GÖRÜNÜŞ MÜ? DÜŞÜNÜŞ MÜ?

0
6

 

Nasrettin Hoca’nın “Ye kürküm ye” dediği anekdotunu biliriz. Kılık kıyafetimiz kabul görüp görmememizle yakından bağlantılıdır. Başka bir sözde de “İnsanlar giyinişlerine göre karşılanır, konuşmalarına göre uğurlanır” demektedir. Tarihin her döneminde giyim kuşamımız söz ve davranışlarımızdan önce bir ileti taşımıştır. Eski medeniyetlerde kişinin hangi sınıfa ait olduğu, görevinin ne olduğu diğer milletlerden nasıl ayrıldığı konusunda ipuçları verirdi. Benzeri bir etki halâ de devam ederek, kimlikle bağlantılı olarak kullanılıyor.

Günümüzde birey eskisine oranla daha fazla kendiyle uğraşmaktadır. Modern toplumlar yalnız kıyafetlerimiz hakkında değil, vücut ölçülerimiz, burnumuzun şekli, gözlerimizin rengi vb her şeye müdahale ederek adeta insana ait ortak plastik bir görünüm peşindedir. Yay gibi kaşlar, hokka burun, dolgun göğüs, ince bel vs.

Bu çabaların ardında kendimizi ifade edebilme kaygısı yatmaktadır. Adeta sözel bir dizinle kullandığımız cümlelerin yerini, kıyafetlerdeki ya da görünüşümüzdeki gizli kodlar alır ve dile getirirler. Buna renk ve biçemin eşlik ettiği durumlarda, kimseyle hiç konuşmadan, onun ne düşünebileceği, nasıl davranabileceği konusunda tahminler yürütürüz. Kısacası; giyimimizin, yalnızca kim olduğumuz değil, ne düşündüğümüzle de ilgilide ipuçları verdiğini düşünerek olası soruların cevapları öncelenir. Karşımızdaki kişi dindar mı?  Aydın mı? Özgürlükçü mü? Radikal mi? Diz kapakların görüldüğü bir etekte, bir şehvet mi yoksa bir öfke mi tutuşur? Kapanan bir yaka düğmesinde bir vefa mı yoksa bir utanç mı gizli. Ayakkabının bağı, savrulmuş bir isyan mı yoksa kararlı bir disiplin mi? Çantamız nesnelere tutunma göstergemiz olabilir mi? Çocuksu kıyafetler giyen yetişkinler, erotizmin kenarından ne kadar dönebilir? Ya statümüz? Kravat ve ütüsü düzgün takım elbiseler bizi saygınlığa götüren köprü mü? …

Öte yandan bireyi diğerinden ayırma çabası kadar, benzeştirme çabası da var. Özellikle sanayi toplumuyla birlikte gelişen unisex giyim, cinsiyetler arası farkı ortadan kaldırma niyetindedir. Her ne kadar, tarla da birlikte çalışan kadın ve erkek için ortak kıyafet bulunamamışsa da mavi önlük, hem kadına hem erkeğe yakıştırıldı. Jeansler de aynı görevi üstlenmiş durumda. Son yıllarda yaygınlaşan: incik boncuk; fular vb küçük aksesuarlar cinsler arasındaki farkı kapatmaktadır. Onla da olmasaydı ne yapardık bilmem.

Giyinişimizdeki gizli bilgiler, hakkımızda her ne kadar ipuçları verse de her zaman  doğru yargılara götürmez. Çünkü biliriz ki, insan yalnız görünüşten ibaret değildir. Görünüşümüz, çeşitli kodlar taşırsa da, insan aynı zamanda, bir akıl ve yürek de taşır. Her yaşayan kişi kendi penceresinden, az ya da çok dünyayı yorumlama ve anlamlandırma çabasındadır. İnsanın genel eğilimi kendine benzemeyeni yadsıma eğilimindedir. Karşı taraf ya da öteki pek de iyi biri değildir. Ancak empatik bir gözle baktığımızda, karşı tarafta gördüğümüz “öteki”nin de benzer acı ve sevinçlerle yaşadığını  fark ederiz.  Bir bakmışız ki kıyafeti bize garip gelebilen birisinin düşünceleri dünyadaki çirkinliklere karşı gelen, adaleti isteyen biri olabilir. Bu nedenle görünüş ve düşünüşün kodları birbirini tutmayabilir.

Zaman ve mekan içinde; nesneler, yaşamı yorumlamada; görüntüler, çabalarımızın ardındaki anlamı çoğu kez belirsizleştirir. Kodlanmış bilgilerle yönetilen ve yönlendirilen düşünüş de bizi yanıltır. Bu nedenle insan hakkında düşünürken yalnızca dış görünüşe bakarak, gösterge-bilim esaslarına göre kişiyi çözümlemek, bizi anlayışa götüremeyebilir.  Çünkü anlayış, görünenden ötesini görebilmektir. Hele ki insanda. Karşımızdaki kişinin bize “Ne Bakıyon!” demesiyle “Efendim!” demesi arasındaki fark gibi.

Ya siz! Ne diyorsunuz

 

8 Kasım 2006 Çarşamba Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here