0
58

 

28 Mayıs akşamı Büyükşehir Kültür Merkezinde, Eskişehir Sanat Derneği’nin Edip Cansever’i Anma etkinliği yapıldı. “Anma Etkinlikleri” nden oldum bittim pek hoşlanmam. Ölen kişinin sevgiyle yad edilmesinden çok, bir matem, tören havasına büründürülür. Hele bir de ölen kişi bir gruba aitse, sanki o kişi üzerinden karşı tarafa meydan okuma ve gövde gösterisine dönüştürülür. Gelenler bir siyasi şölene mi gelmişlerdir, yoksa sanat ortamına mı bunu anlayamamanın getirdiği karmaşa ve tedirginlik içine girer. Etkinliği üstlenen şiir sevdalısı Mustafa Devrim, Edip Cansever’in “ÇağrılmayanYakup”adlı şiiri kendi hazırladığı bir mizansen içinde okudu. Ardından Anadolu Üniversitesi Anadolu Ezgileri grubunun seslendirdiği türkülerle dönüşümlü olarak dinleti devam etti.

28.Mayıs 1986 yılında yitirdiğimiz Edip Cansever şiirimizin köşe taşlarından biri.  Özellikle bireyin yalnızlığı, günlük bocalamalarını, kimlik arayışlarını, kendi dünya görüşü içersinde eriterek bizlere sunar. Kişinin bu çatışmalarını imajist bir şiir yapısında  yer yer ironik bir dille anlatır. Çağrılmayan Yakup, Ben Ruhi Bey Nasılım, Yer Çekimli Karanfil ve Masa da Masaymış ha şiirleri hemen hatırlanan şiirleri arasında yer alır. Çağrılmayan Yakup şiirinde: insanın çeşitli hal ve durumlarına ait izleri aslında tek kişilik bir diyalogu   iki kişi arasında geçiyormuşçasına sunar. Mustafa Devrim görmeyen bir arkadaşımız. Ancak yaşamı öylesine kucaklar ki her gün kendini yeni bir şeyle donatır. Uzun zamandan beri de şiir yorumlar. Onunla konuştuğunuzda çoğu kez onun görmez yanını unutursunuz. Her insan dünyayı kendi alışkanlıklarıyla yorumluyor. “Tok açın halinden anlamaz” sözünde olduğu gibi, bazen algı ve anlayışımızın ne kadar sınırlı olduğunu unutuyoruz.. Empatik davranışlar gösterebilmek, pratikte “seni anlıyorum” dan daha fazlasını içermekte ve pratik geliştirmekle mümkün. Ya değilse durum karşısında çuvallayabilirsiniz.

Onunla yaşadığımız birkaç anımı burada paylaşmak isterim. Mustafa bir gün kiralık ev aradığını söyledi. Ben de ona evimin yakınında bir yedinci katın kiralık olduğunu söyledim. Biraz da evi methetmek için “manzarası çok güzel Mustafa. Bursa yolunu görüyor” O da “manzara önemli değil Zehra Abla önemli olan ev bakımlı olsun” Bense hala ısrarlı “Önemli değil deme Mustafa. İşten gelince çay içerken şöyle bir bakar dinlenirsin.”  O da “Peki öyle yapalım Zehra Abla” dedi. Ve o eve taşındı. Taşındığı gün bana arabaya yolun ne tarafından bineceğini sordu. O zaman Muratkent’e Kırmızı ve Mavi otobüs dönüşümlü olarak gelir, evimizin bulunduğu adayı biri sağdan diğeri soldan dolaşırdı. Ben de Mustafa’ya “Kırmızı otobüs soldan gelir, yolun üst tarafından bin, mavi otobüs sağdan gelir yolun alt tarafından bin” diye tarif etmeye çabalarken. “Zehra Abla yorulma, ben yolumu bulurum” dedi.

Türk Şiirinin gelişimine baktığımızda, şairler arasında şiir anlayışlarının farklılığından doğan bir yarış ve çekişmenin olduğuna rastlıyoruz. Garip akımı, ikinci yeni, toplumcu gerçekçi, imajist şiir anlayışları gibi. Ancak bu dönem şairleri,  Mehmet Akif, Tevfik Fikret, Turgut Uyar, Edip Cansever, İlhan Berk, Ece Ayhan, Orhan Veli, Nazım Hikmet, Melih Cevdet ve diğerlerinin bu kavgayı, söz üretiminden çok, şiir üretimi üzerinde kurmuşlar. Bugünden geriye baktığımızda şiirimizin içinde önemli zenginlikler olduğunu ve kendi örnekleri içinde de benzersiz yanlarını fark edebiliyoruz. Bir Turgut Uyar okumakla, Necati Cumalı okumak ya da Ece Ayhan okumakla Melih Cevdet’i okumak farklı duyum ve sonuca ulaşırız.

Günümüzde de şiir ve şiir anlayışı üzerine o kadar çok tartışma yapılıyor ki bunlar neredeyse kişisel çekişme haline geliyor. Zaman zamana da şairler bir şiir türünü şiirden saymazken, kendi şiirinde de aynı üslubu kullandığına tanık oluyoruz.

Şiirin okunması ve yorumlanması konusunda da farklı görüşler var. Bazı şairlerimizin şiir kasetleri var. Bazıları buna karşı. Bazıları şiiri müzikle yorumlamayı tercih ederken, bazıları şiirin kendi müziğinin duyulmasından yana. Bir gerçek var ki halk olarak şiiri seviyoruz. Bu da çok sevindirici. Bütün sorun kimin zamana dayanabileceği. Edip Cansever zaman içinde yerini edinmiş bir şairimiz. Umarım Mustafa Devrim de öyle olur.

 

 

 

3 Haziran 2005 Cuma Anadolu gazetesi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here