AŞİL SENDROMU VE 5 M KURALI

0
188

Hepimiz yaşamda kendimizi başarılı ve yetkin hissetmek isteriz. Bu yetkinliğimiz ya da yetkinlik alanlarımızın da, kabul görmesini arzu ederiz. Bir işi başarmanın yolu, emek, güven, işbirliği, sorumluluğu paylaşma, cesaret, bilgi gibi çeşitli etmenlere dayanır. Her insan bunları yerine getirdiğinde başarıya ulaşır.

Ne var ki bazen başaracağımıza etrafımızdakiler güvenmezler. Bunun altında: aşırı koruma ve müdahale etme,  güvensizlik, paylaşamama duygularının yanı sıra, sorumluluk devretme bilinci olmamak da vardır. Titiz anneler, buyurgan öğretmenler, müdürüne iş emanet edemeyen patronlar bu tip insanlar arasındadır.  Karşı taraf bir işi yaparken hep tedirgindirler. İş yetişmez, çocuk üşür, öğrenci öğrenemez….

Zaman zaman da bu tedirginliği kendi kendimize hissederiz. Aslına kendimize olan güveni gözden geçirmemiz, ya da eksik olan bir iki bilgiyi tamamlamamız bu işin başarmamıza yol açacakken yolumuzu adeta kendimiz keseriz. Burada merkez duygular ya da bizi hareketimizi engelleyen şey, başkalarının gözünde nasıl göründüğümüzle ilgili kaygılar yatar. Bu gibi durumlara ”Aşil Sendromu” deniyor.

Aşil Sendromu Petruska Clarkson’un kaleme aldığı HYB yayıncılık tarafından yayımlanmış, Türkçesi Semra Kunt’a ait bir kitap. Kitapta; gizli başarısızlık duygumuzu nasıl tespit edebileceğimize ve yenebileceğimize ilişkin pratik örneklemeler ve önermeler var. Yazar gizli başarısızlık duygusu ya da Aşil Sendromunu topuk yarasına benzetiyor. Aşil bildiğimiz gibi Truva savaşının yenilmez kahramanıydı. Ancak bir kusuru vardı. O da topuk yarasıydı. Topuk yarasının özelliği çabuk geçmesine rağmen çok acı vermesidir. Tevrat’ta da bu konu Adem’in günah işlemesinden sonra Tanrı’yla Şeytan arasındaki konuşmada geçer. Tanrı Şeytana, “Sen onun( zürriyetinin) topuğuna saldıracaksın oda senin başını ezecek”der. Çünkü Adem’in günahıyla kesintiye uğrayan sonsuz yaşam,  Tanrı’nın tayin ettiği bir kişiyle yine onun tayin ettiği bir zamanda bir kurtuluşla birlikte yeniden oluşturulacaktır.

Bu sendrom sıradan insanlardan ziyade Aşil gibi savaşta başarısı bilinen başarılı kimselere ait. Belirtileri hakkında kitapta şu notlar var. Başka insanların hakkınızda düşündüklerinden kaygı duyuyor musunuz? Başkalarının önünde bir iş yapmanız gerektiği zaman korkuyor ve ya telaşlanıyor musunuz? Mükemmelliğinizle tanındığınız halde, yetkin olmadığınızı mı hissediyorsunuz? Eğer bu sorunlara yanıtınız evetse Aşil Sendromu ya da gizli başarısızlık duygusu yaşıyor olabilirisiniz. Kitap bunları nasıl aşılabileceğine ilişkin örneklemeler veriyor.

Kendi kendimiz için yapabileceklerimizin dışında, etrafımızdaki insanların kendilerini başarısız hissetmemesi için ya da bu duygulara kapılmaması için yapabileceğimiz şeyler de olduğu kanısındayım. Kitap boyunca fark ettiğim bir şey oldu. Aslında başarısızlık duygumuz yarı yarıya “Utanca Boğulduğunuz” alanlarla ilgili.

Ya kendi hatalarımızdan ya da etrafımızdaki insanların nadanlığından oluşan bir korku durumu bu. Sık sık bize “kimseyi kafana takma” gibi garip bir laf ederler. Kendi önemimizi, başkalarının gözündeki değerlere göre düşündüğümüz zamanlar çoktur. Bu yanlış sonuçlara götürse de zaman zaman gerekli de olan bir şeydir. Ancak  “Vicdan Kanunlarına” göre evrensel etik kurallara bağlı bir yaşam sürmesi, kişiyi suçluluktan; geçmişte bize karşı hataları olanları bağışlaması, öfke ve kininden; baskı gördüğümüz, utandırıldığımız zamanları çözümlemesi, kişiyi “utanca boğulmaktan”  kurtarabilir.

Zaman zaman da kendiliğinden yaptığımız şeyler birine zarar verebilir. ‘Kaş yapalım derken göz çıkarabiliriz.’ Bu nedenle etrafımızdaki insanlarda utanca yol açmamak, cesaretten düşürmemek, hatta kışkırtmamak için, beş m kuralını uygulamak da yarar var. Başkalarının: mağduriyet; mahkumiyet; mecburiyet; mahcubiyet; mahremiyet alanlarına girmemek ve deşelememek gerekiyor.

Ya değilse hepimiz birer Aşil olabilecekken, bir münzeviye dönüşebiliriz.

5 Nisan 2006 Çarşamba Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here