Ana Sayfa YAZILARIM 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Hayır Günü

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Hayır Günü

0
95

Yaygın bir yanlışlığı düzeltmek ne kadar da zordur. Usulca kirlenen yürekler ortalığı öylesine karartır ki kim hangi şeyden sorumlu, neden oluyor bu kargaşalar; çözüm nedir; suçlu kimdir? Bu soruların yanıtları aranırken varılan sonuçlar da bir yanılsamadır çoğu kez.

Tıpkı kadınlara uygulanan şiddette, kadınların dönüp dönüp kendilerini suçlaması gibi. Oysaki tarihe bakmak ve onu iyi okumak bu sorunun nereden kaynaklandığını açıkça gösterecektir. Sorunun tam olarak tanımlanmış olması bir nebze işimizi kolaylaştırır. “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Hayır Günü” de tanımı yapılmış bir gün olarak çözümleri beklemektedir.

Osmangazi Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu ile Türk Hemşireler Derneği Eskişehir Şubesi, bu güne yönelik bir dizi panel gerçekleştirdi. Bu panelde, Yard. Doç Dr. Nebahat Özerdoğan, Uluslar arası Sözleşmelerde Kadın; Doç Dr. Nedime Köşgeroğlu Bilimsel Yaşamda Kadın; Şair Hüseyin Avni Cinozoğlu Tarihsel Süreçte Kadın ve Şair;  şair Çiğdem Sezer, Yazılı kültürde Kadın başlığındaki konuşmalarını sundular.

Tüm bu konuşmaların ortak kanaati kadının toplumsal ve tarihsel süreçte yer aldığı yer ve yetki alanının işleyişine göre az olduğudur. Gerçi toplumsal kültürlerde kadınları övücü çok sözler söylenmişse de henüz kadınların birey oldukları yok sayılmakta ve özgürlük alanları “otorite olan erkek”ler tarafından biçimlenmekte. Kadın işgören olarak yer aldığı iş yaşamında eşit ücret alamadığı gibi, istenmediği yerde yıldırma, kızdırma, caydırma durumlarıyla yüz yüze gelerek bir çeşit duygusal baskı altına alınmaktadır. Konuşmacıların sözleri de bunları doğruladı.

Kadın sorunu, Uluslar arası hukukun da sorunudur. Bu nedenle CEDAW (kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesini)  kabul eden ülkelerde bu konuda mücadele sürmektedir. Türkiye de bu sözleşmeyi imzalayan ülkelerden biridir. Kadın hakları konusunda yasal olarak pek çok devletin önünde olduğumuz söylense de uygulamada henüz tam bir başarının sağlandığı söylenemez. Bu türden anma günlerinde sorunların altı başlıklar halinde çizilerek genelden özele geçiş pek başarılamaz. Bu nedenle “Kadına Yönelik Şiddet” dediğimizde de abiden, babadan ya da kocadan yenilen dayak anlaşılmamalıdır. Çünkü sorun bundan daha derindir.

Kadınlara uygulanan duygusal şiddet ki bu en çok işyerlerinde oluyor. Aile içi taciz, çevreden gelen taciz, tecavüz suçları, bir kadının fuhşa zorlanması, hele hele uzak doğu ülkelerinde olduğu gibi küçük yaşta kız çocuklarının fuhşa zorlanması, kadının cinsel obje olarak metalaşması, çocuk işçiler, aşk ya da sevgi numaralarıyla kadının kuşatılması sorununu da mevcut sorunlara eklemek gerek. Bulunan çözümlerin de gerçekten çözüm olup olmadığını denetlememiz, yaraya merhem sürmekle, çıbanın yok edilemeyeceğini kavramamız yerinde olur.

Nedime Köşgeroğlu, konuşmasında bilimsel süreçte kadının nasıl yok sayıldığını dile getirdi. Efendim kadınlar duygusal olduğundan bilimde ve matematikte başarılı olamazlarmış. Mış mış da mış mış… “Yazınsal süreçte Kadın” başlığında konuşan Çiğdem Sezer’de kayıtlarda daha fazla kadın edebiyatçı olduğu halde bunların sayısının gitgide azaldığına dikkat çekti. (Böylece yaşamlarında adı saydıran kadın şairler, öldükten sonra da yok edilmiş oluyorlar) Sezer; ayrıca tarihsel süreçte Kadının önemli olduğunu savunan kültürlerde bile, (Türk kültüründe “Hanedanların yanında yürürdü” başlığına dikkat çekti) durumun göstermelik olduğunu belirtti. Bu durum günümüzde de değişmemiştir. Parlamentodaki kadın sayısı ya da erk alanlarındaki kadın sayıları parmakla sayılacak kadar azdır.  Avni Cinozoğlu şair kadınlardan övgüyle söz ettiyse de, şair bir kadın olarak başıma ne geldiyse “saçımın uzunluğundan” geldiğinin farkındayım.

Kadına uygulanan şiddet sorunu başlık altında ele alınan bir konu olarak varlığını sürdürüyor. Ancak kadını suçlanmadan, yargılanmadan çözüme varılması gerekmektedir. Çünkü genelde taciz, tecavüz ve her türden şiddette kurbana “sen ne yaptın da bu başına geldi” yaklaşımıyla sorun çözülemez. Kadın ve erkeğin bir arada ve gönül rahatlığıyla yaşamasının oluşturulması sosyal, kültürel ve ekonomik çözümlerin üretilmesi gerekmekte. Ya değilse kadınlar saçlarını kesip kendi çözümlerini bulacaklardır. Ama neden saçlarımız kesilsin ki…

zehra çam

 

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here