczine ve küfre düşecektir.

20 Eylül 2006 Çarşamba Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here