Alınganlık

0
49

Başkalarına onur vermek bazı insanlar için zordur. Bunu da çeşitli yollarla örterler. Alınganlık da bu yollardan biridir. Kimyası karışık olan bu durumda biri, bir sözün, bir işin, bir davranışın kendisine karşı olduğunu sanarak incinir ya da öfkelenir. Alıngan kişi kendinin yeterince sevilmediği ve sayılmadığına inanır.

Hepimiz zaman zaman alınganlıklar gösterebiliriz. Bu duruma yol açan çoğu kez mevcut durumdan çok bizim bakış açımızdır. Çocuksu bir düşünüş tarzıdır. Çocuklar genelde yaşadıkları her şeyin kendileri için olduğuna inanırlar. Oysaki yaşam kendi döngüsünde döner. Etrafımızdaki insanların da bir sürü kendilerine ait uğraşları ve düşünüşleri vardır. Hepimiz günün koşuşturması içinde kendi günümüzü ve işimizi tamamlama peşindeyizdir. Her ne kadar sevdiklerimizi için iyi, sevmediklerimiz için kötü şeyler düşünsek de bir çatışma yaşamaksızın karşımızdakine acı vermek istemeyiz.

Alıngan kişiler, çocuklar gibi her şeyin kendi aleyhinde olduğunu ya da yaptıkları her şeyin olağanüstü değeri olduğunu sanarak benmerkezci kişilik sergilerler. Hangimizin yaptığı bir şey olağanüstü sayılabilir ki. Bir şeyin önemi ne olursa olsun, zaman onu sıradanlaştırabilir. Kaldı ki olağanüstü şeyler yapsak bile bunun kabulü bizim irademiz dışındadır. Beğeniye sunduğumuz şey, gerçekten istenilen ya da ihtiyaç duyulan bir şey se emek karşılıksız kalmaz.

Bazen de kişi yapamadığı şeyler üzerinden alınganlık yapar. Oysaki sağduyulu davranarak, yapabildiklerimiz-yapamadıklarımızla  gereğinden fazla ilgilenmemek ruhsal sağlığımız için yararlı olacaktır. Çünkü kendi sınırlarımız bilmek de bir erdemdir. Ve biz hiçbir konunun ve ya durumun kahramanı olmak zorunda değiliz. Herkesin yeteneği ve yetileri farklı farklıdır. Bazılarının yarışı önde götürmeleri bazen bizim bir eksikliğimizden kaynaklanmayabilir. Süleyman peygamber bir özdeyişinde: “Güneş alında olanlara dönüp baktım: yarışı hep hızlı olan kazanmıyor, savaşı yiğitler, yiyeceği hikmetliler, serveti anlayışılar, itibarı da bilgililer kazanmıyor…” der. Çünkü, bizim dışımızdaki olaylar ve durumlar nedeniyle biz ne kadar iyi olsak da çabalarımız kazanca durumlar lehimize dönüşmeyebilir. Beklemediğimiz şeyler gelişerek yarışı başkaları alabilir. Bu durum her ne kadar üzücü de olsa gürül gürül akan bir hayatın içinde başkalarının da varlığını ve var olma alanlarını kabullenmek zorundayız.

Bu nedenle başkalarıyla kendimizi kıyaslamaktan ve yarışmaktan vazgeçmek bizi sakin tutacaktır. Bir yarış var sa da kendi etiği içinde rekabeti göze almak da gerekmektedir.  Bizim dışımızda da birleri iyi bir şey yaptığında onu kutlama cesaretini gösterebilmeliyiz. Çünkü başkalarının yaptığı iyi şeylere onur vermemek de alınganlığın başka bir yönüdür. Alınganlık bu yönüyle gururdan beslenir ve yine gururu artırır. Hele bir de bunu uygun sözlerle dile getirmezsek, hiç farkına varmadan burnumuz minare kadar, dilimiz pabuç kadar büyüyebilir. Çoğu kez başarılı kişilerin başarısına iftiralar eşlik eder.  Zenginler çalmıştır, artistler biriyle beraber olmuştur vs vs.

Oysaki tüm ilişkilerimizde aklı devre dışı bırakmaksızın, her insanın kabul etme-reddetme haklarını gözetir, var olma alanlarına saygı duyarsak çevremizdeki insanlara onur vermek, beğenilerimizi kolayca ifade etmek, alınganlığın önüne geçebilir.

Dünya dönüyor! Ama yalnız bizim için değil…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here