ATİLLA İLHAN’IN ARDINAN

0
8

Tüm insanlar yaşamlarının sonunda iyi bir ad bırakmak isterler. Bazıları bunu başarır. Onların yaşamları, görüşleri, yaptıkları örnek oluşturur. Atilla İlhan da Türk Edebiyatı ve şiirinde adını, önemli bir miras olarak bıraktı. 1925’te başlayan yaşamına, pek çok eser sığdırdı.

Çağımız sorunları ve toplumsal yaşamımızın sancılarını, yaşayan Türkçe’nin olanakları içinde, argo, deyimlerimiz, kültürel kavramlardan yararlanarak somut bir dille anlattı. Soyut imgelerden özellikle kaçındı. Pek çok alanda ve türde eserler verdi. Kahramanlıktan kavgaya; aşktan maceraya; intihar, ölüm ve sevişmeye dair pek çok şiirler yazdı. Toplumcu sanata ve ulusalcılığa önem veren bir edebiyat adamıydı. Yer yer dilinde ve mesajlarında sert bir dil kullanmaktan çekinmez, iletisini dolaysız vermeyi tercih ederdi. Şiirin dışında, pek çok roman, deneme, anı ve siyasi yazılar yazdı. An gelir, tut ki gecedir, sen insansın, gibi pek çok şiiri, bestelenerek de okundu. “Haliç’te bir vapuru vurdular dört kişi”  sözleriyle başlayan “Cinayet saati” şiirinden, “üçüncü şahsın şiiri” ne kadar değişik durumları şiirine konu etti. Halk şiirinin destansı anlatımını kullandı. Romantik bir duyarlıkla yazdığı şiirlerinde, halk şiiri ve kültürünün altyapısı hemen sezilir.

Bununla birlikte günümüz sorunlarına da önem verirdi. Edebiyatımızda ve günümüz

siyasetinde pek çok konuyu tartışmaya açtı ve çizgisine özenle sahip çıktı. Ulusalcılığa önem veren Atilla İlhan, genç sanatçının öncelikle kendi dilindeki kültürü anlaması gerektiğini savundu.

Atilla İlhan’ın yaşamını, şair duyarlılığının salt bireysel duygu ve duygulanımdan yola çıkılamayacağının bir göstergesi sayabiliriz. Sanatçının çağına tanıklık ederken geçmişten yararlanarak yola çıkması ve yaşamında toplumsal bir duruşunun olması gerektiğinin önemine de dikkat çeker. Çünkü sanatçı, yaşama dair bir duruş sergilerken dünyayı, yaşamı, varoluş ve durumlara ilişkin bir görüş de sergiler. Pek çok insanın söylediği gibi suya sabuna dokunmadan, bedii zevkten çok, bedeni düşünüşün ya da yalnızca görüntünün ifadesi yeterli olmayacaktır. Atilla İlhan’ın pek çok dalda eser vermesi, duyarlık alanlarımızın ve dünya görüşünün yanı sıra, tarih de dahil olmak üzere pek çok konu hakkında araştırarak bilgi sahibi olunması gerektiğinin de altını çizer. Özellikle günümüz sorunları açıklanırken, tarihsel süreç içinde zamanın neresinde olduğumuzu ve etkileşim içinde olduğumuz durumları kavramak gerekmektedir. Yalnızca fark ettiğimiz sorunları dile getirmek ve çözüm beklemek yeterli değildir. Olayları ve olguları Neden-Sonuç ilişkisi içinde değerlendirerek bir görüş ortaya sermek gerekmektedir. Ya değilse dile getirdiğimiz şikâyetler mırıldanmak ve ya homurdanmaktan öteye gidemez. İşler sarpa sarınca çoğu kez ağlamak da kar etmez.

Atilla ilhan dile getirdiği sorunlar karşısında duruşunu açıkça sergileyen ve ustalıkla ifade eden biriydi.  O şiirinde “hayat zamanda iz bırakmaz” diyorsa da onu kitaplarının dışında TV ve diğer zamanlarda yana yatmış kasketiyle konuşurken de hatırlayacağız. Kâh sorunları açımlarken, kah çözüm üretirken. Ancak ille de şiirlerinden. Şimdi Atilla İlhan’ın ölümünün ardında “Elde Var Hüzün”.Bu nedenle sözü şiire bırakmak gerek.

Söyleşir/ evvelce biz bu tenhalarda/ ziyade gülüşürdük/ pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının/ ne meseller söylerdi mercan köz nargileler/ zamanlar değişti/ ayrılık girdi araya/ hicrana düştük bugün/ ah nerede gençliğimiz/ sahilde savruluşları başıboş dalgaların/ yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller/ elde var hüzün. O şehrayin fakat çıkar mı akıldan/ çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması/ sırılsıklam aşık incesaz/ kadehlerin mehtaba kaldırılması/ adeta düğün/ hayat zamanda iz bırakmaz/ bir boşluğa düşersin bir boşluktan/ birikip yeniden sıçramak için/ elde var hüzün.

16 Ekim 2005 Pazar Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here