14 Şubat Dünya Öykü Gününün Ardından

0
90

Etkinlikler. Sosyal yaşamın içindeki harala gürenin bir parçası mı, beslenme kaynakları mı?

Şüphesiz ki bu kişilerin öznel beğenileriyle ilgiliyse de, bir şeyi ustasında görmek ve dinlemek ayrı bir zevktir. Müziği radyoda, teyp şimdilerde CD dinleyebilirsiniz, eğlencenize eşlik eden bir fon olabilir çatal kaşık arasında ancak hiçbir şey bir konserin yerini tutamaz.

Bunu edebiyat etkinlikleri için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü, kitap okumak, biriyle konuşmak gibidir. Bir kurgu aracılığıyla öznel dünyalarımızın buluşması yazarla aranızda bir sevgi bağı oluşturur. Ancak yüz yüze edebiyat sohbetleri bu sevgi bağını daha da pekiştirir.

Edebiyatçılar Derneğinin düzenlediği “14 Şubat Dünya Öykü Günü” etkinliğinin konuğu Erendiz Atasü idi. Pek çok başarılı esere imza atmış yazarımız okurlarıyla buluştu. Edebiyat sanatın izleyicisi içinde özel bir yere sahiptir. Eskişehir’deki edebiyat okuru  her zaman aktif bir dinleyicidir. Sorularıyla katkılarıyla söyleşiyi açımlar. Bu etkinliğe gelenlerin çoğu da genel edebiyat sevgisinin yanı sıra dinleyeceği yazarı, Erendiz Atasü’yü biliyorlardı. Erendiz Atasü konuşmasını “Taş Üstünde Gül Oymalar” kitabındaki öyküler üzerinde yoğunlaştırdı. Ayrıca Türk öykücülüğü; kadın ve erkek bakış açısının  öyküdeki yansıyışına da değindi.

Bu etkinlik kendi içinde doyum verici geçtiyse de edebiyat alanında kentimizde neler yapılabileceği ve nasıl yapılabileceği konusunda da yeni önermeler içeriyordu.  Etkinlikte dağıtılan iletişim formunda iki soru yönelttik okura. Bu etkinlikten nasıl haberdar oldunuz. İleride nasıl haberdar olmak istersiniz. Etkinliğe katılımın çoğu afişlerden ya da e posta yoluyla duyduğunu dile getirmiş. Ancak ileride, e-posta ya da cep iletisi ve ya mesajla kendisinin bundan haberdar edilmesi talebinde bulundu. Katılımcılar arasında gençler de vardı. Birkaç üniversite öğrencisi “Bugün öğleden sonra gördük afişi, lütfen bir dahaki sefere okulumuza daha fazla afiş asın” talebinde bulundu.

Sosyal etkinliklerin çoğu dar bir çevreyle biraz tanıdıklık ruhuyla eşlik ettiğimiz durumlar. Bu durum sürekli de eleştiriliyor. Çoğu kez etkinliklerde dernek üyeleri ve konuşmacılar olur. Ancak bu etkinliğin doyum veren yanlarından biri, afiş aracılığıyla kişilerin gelmesiydi. Bu durum, iyi bir şey yapılması kadar duyurunun da iyi yapılmasının sonuçlarını görmek açısından yararlıydı. Sanatın kitleselleşebileceğinin bir yansıması olarak da değerlendirilebilir.      Sanatın kitleselleşmesinden çoğu kez bir kitle kültürü yaratmak düşünülüyor. Oysaki  edebiyat, özel bir alandır. Görsel ya da işitsel sanatlarda kısmen pasif bir izleyici konumundasınızdır. Şüphesiz ki bu o sanatların değerini düşürmez. Ya da o sanatların izleyicisinde bir değer oluşturmadığını söyleyemeyiz. Ancak edebiyat okuru çoğu kez bir yazarı dinlemeden önce ya da sonra bir okuyucu haline gelir. Bu nedenle edebiyat etkinliklerinin özellikle kitap okumayı hızlandırdığını söyleyebiliriz.

Başka ayırt edilmesi gereken bir durum da planlama açısından ortaya çıktı. Özellikle yerel sanatın ve sanatçının gelişmesini arzu ettiğimiz bu etkinliklerde yerele önem verelim derken onun payını küçültebiliyoruz. Ayrıca sanatta “yığın” yapmak doğasına da aykırı. Bu nedenle etkinlikleri, kişilerden daha çok “Tema” üzerinde yoğunlaştırmamız yerinde olacaktır. O zaman ustalık alanına giren  ya da  belirlenen konuda çalışması  olanların katılımı daha da zengin bir hale gelecektir.

 

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here