510 NURİ

0
128

Eski bir reklamda öğretmen bir öğrencisiyle karşılaşırlar. Yaşı epey ilerlemiş hoca kendisine yaklaşan adama seslenir. “Ooo 510 Nuri”  Heyecanla birbirlerine sarılırlar. Öğretmenlerin,  özellikle ilkokul öğretmenlerimizin yaşamımızda önemli bir yeri vardır. Bir çocuğun dünyasındaki önemini hala korumasına karşın, değişen durumlar, öğrenci öğretmen ilişiklerinde önemli farklar yaratmıştır.

Hepimizin yaşamında öğretmenlerimizle yaşadığımız,  önemli saydığımız bir anımız vardır. İlkokul birinci sınıftayken bir gün öğretmenim Mehmet Ali Yıldırım, “yaşıyorsa ellerinden öperim” beni tahtaya kaldırarak “Spor” yaz dedi. Ben yazamadım. Ardından “Turp” yaz dedi. Onu da yazamadım. “Eşek Zehra! otur yerine” dedi. Tabi bu kabul edilecek şey değildi. O günüm çok zor geçti. Eve gidince anneme biraz naz ederek biraz da çekinerek sordum. Annem bir iki tarif etti. Ardından “öğretmeniniz anlattı mı bunu ?“ dedi. Ben de anlatmış dedim. Tabi bu öğretim saatinin şefkatine çimdikler düşerek hava değişti. Ama ben spor ve turp kelimelerini yazıyordum artık. Bu olayda kendimce haklıydım. Bildiğim bütün heceler iki ya da üç harfliydi ve bölünüyordu. Spor ile turp hem dört harfli hem de bölünmüyordu. Bu anlaşılır gibi değildi benim için. Ertesi okula gittiğimde parmak kaldırarak “Öğretmenin tahtaya kalmak istiyorum “ dedim. Katlım ve tahtaya spor ve turp kelimelerini yazdım. Hocam neden yazdın bunları dediğinde “Çünkü artık eşek değilim” dedim. Bu iki kelime hep; bilemediğim şeylerin şaşkınlığıyla, yapamadığım şeylerin cezası gibidir.  Bu olay yalnızca benim için değil, öğretmenim için de önemli sayılmış olmalı ki, benim hakkımda önemli bir not olarak kişisel dosyama işlenmişti. Yıllar sonda mezun olduğum okulda memur olarak çalıştığımda, arşivdeki öğrenci dosyaları arasından kişisel dosyamı bulup okuduğumda öğretmenimin bu olayla ilişkin yorumunu okumak beni epey duygulandırmıştı.

Öğretmenlerin sorunları dile gelirken, sınıfların kalabalık oluşundan tutun da bir sürü liste eklenerek eğitim kalitesinin düştüğü söyleniyor. Şüphesiz ki alet işler el övünür. Teknik donanımın öğrenimi kolaylaştırdığı bir gerçektir. Ancak eskiden biz Uzay çağında yaşıyorduk da şimdi taş devrine mi döndük? … Eskiden öğretmenler için işleri, kendi idealleri gibiydi. Öğrenciler de 3/a  dakiler,5/B dekiler değil, 3/A dan Ayşe, 5/B den Ali üzerinde düşünürdü. Şimdi “Bir öğretmenin TV deki haberlerde dediği gibi öğrencilerimizin ismini ezberleyemiyoruz” denen bir durum yoktu.

.Bir insanın duymaktan en çok hoşlandığı şeyin kendi ismi olduğu söyleniyor.Ben yıllar sonra bile öğretmenlerimle karşılaştığımda her zaman adımı hatırladılar. Yukarıda sözünü ettiğim reklamda ya da  “Hababam Sınıfını” izlerken okul müdürünün bile öğrencilere ismiyle hitap etmesi ben duygulandırıp düşünmüştür. Bunu başaran öğretmenlerimiz siyasetçilerimiz olduğu da biliniyor. Bu nedenle son durumu okullardaki fiziki şartların yerine gelmemesine bağlamak yeterince doğru değil.

Eskiden karnelerimizde bilgi ve davranışlarımızın ölçüldüğü iki bölüm vardır. Öğretmenler çocuğun, temizlik alışkanlıklarından, arkadaşlarıyla geçimine kadar derecelendirmeler yapardı. Bu bilgiler kişinin dosyasına işlenir, öğrenim yaşamı boyunca o çocukla ilgili bilgiler işlenir. Çocuğun nasıl yönlendirilmesi gerektiği konusunda diğer öğretmenler ipuçları verirdi. İsmini bilemediğimiz bir çocuk için bu değerlendirme nasıl yapılacak. Sosyal beceri ve etik değerlerin kazandırılamadığı bir bilgi birikimde çocuk yaşamda yerini nasıl bulacak? Ya da bugün yapıldığı gibi bilgi bombardımanın yoğun olduğu bir eğitim anlayışıyla nereye kadar gidilecek.

Yaşadığımız çağın etkisiyle insan; yığınların bir parçası olarak görülmeye başlandı. Oysa ki her insan “biricik” haldedir. Çocuklar da öyle. İnsanın biricik yanlarını bulup çıkarmak da kendiliğinden olacak bir şey değil. Öğretmenlerimizden ya da öğretenlerimizden yardım alabilirsek ne ala. Ya değilse koşusunda yalnız bırakılmış ama kendi biricikliğini fark eden birey kendi adını söyleyecektir.

Benim adım510

26 Kasım 2006 Pazar Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here