İÇİNDEN TREN GEÇEN ŞİİRLER

0
9

 

Zaman bazen eşyanın kullanımını değiştirir, bazen de yenilerini oluşturur. Oluşan bu yeni değerler zamanla, türkülerde, şarkılarda, şiirlerde ve öykülerde yerlerini alır. Çocukluğumda söylediğimiz bir mani vardı. “Bisikleti aynalı/ şu oğlana varmalı/ oğlan çok güzel ama / anası olmamalı.” Lüküs Hayat Operetinde de “otomobil  uçar gider..” diyen sözleri herkes anımsar.

Trenler de günlük yaşamımıza dâhil olup şarkı ve türkülerde epeyce yer almıştır. “ tren gelir hoş gelir/ ley ley limi, limi ley” türküsünü çocukluğumuzda ne karda da çok söylerdik.

Söylerdik söylemesine de Treni görmeyen biri bile bu türküyü söylerdi. Çocuk yaşlardaydık. İlk defa tren gören bir arkadaşım heyecanla “ Aaaaa! Tren bi uzun biz uzun biden daha uzun” demişti.

Tren ve raylar, yalnız edebiyatta değil, özellikle ressamların ve fotoğraf sanatçıların da ilgi alanlarına girer. Kül Sanat Yayıncılık, Temmuz 2005 te “İçinden Tren Geçen trenler” adında şiirimizden bir derleme yapmış. Mehmet Saim Değirmenci’nin hazırladığı kitapta yüzden fazla şiir var. Yazarımız ilk sözünde kitaba aldığı şiirlerden bahsederken şöyle diyor. “şiirde ille de tren geçmesi gerekmiyor; gar, istasyon, demiryolu, metro, travers, makasçı demiryolunda açan çiçek, tünel, ateşçi … geçen şiirler de bu kitapta toplandı”.   diyor.

 

Kitabın iyi bir derleme olduğunu söyleyebiliriz. Bunların arasında önemli saydığım bir isim var ki Eskişehir açısından da çok önemli bir şiir. Eskişehir’in Yedigün şairlerinden Yahya Benakay’a ait.  Eskişehrim Gör Tasvirin” adlı şiirinde yalnız tren geçmiyor, Eskişehir’de isim olarak geçiyor. “Eskişehrim gör tasvirin/ Yüreğimde ayrı yerin/ Trenler mi haberin/ gelir ötüşe ötüşe…” diyor. Yahya Benekay’ın bu şiiri Büyük Memleket Şirleri antolojisinden alınmış. Şehrimizin bir demiryolu kenti olduğunu düşünecek olursak, Eskişehir’li şairlerin yazdıkları başka şiirlerinde olduğu kanısındayım.

Kitapta, Necati Cumalı, Necip Fazıl, Onat Kutlar, Enis Batur, Ataol Behramoğlu gibi isimlerin şiirleri var. Hepsi trenin yaşamımızda sevince, üzüntüye ayrılığa değen yanlarını anlatmışlar. İskender Fikret Akdora şiirinde: “trenler geçip gider/ trenler kan içinde/ her tren tıklım tıklım/ götürü bin yaralı/gözlerde kan kurumuş/ kimse olmaz oralı… trenler geçip gider./ trenler bayrak bayrak… Özgür oluca insan, Güzel şeydir Yaşamak” derken savaşlı yıllara değiniyor. Orhan Veli Kanık Tren sesi’nde: “Garibim;/ Ne bir güzel var avutacak gönlümü,/ Bu Şehirde, Ne de bir tanıdık çehre;/ Bir tren sesi duymaya göreyim, iki gözüm, iki çeşme” diyor hüzünle. Yaşar Bedri Özdemir, Konuşmalar’da “İstasyonlara yakın oteller, sabahçı kahveleri en çok/ bilinir hep. Kentin tanıdık yüzüdür” derken bir şehre ait fotoğraf olarak işlemiş tren ve istasyonu. Ceyhun Atıf Kansu, “Sivas Posta Treni” ni yazarken Haydar Ergülen” Haydarpaşa-Eskişehir- Ankara” hattını taşımış şiire. Abdülkadir Budak da bir şiirinde  “ Aşk beni geçer/ tren rayların üstünden”  diyerek bir yenilgiye işaret ediyor.

Günümüzde demir yollarımız hala önemimi koruyor. Kara trenler yerlerini hızlı trenlere bırakıyor. Restaurant lokantalarında ve koltuklarında İngilizce dergileriyle. Tren yaşamımızdaki yerini böylece özlemden, ayrılıktan, kavuşmadan çok yeni yargı ve yorumlara bırakıyor. Bundan sonrası için yine de “tren gelir hoş gelir” türküsünün coşkusunu yakalamak isteriz.

3 Nisan 2006 Pazartesi Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here