AY İNANMAYIN

0
101

 

Günlük yaşamımızda fark edelim ya da etmeyelim pek çok ön kabulün etkisi altındayızdır. Bu durum batıdan doğuya bütün ülkeler için geçerlidir. Günlük olayların yorumlanmasından inançlara kadar da uzanır. Bu tür kabuller zararsız ve tuhaf görünse de sonuçları bireysel gelişime ve nesnelliğe ket vurur.

Aklıma gelenler arasında, Salı günü çamaşır özellikle çarşaf yıkamak, (örtünene ölüm getirebilir.) Evden çıkarken kedi veya köpek görmek, baykuş sesini ve köpek ulumasını duymak, elden ele sabun veya makas vermek, Salı günü yolculuğa çıkmak, bir işe başlamak (salı sallanır) Cuma günü çalışmak, iki bayram arasında nikâh kıymak, cumartesi günü yorgan kaplamak, insan üzerinde iken elbisenin söküğünü dikmek,13 rakamı, önünüzden kara kedinin geçmesi, merdiven altından geçmek, ayakkabıları ters dönmüş bir şekilde bırakmak, aynanın kırılması uğursuzluk getirir derler…

Uğursuzluklardan biri de: gündüz vakti baykuş görmektir. Belki de bu nedenle kızılan birine “ocağına baykuş tünesin” derler. Birkaç sene önce mutfağımın penceresine sabahları birkaç gün üst üste baykuşlar geldi. Hiç bu kadar yakından görmemiştim. Çok güzel gözleri vardı. O zaman bu sözler aklıma geldiğinde “aaa ne istemişler bu kuştan” dediğimi hatırlıyorum.

Bunlara karşılık at nalı, kurt dişi, leylek kemiği, inek veya koçboynuzunu taşımak yahut evin dış kısmına asmak uğur sayılırken, evin dış duvarına tutunan sarmaşığın kötülüklerden bizi koruduğuna inanılır.

Batıl inançlar her zaman halk arasındaki söylenceler değildir. Günümüzde Bilgisayarlarla ilgili ve ya mesleki yanlışlıklar da çoktur. Bilgisayarlarla ilgili de şöyle kanılar varmış: Bir tuşa bir kez bastığınızda olmayan şey, yirmi kere basınca olur. Bilgisayar kilitlendiğinde vurmak.(biz de eskiden radyoları böyle çalıştırırdık.)  Diski biçimlendirip (formatlayıp) veya biçimlendirmeyip (formatlamayıp) yeni Windows kurmak, Windows’taki sorunları çözer. Bilgisayarda çıkan herhangi bir sorun bilgisayarı açıp kapadıktan (resetledikten ) sonra çözülür. Kasayı açtıktan sonra her şeyden önce içine üfleyerek ancak tozu havalandırır, tekmelemekle ancak kasayı harap ederiz,  arıza ise sistem bilgisiyle çözülür.

Batı toplumları bilgiyi deneysellikte ararken, doğu toplumlarının bilgiyi, alametlerde, doğanın verilerini yorumlayarak çözdüğüne rastlıyoruz. Bu nedenle batan güneşin rengine göre, bir sonraki günün havasının nasıl olacağını doğulular tarif ederken, güneşin yörünge hareketlerini batılılar çözümlemiştir. Astroloji doğu toplumunun yorumudur. Gökteki yıldızların çekim gücünün insanın karakterini etkilemesi değil, zaten o aylarda doğan insanların davranışlarının gözlem sonucunda karakter çözümlemeleri için bir çabadır. Yoksa bilmem ne yıldızının çekim alanının bizim bugün şansımıza ya da karakterimize etkisi yoktur. Astrolojiye değinmişken, doğum günleri ve anına göre burçlar yorumlanırken gözden kaçırılan gerçek şudur. Hayat doğumla değil, döllenme ile başlar. O anda genetik şifre kendi programına göre yol almaya başlar.

Batıl inançlar konusunda hakikaten bir baykuş öttüğünde biri öldüyse ve bunu fark eden kişi bundan oldu dediyse, bu yaygın bir kanı haline gelmiş olabilir.  Yanlış olan şey; yaşamın kendisi bir büyü niteliğinde olmasına rağmen hayatın işlerliğinden başka büyü-ceza aramaktır. Olayları bir uğur-lanet zinciri içersinde düşünmek aklı ve insanı devre dışı bırakmaktır ki o zaman kararlar almanın ve bilgimize göre seçimler yapmanın önemi kalmaz.

Küçüklüğümde misafirlikte, “kızlar kahve içmez, kararırlar” diye kahve içirmezlerdi. Ben yine de kara bir kızdım. Bir de ölüm ve ölülerle ilgili yanlış kanaatler var. “Ölünün yüzü soğuk olur!” derler.

Babam öldüğünde öptüm. Sıcacıktı…

 

10 Ağustos 2005 Çarşamba Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here